Tüm Kategoriler
BİTKİSEL ÜRÜNLER BİTKİSEL ÜRÜNLER

Şifalı Dualar


Hastalık, sıkıntı ve dertlerden "dua" ile kurtulmak için, Şifalı Dualar bölümümüzde, çeşitli kaynaklardan derlediğimiz en etkili duaları bir araya topladık.Bu güzel dualar ile tüm sıkıntılarınıza şifa bulmanız dileğiyle.

                                       “Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever.”
                                                                              Hz.Muhammed (S.A.V)



OKUNMA SAYISI: 4139


Alfabetik Sırayla Şifalı Dualar

A B C-Ç D E F G H I-İ K-L M N O-Ö P R S Ş T
U-Ü V Y Z

H
H.OSMAN EFENDİNİN KURAN FAZİLETİ HAKKINDAKİ DERSLERİ HAYATINDAN ÜMİT KESEN KİMSENİN OKUYACAĞI DUALAR
HAKKA SURESİNİN SIRLARI HAYVANI KAÇAN KİMSENİN OKUYACAĞI DUA
HAŞR SURESİNİN SON ÜÇ AYETİNİ OKUMANIN FAZİLETİ HZ. ÖMER R.A AĞLAMASI
HACI OSMAN EFENDİNİN MANEVİ DERSLERİ HZ.MERYEMİN VALİDESİNİN DUASI
HACI OSMAN EFENDİNİN SALAVATLAR HAKKINDAKİ DERSLERİ HELADA KONUŞMANIN YASAKLANDIĞINA DAİR
HACCA GİDENE HACDAN DÖNENE KARŞI YAPILACAK DUA HELAYA GİDERKEN OKUNACAK DUA
HACET DUALARI HER HASTALIĞIN MANEVİ İLACI
HACET MEKTUBATI HİDDETLENİNCE OKUNACAK DUA
HACET NAMAZI VE DUASI HİKMET İLMİ NASIL ELDE EDİLİR?
HACET VE DİLEK SURESİ HİZBÜ'N-NASR DUASININ OKUNUŞU
HADİD SURESİNİN SIRLARI HİZBÜ'N-NASR DUASI
HARAM NEDİR HOROZ SESİ,MERKEP ANIRMASI İŞİTİLİRSE OKUNACAK DUA
HASTALARI ZİYARET ETMENİN FAZİLETİ HUD SURESİNİN FAZİLETİ
HASTANIN VE HASTAYI ZİYARET EDENLERİN OKUYACAKLARI DUA HZ.ALİ EFENDİMİZİN YAHUDİLERE SORULARI
HER TÜRLÜ GÖZ HASTALIKLARI İÇİN HASTANIN BİZZAT KENDİSİNİN OKUMASI GEREKEN DUALAR
HASTANIN BİZZAT KENDİSİNİN OKUMASI GEREKEN DUALAR HİZBULBAHRİN FAZİLETİ
HİZBÜL MÛNİ HİZBÜL BAHİR
HASTALIKLARDAN KURTARAN ŞİFA DUASI HİZBÜL BAHİRİN ANLAMI
HER TÜRLÜ ŞİFA HELAYA GİRMEK İSTİYENİN OKUYACAĞI DUALAR
HASTALIK ÖLÜM VE ONLARLA İLGİLERİN DUALARI HAC ZİKİRLERİ
HİLALİ VE DOLUNAYI GÖRENİN OKUYACAĞI DUALAR  

  H.OSMAN EFENDİNİN KURAN FAZİLETİ HAKKINDAKİ DERSLERİ


Allah Teala buyuruyor:
" Ey kullarım, yüksek makam isterseniz Kur'anı Kerim'in kıymetini bilin. Kur'an-ı Kerim sizi en güzel yola sevkeder, cennete götürür. Allah'a itaat eden müslümanlara da müjde verir, Allah Teala Kur'an-ı Kerim'in kıymetini bilen müslümanlara büyük bir makam vereceğini; sevap vereceğini vaad eder. Ahirete iman etmeyen kafirlerin de cehenneme gireceklerini haber verir."
Kur'an-ı Kerim gibi insanı Allah'a götürecek hiçbir ibadet yoktur. Ne kadar çok okursan, büyük bir ibadet yapmış ve Allah'a en çok yaklaşmış olursun.
Vakt-i Saadette Ashab-ı Kiram Kur'an-ı Kerim'i ezberlediler. Ellerinden geldiği kadar okudular ve okuttular. Onlardan sonra gelen ikinci asrın müslümanlarına gelince daha çok hafız yetiştirdiler. Bu kıyamete kadar böyle devam edecektir. Yeryüzünde en azından bir milyon hafız vardır. Halbuki hıristiyan ve yahudilerde kitaplarını ezberleyen yoktur. Bu şeref müslümanlara mahsustur. Çünkü Cenabı Ecelli ve Ala şöyle buyuruyor:

" Ey kullarım, bu Kur'an'ı okuyup ezberlemeyi kolay yaptım, yedi yaşındaki bir çocuk ezberliyor. Bunun Allah'ın kitabı olduğuna şüphe eder misiniz? Bu kitabı küçük bir çocuk ezberlerse daha ne gibi bir isbat istersiniz."
Bazı memleketlerde kadınlar bile hafız oluyor. Bunu insan yapabilir mi? Cenabı Hakk muvaffak ediyor.
İkinci asırda yedi tane kıraat imamı çıktı ve Kur'an-ı Kerim'i yedi türlü okumayı yazdılar, talebe yetiştirdiler. Bizim okuduğumuz kıraata "Asım Kıraati" denir. Büyük bir zat Cenabı-ı Peygamber'den rivayet etmiştir. Cenabı Peygamber'den nasıl rivayet edildiyse öyle okudu. Elimizdeki mushaflar o şekilde yazılmıştır. Dünyanın hiçbir yerindeki Kur'an-ı Kerim'in bir harekesinde bile şüphe yoktur. Bunun Allah'ın kitabı olup olmadığında şüphe edilir mi? Dünyanın hiçbir tarafında kimsenin Kur'an-ı Kerim'in bir harekesinde yanlışlık vardır dediğini göremezsin.
Büyük kıraat imamlarından birisi de Hamza-i Zeyyad'dır. O, Cenabı Hakk'ın sevgili kullarındandır. Bir gün bu zatın yanına birisi gitmiş, bakmış ki ağlıyor. Ona:
- Neye ağlıyorsun?
- Bu gece rüyamda Cenabı Hakk'la dertleştim, önünde Kur'an okudum.
Nasıl oldu, anlat.
Cenabı Hakk bana:
"Ya Hamza, sana öğrettiğim gibi benim önümde bir hatim oku" buyurdu. Bunun üzerine ayağa kalktım. Cenabı Hakk bana:
"Otur, otur. Ben Kur'an okuyanları severim, buyurdu.
Ben de okudum. Kur'an-ı Kerim'in yarısına gelince (İnneke bil vâdil mukaddesi tuvev ve enahtartüke li mâ yûhâ) diye okudum. Cenabı Hakk geçmeme razı olmadı: "Dur, ya Hamza! (İnneke bil vâdil mukaddesi tuvâ) diye duracaksın, sonra (ve enahtartüke li mâ yûhâ) diyeceksin, buyurdu. Cenabı Hakk oku buyurdu, okudum. Yasin-i Şerife geldim. (Tenziylül aziyzir rahıym) diye okudum. Cenabı Hakk buna da razı olmadı. (Tenziylel aziyzir rahıym) diye okuyacaksın. Ben bunu böyle gönderdim, Arş-ı A'zam'ı taşıyan melekler ve okuyanların hepsi de bu ayeti böyle okurlar, sakın bunu unutma, ya Hamza, buyurdu.
Sonra Cenabı Hakk cennet bileziklerini getirdi,
kollarıma taktı. Bu ikram, Kur'an okuduğun içindir. Bir kemer getirdi, belime taktı. Bu da oruç tuttuğun içindir. Sonra başıma bir taç koydu. Bu iltifatım da Kur'an öğrettiğin içindir, buyurdu.
- Ağlamayayım mı, ben kimim ki O yüce yaratıcının önünde hatim indirdim? dedi.
Yine bir gün, bir kimse Hamza-i Zeyyad'ın yanına gitti. Baktı ki ağlıyor, yüzünü toprağa sürüyor.
Yine ne oldu, neye ağlıyorsun?
Bu gece rüyamda yine Cenabı Hakk'la dertleştim.
Anlat bakalım, nasıl oldu?
Cenabı Hakk, Kur'an'ı ezberleyenleri, iyi okuyanları getirin, buyurdu.
Kur'an-ı Kerim okuyanlar toplanınca Cenabı Hakk'dan ittika etmemiş olanları, Allah için okumayanları, menfaat temin etmek için okuyanları buradan çıkarın, buyurdu. Bunun üzerine korktum, oradan kaçmaya başladım. Adım ile çağırdılar: "Ya Hamza, gel" dediler.
İçeriye girdim. Öyle bir saraya girdim ki, bütün hafızlar ve iyi kıraat yapanlar orada idiler. İçeriden bülbül sesi gibi sesler geliyordu. Titremeye başladım. Bana:
"Korkma, sana bir şey yoktur; çık, Kur'an oku. En son ayette sana makam vereceğiz." dediler.
Baktım ki, beyaz bir kürsü kurulmuş. Üzerine çıktım, okumaya başladım. Sure-i En'âm'a geldim:

"Ben 0 Allah'ım ki, kullarımı ölümle kahrettim. Onları ovucuma aldım, hiç kaçamıyorlar. Ecelleri gelince canlarını alıyorum." mealindeki altmışıncı ayete gelince hala kimin huzurunda okuduğumdan haberim yoktu. Meğer Cenabı Hakk'ın huzurunda okuyormuşum.
Allahü Teala buyurdu ki:
- Ya Hamza, Kahhâr değil miyim, hiç kimse ölümden kaçabiliyor mu?
- Kahhâr'sın, ya Rabbi dedim.
- Ya Hamza, oku buyurdu.
Okudum, Sure-i Araf a geldim. Secde ayetine gelince secde etmek istedim. Cenabı Hakk buyurdu:
- Ya Hamza! Yeter, yeter. Bu Kur'an'ı sana kim öğretti?
- Ya Rabbi, Süleyman el-A'meş'den okudum.
- Süleyman'a kim okuttu?
- Hazreti Ali (r.a.) okuttu.
- Ali'ye kim okuttu?
- Cenabı Peygamber (a.s.) okuttu.
- Peygamberim'i kim okuttu?
- Cibril-i Emin okuttu.
- Cibril'i kim okuttu, buyurunca:
" Yâ Rabbi! Sen okuttun" demeye dilim varmadı, korktum. Bunun üzerine Cenabı Hakk:
- Sen öğrettin, Sen öğrettin, de ya Hamza, buyurdu.
- Ya Rabbi, Sen öğrettin, Sen öğrettin, dedim. Allahü Teala:
- Doğru söyledin, ya Hamza. Kur'an-ı Kerim'in hakkı için onunla amel edenlere ve onu okuyanlara ikram edeceğim. Kur'an-ı Kerim benim kelamımdır. Onu okuyanlan sevdiğim gibi hiçbir kimseyi sevmedim, buyurdu.
Cenabı Hakk'a vasıl olmanın en kestirme yolu Kur'an-ı Kerim'i çok okumaktır. Cenabı Peygamber (s.a.v.)'e vasıl olmanın en kestirme yolu ise salavatı şerifeyi çok getirmektir.
Her müslümanın senede hiç olmazsa iki defa hatim yapması üzerine borçtur. Şayet yapmayacak olursa Kur'an, kıyamet günü ondan davacı olacaktır. İnsan hiç okumasını bilmese bile Fatiha ve İhlâs surelerini okumalıdır. Sure-i Fâtiha'yı okumayı yedi, Sure-i Yâsîn'i on, Sûre-i İhlâs'ı üç defa okumayı bir hatim yerine sayarlar. Evinde bereket olmasını istiyorsan elinden geldiği kadar Kur'an-ı Kerim 'i oku ve okut.
Sonra Cenabı Hakk: "Ya Hamza, gel." buyurdu.
Ben de Huzur-u İlâhiyyesine gittim. Cenabı Ecelli ve Ala kudret elini güzel kokuların içine soktu. Başımdan aşağıya kadar vücuduma sürdü ve buyurdu:
- Ya Hamza! Bu ikramı yalnız sana yapmıyorum. Senden daha yüksek, senin gibi ve senden daha aşağı okuyanlara da bu ikramı yapacağım. Benim rızam için okuyanlara da bu iltifat vardır. Sizin için hazırladığımız iltifat, itibar ahirette bundan daha fazladır. Ya Hamza! Benim rızam için Kur'an okuyanları ne kadar sevdiğimi onlara haber ver, sevdiğim en güzide kullarım ehl-i Kur'an olanlardır.
* Cenabı Hakk bir beldeyi helak etmek için melekleri gönderdi. Sonra onları geriye çevirdi. Melekler:
- Ya Rabbi, onları neden affettin, dediler. Cenabı Hakk buyurdular ki:
"Onlar bir çocuğa Besmele çektirdiler. Onun hürmetine Ben de onları affettim/'
Besmele-i Şerife çektirmenin ve Kur'an okutmanın sevabını ve faziletini idrak etmelidir ki, memleketten ne kadar musibetleri kaldırıyor. Sonra Cenabı Hakk:
- Ya Hamza! İzzetim ve Celalime yemin ederim ki, Benim için Kur'an okuyan dillere azab etmem. Onu anlayan kalb, işiten kulak ve gören gözlere azab etmem, buyurdu.
- Sübhânek ya Rabb, dedim.
- Ya Hamza! Kur'an'a bakanlar nerede? buyurdu.
- Ya Rabbi, hafızları mı istiyorsun?
Cenabı Hakk buyurdu ki:
"Evet, kıyamet günü onlar bana kavuşana kadar ben onlar içinimdir. Onlar bana kavuştukları vakit her bir ayetin mukabilinde onlara bir makam vereceğim."
Cenabı Hakk "Kur'an okuyun, yükselin." buyuracaktır. Kişi, amel etmediği ayete gelince okuyamayacaktır. Zira amel etmek şarttır.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HAKKA SURESİNİN SIRLARI

el-Hâkka suresi baştan sona kadar yazılır ve hamile olan kadının boynuna takılırsa, karnında bulunan yavru her türlü tehlikeye karşı korunmuş olur. Bu surenin yazılıp temiz bir su içerisine bırakılması ve yeni doğan bir çocuğun ağzına bu sudan sürülmesi, ileride çocuğun zeki olmasına tesir eder. Ayrıca bu çocuk, çocukluk çağında her türlü tehlikelere karşı da korunmuş olur. Bir kimse bu surenin tamamını zeytinyağı üzerine okuyup küçük çocuğu bu yağ ile yağlarsa, hiç bir haşere kendisine zarar veremez.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HAŞR SURESİNİN SON ÜÇ AYETİNİ OKUMANIN FAZİLETİ

Bismillâhirrahmânirrahıym.
Hüvallâhüllezî lâ ilahe illâ hû, âlimül ğaybi veş şehâdeh, hüver rahmânür rahıym. Hüvallâhüllezî lâ ilahe illâ hû, el melikül kuddûsüs selâmül mü'minül müheyminül aziyzül cebbârul mütekebbir, sübhânellâhi amma yüşrikûn. Hüvallâhül hâlikul bâriül musavviru lehül esmâül hüsnâ, yüsebbihu lehû mâ fıs semâvâti vel ard, ve hüvel aziyzül hakiym.


Manası:
O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka hiç bir ilah yoktur. O gizliyi de bilir, aşikarı da. O çok esirgeyen ve çok bağışlayandır. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka hiç bir ilah yoktur. O, öyle melik (padişah) ki münezzehtir noksandan, salimdir, emin edendir. Gözcü ve hafızdır, gâlib ve kadirdir, büyüklükte eşi olmayandır. Azamet sahibidir. Müşriklerin şirk koştukları ortaklardan münezzehtir. O, yaratan, yoktan var eden, varlıklara suret verendir. O'nun güzel isimleri, Esma-i Hüsna'sı vardır. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nu teşbih ederler. O, galibi mutlaktır, hüküm sahibidir.

* Sevgili Peygamberimiz bu ayet-i celileler hakkında buyurmuşlardır ki:
"Her kim sabahladığında üç defa: "Eûzü billâhis semiy 'ıl aliymi mineş şeytânir raciym." der de Sure-i Haşr'in son üç ayetini okursa, yetmiş bin melek akşama kadar Cenab-ı Ecelli ve Alâ'dan o kimsenin affını isterler. Akşam olmadan ölürse, şehit olarak ölür. Akşam okursa fazilet ve ecri yine aynıdır."
Diğer hadis-i şerifte şu fark vardır:
"Melekler onu akşama kadar muhafaza ederler.Eğer o gün içinde ölürse, şehit olarak ölür. Akşam okursa yine aynı mükafat verilir."

Başka bir rivayette:
"Cenab-ı Ecelli ve Alâ o kimsenin cennete girmesini vacip kılar."
"Cenab-ı Ecelli Alâ, Sure-i Haşr'in sonunu okuyan kimsenin geçmiş ve gelecek günahlarını affeder."
Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor:
"Sevgilim Resulü Ekrem'e İsm-i Azam'ı sordum. Şöyle buyurdu.
"Sure-i Haşr'in sonuna devam et, onu çokça oku." Ben yine sordum. Bana aynı tavsiyeyi yaptı, yine sordum. Aynı tavsiyeyi yaptı."

Diğer hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:

"Sure-i Haşr'in son ayetlerini okuyan için cennet, cehennem, Arş-ı A'lâ, kürsî, hicaplar, semalar, yedi kat yerler, zehirli hayvanlar, kuşlar, ağaçlar, güneş, ay, melekler ve diğer mahlukat istiğfar eder; Cenab-ı Ecelli Ala'dan affolunması için niyaz ederler; o günün gündüzünde veya gecesinde ölürse, şehit olarak ölür."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HACI OSMAN EFENDİNİN MANEVİ DERSLERİ

Hacı Osman Efendi (rahmetüllâhi aleyh):

"Sure-i Kâfirûn'u her gün ikişer yüz defa okumaya devam edersen imanın kuvvetlenir, Hızır (a.s.) sana mürşidlik eder." buyururlardı. Bazılarına Ayet'el-Kürsi'yi ellişer-yüzer defa okumasını bazılarına da:
Sabah namazından sonra:
Estağfirullâhel azıym 100 defa
Salavât-ı şerife 100 defa
Lafza-i Celâl 400 defa
Rabıta-i Şerife 20 dakika

Bu zikri talim buyururlardı. Zikrin yapılışını şöyle anlatırlardı:
"Lafza-i Celal'de gözler yumulur, zikir ağızla değil kalp ile yapılır. Böyle yapılan zikre Cenabı Ecelli Ala'dan başkası vakıf olamaz."
"Zikrin ikmalinden sonra bir Fatiha-i Şerife, üç ihlası şerif ve Muavvizeteynler okunarak Cenabı Peygamber'in (s.a.v.) ve diğer peygamberlerin, ehl-i beytin, sahabe-i güzin efendilerimizin, Nakşibend Muhammed Bahaeddin Hazretlerinin, silsile-i sâdâtın

ruhlarına ve kendi ruhunuza da hediye edersiniz." Talebelerinden birisi sordu: "Hocam, insan hayatta iken ruhuna okuyabilir
mi?"
"Evet, okuyabilir. İnsan, ruhu için okuduğu vakit ruhu manevi olarak kuvvetlenir."

Büyük mürşid H.H.M.Osman Efendi gizli olarak hayal ile yapılan zikrin sebebini şöyle anlatırlardı:
"Nakşibendi şeyhlerinden Abdülhâhk Gucdüvânî Hazretleri bir gün hocasından ders okurken şu ayeti kerimeye geliyor:
"Cenabı Ecelli Ala'ma karşı dua ettiğiniz vakit, gizli gizli yalvarm, dua edin. Her yerde meydana vermeyin."
Bu ayeti okuyan Abdülhâhk Gucdüvânî, hocasına:
"Cenabı Ecelli Ala'nın murad ettiği gizlilik nasıl olabilir? Aşikâre yapsak insanlar görüyor. Şeytan damarımızda istediği gibi geziyor, o da biliyor. Gizli yapsak melekler farkına varır. Gizli tarafı nasıl olabilir? Ben bunu anlayamadım." dedi.
Hocası ona şöyle dedi:
"Ben bu yolları bilmem; bu ilmi ledünnidir. Eğer Allah Teala murad ederse sana gösterir ve öğrenirsin."

Abdülhalık hocasının bu sözü üzerine beklemeye başladı. Günün birinde Hızır (a.s.) geldi, kendisini evladlığa kabul etti. Nakşilerin yolu olan gizli zikri hayal tariki ile Abdülhâlık'a verdi.

Lâ ilahe illallah Lâ ilâhe'yi kalpten alıyor, sağ omuzun altından çeviriyor. İllallâh'ı kalbe vuruyor.
Hızır (a.s.) ona bu şekilde zikretmesini, zikr-i hafiyi öğretti. Sonra mana aleminde bu zat büyüdü ki, Buhara'da ezanı işittiği vakit beş vakit namazı Kabe'de cemaatle kılardı.
"Bu nasıl olabilir?" diye sordular. Cevaben dedi
ki:
"İnsanın ruhu elektrikten daha süratlidir. Elektrik bir saniyede küre-i arzı üç defa, insanın ruhu ise otuz üç defa dolaşır. Bu zatın aslı Araptı, sonra Türkleşti. Nakşi tarikatını da meydâna çıkaran bu zattır."
Zikrin menafii hakkında alimlerden birisi şöyle diyor:
"Tohum olacak bir habbenin kalbi yani içi delindiği zaman elbette sümbüllenip neşv ü nema bulamaz; ölür gider. Tıpkı bu şekilde, ene ile tabir edilen enaniyetin kalbi, "Allah Allah" zikrinin şua ve harareti ile yanıp delinse, büyüyüp gaflet ile firavunlaşmaz ve Hâlik-ı semavat ve arz'a isyan edemez. Nakşiler o zikr-i ilahi sayesinde enaniyet mikrobunu öldürmeye ve nefs-i emmârenin başını kırmaya muvaffak olmuşlardır."
Yukarıda tarif edilen zikir tamamlandıktan sonra direkt olarak Cenabı Peygamber'e rabıta yapılacaktır. Rabıtanın en azından yirmi dakikadan aşağı olmaması lazımdır. Rabıtayı ne kadar çok yaparsan o kadar terakki edersin. Rabıtanın ehemmiyeti çok büyüktür. Daima Cenabı Peygamber'in manevi huzurlarında bulunduğunu tasavvur edebilirsin."

Rabıta nasıl yapılır?

"Hocam rabıta nasıl yapılır?"
"Dizlerinin üzerinde kıbleye karşı otur, bir Fatiha ve bir salavat-ı şerife okuduktan sonra gözlerini kapat, Cenabı Peygamber'in manevi huzurlarında bulunduğunu ve onun mübarek alnından kalbine ilahi nurun aktığını hisseder gibi ol. Rabıtaya böyle devam ettiğin müddetçe ilahi nurun devamlı olarak her gün biraz daha ziyadeleştiğinin farkına varırsın."
"Hocam, siz doğrudan vasıtasız olarak Cenabı Peygambere rabıta yapılacağını beyan ediyorsunuz. Halbuki İmam-ı Gazali, Muhyiddin-i Arabi, İmam-ı Şaranî gibi alimler bir mürşidin lazım geldiğini beyan ediyorlar."

Hoca Efendi:
"Oğlum, onların zamanında bu işin ehli mürşitler vardı. Cenabı Peygamber'e kavuştururlardı. Şimdi ise bu işin ehli olmadığı için (çok az bulunduğu için) kendilerine vasıtasız gideni Cenabı Peygamber (s.a.v.) kabul ediyor." buyurmuşlardır.
Bu konuda H.476'da vefat eden Risale-i Kuşeyriyye'nin müellifi, İmam ebu'l-Kâsım Abdülkerim diyor ki:
"Çadırlar muhakkak ki onların çadırlarına benziyor, halbuki kabilenin kadınlarının onların kadınları olmadığını görüyorum. Bu sofular taifesinin muhakkiklerinden çokları yok olup gitti. Zamanımızda o taifenin eserlerinden başkası kalmadı. Bu yolda bir duraklama başgösterdi. Hayır, belki de yol gerçekten kayboldu. Kendilerine uyularak hidayete ulaştıracak şeyhler geçip gitti."

Sonra şu şekilde niyet edilir:
"Ya Rabbi! Okuyacağım salavat-ı şerife
hürmetine nin vücudunda ve gözlerinde bulunan
rahatsızlığı şifaya kavuştur." Yani ne için okunacaksa niyet, ona göre yapılır. Salavat-ı şerife "4444" defa okunur. Fazla veya noksan okunmamasına dikkat edilir. Bir seferde okunduğu gibi bir kaç günde de okunabilir.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HACI OSMAN EFENDİNİN SALAVATLAR HAKKINDAKİ DERSLERİ

Cenabı Ecelli Alâ buyuruyor:
"Ey kullarım! Ben. Muhammed kuluma salat getiriyorum. Melaikelere de emrettim, onlar da getiriyorlar. Öyle ise siz de ey mûslümanlar! Cenabı Ecelli Ala'ya iktidâen Peygamberinize salat ü selam getiriniz!"
Cenabı Peygamber'e hem salat hem de selam getireceksin. Yani:

Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve sellim. diyeceksin. Selam getirmeyi unutmayacağız. Beş on defa salavat-ı şerife getirdin mi, bir defa da selam  getireceksin. Cenabı Peygamber, üzerine salavat getiren kimseyi unutmaz. Resulü Ekrem, Cenabı Hakk'ın "Şekûr" ismi şerifine mazhar olmuştur. Kimden bir iyilik görürse onu ebediyyen unutmaz. İnsan kendini Cenabı Peygamber'e sevdirmelidir.

Cenabı Peygamber (s.a.v.) buyuruyor:
"Bir adam bana bir defa salavat getirdi mi, Cenabı Ecelli Alâ ona on defa getirir. On defa getirirse yüz defa, yüz defa getirirse bin defa salavat getirir."
Yani Allah Teala ona rahmet eder.
Salavatı şerife getireni Allah Teala karşılıyor. Bir insan Cenabı Peygamber'e günde yüz defa salavatı şerife getirirse Allah Teala alnının ortasına "Münafık değilsin, gavur değilsin, cennetliksin" diye yazdırıyor. İnsanın günde yüz defa salavatı şerife getirmesi ehli cennet olduğunun alametidir. Ehl-i cennet olmasaydı Allah Teala yüz defa salavatı şerife getirmeye muvaffak etmezdi. Doksan dokuza kadar azdır. Yüz defa getiren, çok getiren zümreye dahil olur. Bununla beraber on tane, yirmi tane getirsen bu da seni kurtarır. Çok olsun dersen yüze çıkarırsın.
Salavatı şerifeyi getirmek, bazı yerde farzdır. Bazı yerde vacip, bazı yerde sünnet, bazı yerde menduptur. Bunların yerlerini bilmelidir. İnsanın hayatı boyunca bir defa salavatı şerife getirmesi farzdır. Ölene kadar bir defa salavatı şerife getirmeyen, Allah muhafaza buyursun, azaba layık olur. Cenabı Peygamber'in ismi şerifi duyuldu mu salavatı şerife getirmek vaciptir.

Yani Cenabı Peygamber'in ismi anıldığı zaman salavatı şerife getirmeye mecbursun. Eğer Cenabı Peygamber'in bir mecliste ismi çok işitilirse, ulemanın çoğu "bir defa getirirse mesuliyetten kurtulur." dediler.

Bunu İmam-ı Tahâvî kabul etmiyor, diyor ki:

"Cenabı Peygamber'in her ismini işiten salavatı şerife getirmelidir, çünkü vaciptir. Namaz içerisindeki salavatı okumak sünnettir. Günde yüz defa getirmek ise müstehaptır. Ne kadar çok getirirsen o kadar makbuldür.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HACCA GİDENE HACDAN DÖNENE KARŞI YAPILACAK DUA

 
Zevvedeket takva ve vecceheke fil hayri ve kefâkel hemme.

Manası:
Cenabı Ecelli Alâ seni takva ile  azıklandırsın ve seni hayra yöneltsin ve senden
sıkıntıyı gidersin.
* "Bir delikanlı Cenabı Peygamber Efendimiz'e
gelip: "Ya Resulüllah, ben hacca gitmek istiyorum." dedi. Allah'ın Rasulü onunla yürüdü ve ona karşı bu
duayı okuyarak duada bulundu."


Yâ ğulâmü kabilellâhü hacceke ve ğafera zenbeke ve ahlefe nefekatek.

Manası: Ey delikanlı! Allah haccını makbul, günahlarını mağfur edip harcadığının bedelini  versin.


"O delikanlı hacdan dönünce huzuru peygambere gelerek selam verdi. Resulü Ekrem de ona bu dua ile duada bulundu."

Allâhümmağfiril hâcce ve limenistağfera lehül hâccü.

Manası: Ey Allah'ım! Hacıları affet ve hacıların affedilmelerini istedikleri kimseleri de affet.Bu duayı Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bütün hacılara karşı yapmıştır.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HACET DUALARI

Mukatil bin Süleyman'dan rivayet edilmiştir. Şöyle diyor:
"Kim sabah namazını vaktinde kılar sonra aşağıdaki duayı ikiyüz kere okursa duası bi iznillâh
kabul olunur:

Dua şudur:
Allâhümme yâ hayytt yâ kayyûmü yâ ferdü yâ vitru yâ samedü yâ senede menistenede ileyhi yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehû küfüven ehad.

Mukatil diyor ki:
Başka nüshada İmam Şafii'nin şu sözünü gördüm:
"Kim ki yüz kere: "Bismillâhirrahmânirrahıym. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym. Yâ kadiymü yâ dâimü yâ ferdü yâ vitru yâ ehadü yâ samedü yâ hayyü yâ kayyûm." dedikten sonra secde ederek hacetini isterse istediği kendisine verilir."
Bazı alimler bu duanın sonunda "Yâ zel celâli vel ikram, salli alâ muhammedin ve âlihî." der, sonra istediğini ister, diyorlar.

Başka bir nüshada da şöyle gördüm. Yüz kere yahut üç gün okur:

Bismillâhirrahmânirrahıym. Mâşâellâhü kâne lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym. Yâ kadiymü yâ vefıyyü yâ hafıyyü yâ kâimü yâ dâimtt yâ ferdü yâ vitru yâ ehadü yâ samedü yâ hayyü yâ kayyûmû bi rahmetike esteğıysü.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HACET MEKTUBATI


Bismillâhirrahmânirrahıym. Min abdihiz zelil, ilâ rabbihil celîl, rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamür râhımiyn.

Manası:
"Rahman ve Rahıym olan Allah'ın adı ile. Zelil, hakir kulundan Celîl olan Rabbine. Ey Rabbim! Gerçekten bana bir musibet isabet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin."

Fazileti:
Dileği olan kimse bu satırları bir kağıda yazarak akar suya bırakır. Sonra aşağıdaki duayı da okumaya devam ederse Allah'ın izni ile dileği mutlaka hasıl olur:


İlâhî bi muhammedin ve âlihit tayyibiyne ıkdı hâcetî.

(Muhammed Aleyhisselam ve onun mübarek ehli beyti ve ashabı hürmetine dileğimi ihsan et Allah'ım.)

 Bişr el-Hafî'nin tevbe edip tevbesinin kabul edilişine sebep olan kıssa şudur:
Kendileri bir gün yolda giderken, üzerinde Cenabı Hakk'ın mübarek isminin yazılı bulunduğu, fakat ayaklar altında ezilmiş bir kağıt parçası gördüler. Her tarafı çamur ve toz toprak olan bu kağıdı yerden alıp, güzelce temizleyip, ayak altına düşmeyecek bir şekilde duvar deliğine koydular. O akşam bir rüya gördü. Kendisine aynen şöyle sesleniliyordu:

Ey Bişr! Sen benim ismimi yerden, ayak altından kaldırıp temizledin. Ben de senin ismini yüceliklerekaldırıyor ve bütün kirlerinden temizliyorum. Bundan böyle seni hem dünyada, hem de ahirette arındırmış olarak huzuruma alacağım.
Ey gerçeğin talibi olan kimse! Bilmiş ol ki, nice zengin kimseler vardır ki her türlü dünya nimetine mazhardırlar ve hatta bir adım bile bir yerden diğer bir yere yaya yürümeyecek kadar imkana sahiptirler. Böyle oldukları halde, ölmeleri ile birlikte isimleri de derhal unutulur. Halbuki Bişr gibi bir fakir, Cenabı Hakk'ın ismini yerden alıp kaldırdığı ve emin bir yerde gizlediği için, Cenabı Hakk, ona asırlar boyu unutulmayacak bir isim olan Hafıyy adını veriyor. Asırlar boyunca hayır dualarla anılmasına onun bu asil hizmeti sebep oluyor. Bunun içindir ki, insan yaptığı işin neyi kazandıracağına veya neyi kaybettireceğine dikkat etmelidir. Kimsenin yaptığı iyi bir hizmet elbetteki Allah Teala katında boşa gitmez.
* Allah Resulü (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Defterlerinize (kitaplarınıza) besmele-i şerifeyi
yazınız. Her yazdığınızı besmeleyle başlayarak yazınız.
Konuştuğunuzu da yine besmeleyle başlayarak
konuşunuz."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HACET NAMAZI VE DUASI


Lâ ilahe Ulallâhül haliymül keriym. Sübhânellâhi rabbil arşil azıym. Elhamdü lillâhi rabbil âlemiyn. Es'elüke mûcibâti rahmetik. Ve azâime mağfiratik. Vel ğaniymete min külli binin. Ves selâmete min külli ismin lâ teda' lî zenben illâ ğafarteh. Ve lâ hemmen illâ ferracteh. Ve lâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhamer râhımiyn.

Resulü Ekrem Efendimiz buyuruyorlar ki: "Kimin Allah Teala'ya veya ademoğullanndan birine bir dileği olursa güzel bir abdest alsın. Sonra (rızayı bari için) iki rekat namaz kılsın. Selamdan sonra (bu duayı) okusun."

"On iki rekat namaz vardır. Bu namaz geceleyin ve gündüzleyin de kılınabilir. (Yalnız diğer namazlardan farklı olarak) namazın sonunda teşehhüdden sonra Allah Teala'ya hamd ü sena, Resulüne salat ü selamdan sonra secdeye var ve:

Fatiha-i Şerife (7) defa, Ayet'el-Kürsi (7) defa, Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şeriyke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadiyr (10) defa, Allâhümme innî es'elüke bi mekâıdil ızzi min arşike ve münteher rahmeti min kitâbike vesmikel a'zami ve ceddikel a'lâ ve kelimâtiket tâmmeh (1) defa oku. Sonra dileğini iste ve başını secdeden kaldır, selam ver. Sakın bu namazı cahillere öğretmeyin, onlar da yaparlar ve duaları kabul olunur." buyurdu.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HACET VE DİLEK SURESİ


Haceti veya bir dileği olan kimse, çarşamba, perşembe ve cuma günlerini oruçlu olarak geçirir. Yalnız cuma günü, cuma namazına gitmeden önce boy abdesti alarak cuma namazına iştirak eder. Yolda giderken de bir fakire sadaka verir. Cuma namazı sona erince, ellerini ilahi dergaha açarak şöyle duada bulunur:

Allâhümme innî es'elüke bismikel azıymi bismillâhirrahmânirrahıym, ellezî lâ ilahe illâ hû, âlimül ğaybi veş şehâdeti hüver rahmânür rahıym, es'elüke bismikellezî melees semâvâti vel arda ve es'elüke bismike bismillâhirrahmânirrahıym, ellezî anet lehül vücûhü ve haşeat lehül asvâtü ve veciletil kulübü min haşyetihî en tüsalliye alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim ve en takdıye hâcetî...

Bu duayı okuyanlar bi iznillâh hacetlerine kavuşurlar.
İbni Mes'ud (r.a.), Peygamber Aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"On iki rekatlık bir namaz vardır. Gece veya gündüz her rekatında bir Fatiha ve bir de sure okunur. Her iki rekatta bir teşehhüde oturup selam verilir. Ve son iki rekatta selam vermeden önce teşehhüdde otururken, yedişer defa Fatiha ile Ayet'el-Kürsi, on kere de:

Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerike leh, lehül

"Allâhümme innî es'elüke bi mekâıdil ızzi min arşike ve münteher rahmeti min kitâbike ve bismikel a'zami ve min ceddikel a'lâ ve kelimâtiket tâmmâti en takdiye haceti." duası okunur. Sonra da hacet söylenir ve selam verilirse Allah onun hacetini yerine getirir."

Sonra şöyle buyurdular:
"Bunu art düşünceli beyinsizlere öğretmeyin. Çünkü bu müstecab olan bir duadır." (Onlar da yapar, duaları kabul olunur.) ayının birinci gecesi baştan sona kadar okursa ve bu okuyuşunu sırf Allah rızası için yaparsa, gelecek aynı güne kadar bir sene müddetle Cenabı Hakk, o kulunu himayesine alır.

* Bir kimse büyük bir tehlike karşısında bu sureyi üzerinde bulundurursa veya bu surenin yazılmışını temiz bir su içerisine koyup aynı sudan içerse, bol kazanç elde etmesine, devletten yardım görmesine ve zelzele tehlikesinden korunmasına yardım ve vesile olur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HADİD SURESİNİN SIRLARI

* İbni Abbas (r.a.) diyor ki:
"İsm-i Azam dediğimiz Cenabı Hakk'ın en yüce ismi, Hadid suresi içerisinde bulunan yedi ayetin içerisindedir.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HARAM NEDİR?

Haram neye denir?
C- Allah Teala'nın işlenmesinin fena olduğunu bize bildirdiği amellerdir.
S- Ne gibi?
C- İçki içmek, domuz eti yemek, anaya ve babaya saygısızlık yapmak, hırsızlık etmek, yalan söylemek, adam öldürmek başkalarının hakkına tecavüz etmek, gıybet etmek, laf taşımak, iftirada bulunmak, hayvanlara eziyyet etmek, zina yapmak, su-i zanda bulunmak, yalancı şahitlik yapmak, kadere inanmamak, başkalarının ayıbını araştırmak, hile yapmak, nimete şükretmemek, büyüklük taslamak gibi...
S- Bir kimse gerek işlesin veya işlemesin, haramı helal diye itikad ederse ne olur?
C- Müslümanlıktan çıkar, kafir olur.
S- Bir kimse haramı haram itikad ederse yani fena olduğunu bilerek işlerse ne olur?
C- Müslümanlıktan çıkmaz. Öldüğü vakit namazı kılınır. Yalnız ahirette cehennem azabına layık olur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HASTALARI ZİYARET ETMENİN FAZİLETİ

Resulü Ekrem Efendimiz buyurdu:.
"Bir müslüman sabahleyin hasta bir kardeşini ziyaret ederse, yetmiş bin melek akşama kadar ona dua ederler. Eğer akşamleyin ziyaret ederse yetmiş bin melek sabaha kadar onun için hayır duada bulunurlar. Aynı zamanda ziyareti, onun için cennette toplanmış meyveler olur."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HASTANIN VE HASTAYI ZİYARET EDENLERİN OKUYACAKLARI DUA


Allâhümme rabben nâsi ezhibil be'seşfı enteş şaft lâ şifâe illâ şifâüke şifâen lâ yüğâdiru sekamâ.

Manası: Ey insanların Rabbi! Şiddeti gider, şifa ver. Sen şifa vericisin. Sen'in şifandan başka şifa yoktur. Ancak senin şifan vardır. O senin verdiğin şifa asla hastalık bırakmaz.

* "Resulü Ekrem Efendimiz bir hastayı ziyaretegeldikleri vakit o hasta üzerine (bu duayı) okurlardı."

Eûzü bi ızzetillâhi ve kudratihî min şerri mâ ecidü ve ühâziru.

Manası: Vücudumda hissettiğim hastalığın şerrinden sakınır, Cenabı Ecelle Ala'nın izzet ve kudretine sığınırım.
* "Osman b. Ebu As (r.a.) Resulü Ekrem'e vücudunda bulunan ağrılardan şikayet etti. Resulü Ekrem (s.a.v.) ona: "Elini ağrıyan yere koy, üç defa bismillah de, sonra (bu duayı) yedi defa oku, buyurdu."

Es'clüllâhel azıyme rabbel arşil azıymi en yeşfîyek.

Manası: Büyüklerin büyüğü Allah'tan, büyük Arşın Rabbinden sana şifa ve afiyet vermesini diliyorum.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu:

"Her kim eceli gelmeyen bir hastanın yanında getireceksin. Cenabı Peygamber, üzerine salavat getiren kimseyi unutmaz. Resulü Ekrem, Cenabı Hakk'ın "Şekûr" ismi şerifine mazhar olmuştur. Kimden bir iyilik görürse onu ebediyyen unutmaz. İnsan kendini Cenabı Peygamber'e sevdirmelidir.

Cenabı Peygamber (s.a.v.) buyuruyor:
"Bir adam bana bir defa salavat getirdi mi, Cenabı Ecelli Alâ ona on defa getirir. On defa getirirse yüz defa, yüz defa getirirse bin defa salavat getirir."

Yani Allah Teala ona rahmet eder.
Salavatı şerife getireni Allah Teala karşılıyor. Bir insan Cenabı Peygamber'e günde yüz defa salavatı şerife getirirse Allah Teala alnının ortasına "Münafık değilsin, gavur değilsin, cennetliksin" diye yazdırıyor. İnsanın günde yüz defa salavatı şerife getirmesi ehli cennet olduğunun alametidir. Ehl-i cennet olmasaydı Allah Teala yüz defa salavatı şerife getirmeye muvaffak etmezdi. Doksan dokuza kadar azdır. Yüz defa getiren, çok getiren zümreye dahil olur. Bununla beraber on tane, yirmi tane getirsen bu da seni kurtarır. Çok olsun dersen yüze çıkarırsın.

Salavatı şerifeyi getirmek, bazı yerde farzdır. Bazı yerde vacip, bazı yerde sünnet, bazı yerde menduptur. Bunların yerlerini bilmelidir. İnsanın hayatı boyunca bir defa salavatı şerife getirmesi farzdır. Ölene kadar bir defa salavatı şerife getirmeyen, Allah muhafaza buyursun, azaba layık olur. Cenabı Peygamber'in ismi şerifi duyuldu mu salavatı şerife getirmek vaciptir.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HAYATINDAN ÜMİT KESEN KİMSENİN OKUYACAĞI DUALAR


Allâhümme eınnî alâ ğamerâtil mevti ve sekerâtil mevt.

Manası:
Allah'ım, bana ölümün baygınlıkları anında yardım et.
Aişe (r.a.) anlatıyor:
"Resulü Ekrem (s.a.v.)'in vefatı anında yanında bulunuyordum. Yanında bir bardak su vardı. Mübarek ellerini suya batınp yüzüne sürüyor ve sonra bu duayı okuyordu."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HAYVANI KAÇAN KİMSENİN OKUYACAĞI DUA


Yâ ıbâdellâhi ahbisû, yâ ıbâdellâhi ahbisû.

Manası: Ey Allah'ın kulları! Onu tutun, yakalayın. Ey Allah'ın kulları! Onu tutun, yakalayın. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Sizden birinin hayvanı bağından boşanarak çölde kaybolsa bu duayı yüksek sesle okusun. Hiç şüphe yoktur ki, Allah Teala'nın muhafızları vardır. Onu mutlaka tutar."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HZ. ÖMER R.A AĞLAMASI

Hazreti Ömer (r.a.) Kur'an'dan bir ayet işittiği zaman baygınlık geçirir ve düşerdi. Bir gün eline bir saman çöpü aldı ve dedi ki: "Ne olaydı bir saman çöpü olsaydım da zikredilir bir şey olmasaydım."
O kadar çok ağlardı ki, gözünden akan yaşlar yüzünde iki siyah çizgi meydana getirirdi.

* Yine bir gün Hazreti Ömer (r.a.), devesinin üzerinde bir yerden geçerken birinin:

İnne azâbe rabbike le vâki', mâ lehû min dâfi'.

"Hiç şüphe yoktur ki, Rabbinin azabı vaki olacaktır. Onu def edecek hiç bir şey yoktur. " mealindeki ayeti okuduğunu işitince baygınlık geçirerek devesinden düştü. Onu evine götürdüler. Bir ay evinden çıkmadı.
* Ebu Ümame (r.a.)'den rivayet edilen bir hadiste Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
"Allah Teala Hazretleri, Kur'an-ı Kerim'e hizmetleri sebebiyle nice milletlerin şan ve şerefini yükseltirken, nice milletleri de ona ihanet ve saygısızlıkları sebebiyle mağlup ve perişan eder."
* "Bir araya toplanarak Allah'ın kitabını okuyan ve okutan kimseler, O'nun has misafirleridir."
* "Bir takım kimseler, Allahü Teala'nın rızasından başka maksadları olmadan, O'nu zikirle (Kur'an okumakla) meşgul olurlarsa, o topluluğu meydana getiren kimselere manevi bir seslenişle şöyle seslenilir:
"Ey bu zikir ve ilim meclisinde bulunanlar! Allahü Teala'nın bağışladığı kimseler olarak kalkıp dağılabilirsiniz. Çünkü Rabbiniz sizin günahlarınızı sevaba tebdil etti."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HZ.MERYEMİN VALİDESİNİN DUASI

İmran'ın zevcesi Allah Teala'ya şöyle niyazda bulunuyordu:

Rabbi innî nezertü leke mâ fî batnî muharraran fe tekabbel minnî, inneke entes semiy'ul aliym.

"Rabbim, karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım. Benden olan bu adağı kabul et. Şüphesiz niyazımı hakkıyla işiten, niyetimi kemaliyle bilen sensin."

Allah Teala, İmran'ın zevcesinin bu duası üzerine şöyle buyurdu:

"Bunun üzerine Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul buyurdu ve güzel bir şekilde yetiştirdi. Onu Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman (Meryem'in yanına) mihraba girse, onun yanında yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor? " dedi. Meryem: "O Allah tarafından geliyor. Şüphesiz ki Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır. " dedi.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HELADA KONUŞMANIN YASAKLANDIĞINA DAİR

Evde veya sahrada kaza-i hacet yaparken konuşmak mekruhtur. Kaza-i hacet halinde hapşıran "elhamdü lillâh" diyemez. Hapşıran kimseye de "yerhamükellâh" diyemez. Selam verenin selamına müezzin, ezan okurken mukabele edemez. Bu halde konuşmak kerahat-ı tenzihe ile mekruhtur. Bu halde hapşırdığı vakit kalbi ile "elhamdülillah" derse bunda bir beis yoktur.

"Küçük abdestini yaparken dahi yanından geçen birinin verdiği selama mukabele edilmeyeceği bildirilmiştir."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HELAYA GİDERKEN OKUNACAK DUA


Allâhümme innî eûzü bike minel hubsi vel habâis.


Manası: Ey Allah'ım, erkek ve dişi şeytanlardan sana sığınırım.
Resulü Ekrem helaya girerken bu duayı okurlardı.
"Ademoğlunun avret yeri ile cinnilerin gözleri arasındaki perde, ademoğlunun helaya gireceği vakit bismillah demesidir." buyurdular.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 HER HASTALIĞIN MANEVİ İLACI

Resulü Ekrem (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilir:
- Cebrail Aleyhisselam bana öyle bir ilaç öğretti ki, o varken ne başka bir ilaca ne de doktora muhtaç olurum.
Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali (r.anhüm):
O ilaç nedir ey Allah'ın Resulü? Bizim ona ihtiyacımız vardır, derler.
Yağmur suyundan bir miktar su alınır. Üzerine Fatiha suresi, İhlas suresi, "Kul eûzü bi rabbil felak, Kul eûzü bi rabbin nâs sureleri ve Ayet'el-Kürsi her biri yetmiş defa olmak üzere okunur. Akşam, sabah yedi gün o sudan içilir. Beni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim, bana Cebrail dedi ki:
"Bu sudan kim içerse, Allahü Teala onun vücudundan her türlü hastalığı giderir, onu bütün hastalık ve sancılarından kurtarır. Kim o sudan hanımına içirip onunla cima ederse Allah'ın izni ile o kadın hamile kalır. Göz ağrısını, sihri giderir. Balgamı keser, göğüs ve diş ağrılarını ve çok yemek yemekten

meydana gelen ağırlığı, susuzluğu, idrar tutukluğunu giderir. O kimse kan aldırmaya muhtaç olmaz. Bunun faydaları saymakla bitmez.
***
Rivayet edilir ki, adamın biri Peygamber Aleyhisselam'ın yanına gelip malının azlığından şikayet eder. Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselam adama şöyle buyurur:
- Sabah namazı ile güneşin doğuşu arasında yüz kere "Sübhânellâhi ve bi hamdihî sübhânellâhil azıymi estağfirullâh." duasını okursan istediğin kadar dünya malına sahip olursun.
***
Cuma namazından sonra kim: "Yâ ğaniyyü yâ hamiydü yâ mübdiü yâ müıydü yâ rahıymü yâ vedûdü ağninî bi halâlike an harâmike ve ekfinî bi fadlike ammen sivâk." derse Allahü Teala borcunu ödemesini ona müyesser kılar ve onu hiçbir kimseye muhtaç kılmaz.
Bazıları bu dua hakkında şöyle diyorlar: "Bunlara her farz namazından sonra devam edeni Allahü Teala zengin kılıp kimseye muhtaç etmez."
***
- Kim ki Cuma gecesi on defa: "Allâhümme yâ dâimel fadlı alel beriyyeh, yâ bâsıtel yedeyni bil atıyyeh, yâ sâhıbel mevahibis seniyyeh, salli alâ muhammedin hayril beriyyeh, vağfir lî yâ zel ulâ fi hâzihil aşiyyeh." diye okursa Allahü Teala ona yüzbinlerce sevap verip,yüzbinlerce günahını bağışlar, yüzbinlerce yüksek dereceye ulaştırır ve kıyamet günü İbrahim Aleyhisselam'ın yanında bulunup izdiham meydana getirir.
***
Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor: "Kim ki Cuma namazından sonra yüz kere: "Kul hüvallâhü ehad" suresini okuyup bana yüz kere salat ü selam getirir ve sonra yetmiş kere: "Allâhümmekfînî bi halâlike an harâmike vağninî bi fadlike ammen sivâk." diye okursa üzerinden iki Cuma geçmeden Allah onu zengin kılar."
Bir rivayette ise: "Allahü Teala onun otuz dünya ihtiyacı ve yetmiş ahiret ihtiyacı olmak üzere yüz ihtiyacını giderir." Duyurulmuştur.
***
Kim Cuma namazından sonra yüz kere:
"Sübhânellâhil azıymi ve bi hamdihî." derse Allahü Teala onun ve ana babasının yüzbinlerce günahlarını bağışlar.
Hadiste varid olmuştur:
Kim ki ömrünün uzun olmasını, düşmanına galebe çalmayı, rızkının geniş olmasını ve kötü ölümden korunmayı isterse, sabah-akşam şu duayı okusun:

Ansızın ölmekten kurtulmak, rızkı geniş ve çok olmak, cehennemden azad olmak ve imanını korumak isteyen kimse dört rekat namaz kılar. Her rekatında Fatiha ve bir sure okur. Kur'an okunmasının akabinde yüz kere, rükuda yüz kere, rükudan kalktığında ve iki secde arasında yirmi kere (Estağfırullâh) der. Sonra Ettehıyyâtü ve diğer duaları okuyup selam verir.

 

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HİDDETLENİNCE OKUNACAK DUA


Eüzü billahi mineş şeytanir raciym.

Resulu Ekrem hiddertlenince bu teavüzzü okurlardı.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HİKMET İLMİ NASIL ELDE EDİLİR?


Allâhümme yâ ğaniyyü yâ muğnî ağninî bi halâlike an harâmike ğınen lâ ehâfü minhü fakran vehdinî fe innî dâllün ve allimnî fe innî câhilün.

"Kim Duha suresini kırk gün okumayı vird haline getirir, sonunda da yukandaki duayı tam bir sadakatle okursa, Allah Teala rüya aleminde veya uyanıkken kendisine hikmet ilmini öğretecek bir üstad gönderir."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HİZBÜ'N-NASR DUASININ OKUNUŞU


Allâhümme bi satveti ceberûti kahrike ve bi sür'ati iğâseti nasrike ve bi ğayretike lintihâki hurumâtike ve bi hımâyetike limenihtemâ bi âyâtike nes'elüke yâ Allâhü yâ Allâhü yâ Allâhü yâ Semîu yâ müciybü yâ kariybü yâ seriy'u yâ müntekımü yâ kahhâru yâ şedîdel batşi yâ men lâ yu'cizühû kahrul cebâbirati ve lâ ya'zumü aleyhi helâkül mütemerrideti minel mülûkil ekâsirati en tec'ale keyde men kâdenâ fî nahrihî ve mekra men binâ âiden ileyhi ve hufrate men hafera lenâ vakıan hüve fîhâ ve men nasabe lenâ şebeketel hıdâı ic'alhü yâ seyyidî ileyhâ ve masıyden fîhâ ve esîran ledeyhâ. Allâhümme bi hakkı kef hâ yâ ayn sâd ikfinâ hemmelıdâ ve lekkıhimür radâ vec'alhüm li külli habîbin fidâ ve sellıt aleyhim acilen nikami fil yevmi ve ğadâ. Allâhümme beddid şemlehüm Allâhümme ferrık cem'ahüm Allâhümme fulle haddehüm. Allâhümme kallil addehüm. Allâhümmec'alid dâirate aleyhim. Allâhümme ersilil azâbe ileyhim. Allâhümme ahrichüm min dâiratil hılmi vel lutfi veslübhüm müdüdel imhâli ve ğulle yedeyhim ilâ a'nâkıhim verbut alâ kulûbihim ve lâ tübellığhümül âmâl. Allâhümme mezzıkhüm külle mümezzekın mezzaktehû intisâran li evliyâike ve enbiyâike ve rusülik. (3 defa okunacak.) Allâhümmentesır lenâ intisârake li ehıbbâike alâ a'dâik (3 defa okunacak.) Allâhümme lâ tümekkinil a'dâe fiynâ ve lâ minnâ ve lâ tüsellıt aleynâ bi zünûbinâ men lâ yerhamünâ. Hâ miym lâ yünsarûn (7 defa okunacak.) Hummel emru ve câen nasru fe aleynâ lâ yünsarûn. Allâhümme bi hakkı hâ miym ayn siyn kâf hımâyetünâ mimmâ nehâfü. Allâhümme kınel esvâe ve lâ tec'alnâ mehallen lil belvâ. Allâhümme a'tınâ emeler racâi ve fevkal emel, yâ men bi fadlihî li fadlihî nes'elüke ilâhî el acel el acel. İlâhî el icâbetel vez zeheli vel müğali vel evrâmi ved demil esvedi vel mağdıl enkedi ver riyhıl ahmeri ved dâil ekberi ved demil asgari ve cemiy'ıl âfâti vel âhâti vel hümûmi vel mağmûmi vel kürûbi ves sekteti ved dehşeti ver ra'şeti vet tavşeti vez zeyğı vel huzni ves sihri vel mekri vel kaderi vel fütûri vel vühûşi vel hevâmi ve müşâhanetil avâmi vel inhizâmi ve şerriş şeytani ves sultani vel hukkâmi vez zullâmi vel kahtı vel vebâi vel hebâi vel ğalâi vel celâi vez zilzâli vel belâi ve hedmil binâi ve udâlid dâi ve haybetir racâi ve şemâtetil a'dâi ve şerril eşrâri ve keydil füccâri vel inhizâmi ve mahtelefe aleyhil leylü ven nehâru min tavârikıl insi vel cânni illâ târikan yatruku bi hayrin yâ rahmânü ve min şerri külli şeytanin raciymin ve min şerri külli dâbbetin ente âhızün bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sıratın müstekıym. Ente rabbî ve ılmüke hasbî aleyke tevekkeltü ve ileykeltece'tü yâ nı'mel mevlâ ve yâ nı'men nasıyru ve ente hasbî ve nı'mel vekiylü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym, ve sallellâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.



Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HİZBÜ'N-NASR DUASI

Bu dua İslam memleketlerinden birinin üzerine, kafirlerin sulta kurmak istedikleri veya galebe ettikleri durumlarda, Cenabı Hakk'tan yardım talep etmek için okunur.
Bu duayı, manevi bir işaret ile Şeyh Ebu'l Hasan Şazeli Hazretleri telif etmişlerdir.
Bu mübarek duanın defalarca tesir ve faydası görülmüştür.
İhlas ve huzur-u kalp ile okunduğunda Allah'ın izni ile kafirler perişan ve darmadağın olurlar. İslam orduları da onların üzerine galip gelir.
Mü'min kardeş!
Şunu aklından çıkarma! Bu dua, kafir güruhu üzerine okunur. Mü'min, muvahhid ve:
"Lâ ilahe illallah, muhammedün resûlüllâh" diyen bir kimse üzerine, her ne kadar zalim, fasık, azgın ve günahkar olsa da okumak caiz değildir. Belki ıslahı için dua edilir. Başka sebeplere başvurulur. Bu gibi insanların üzerine, bu duayı okumaktan kaçınmak bir vecibedir. Kim bu nasihati dinlemez de, kendi akıl ve hevasına kapılarak bir mü'min üzerine bu duayı okuyacak olursa, çok geçmeden ya canından, ya malından, ya evladından olur veya ailesi Allah tarafından bir bela ve azaba yakalanır. Bunu kendi nefsinde de açıkça görebilir.
Hülasa olarak, bu dua yalnız din düşmanlarına, İslam düşmanlarına, kafirlerin ve müşriklerin aleyhine okunmak için tertip edilmiştir. Mü'min ve müslüman kimselerin aleyhine okunmadığı gibi, başka bir muradın meydana gelmesi için okumak da caiz değildir. Duanın sözleri ve kelimeleri de bunun birer şahididir. Yani bu dua, yalnız din düşmanlarının aleyhinde okunmalıdır. Dünya menfaati temin etmek için okumak haramdır. Bu duanın gayesi, i'lây-ı kelimetullâh olmalıdır. Allah'ın dininin yayılması için okunmalıdır.

Dua nasıl okunmalıdır?

Evvela taze bir abdest alınmalıdır. Issız bir yere çekilip Allah rızası için iki rekat namaz kılınmalı, birinci rekatta zammı sure olarak Fil suresi, (Elem tera...) ikinci rekatta Nasr (İza câe nasrullâh...) suresi okunmalıdır. Selam verdikten sonra, bir Fatiha, üç İhlâs-ı Şerif, yedi salavat-ı şerife okuyup sevabını bütün peygamberlerin, velilerin, şehidlerin, gazilerin, Şazeli hazretlerinin ruhuna bağışladıktan sonra, Eûzü besmele çekilir.
"İnnâ enzelnâhü fî leyletil kadr. Ve mâ edrâke mâ leyletül kadr. Leyletül kadri hayrun min elfi şehr, tenezzelül melâiketü ver ruhu fiyhâ bi izni rabbihim min külli emrin selâm" dedikten sonra sağına, soluna, önüne, arkasına, üstüne, altına eli ile birer kere işaret ederek selam verilir. "Hiye hattâ matleıl fecr" ayeti okunarak sure sona erer. Hemen akabinde şu dua okunur:
"Tehassantü bi zil mülki vel melekût. Ve aksemtü bil ızzi vel ceberut. Ve tevekkeltü alel hayyil kayyûm. £1 haliymillezî lâ yenâmü ve lâ yemût. Dehaltü fî hırzillâh. Dehaltü fî hıfzıllâh. Dehaltü fî emânillâh. Bi ' hakkı kâf hâ yâ ayn sâd küfiytü. Ve hâ miym ayn siyn kâf humiytü. Bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym."

Bu dua okunduktan sonra, beden ve eller üflenerek vücud sıvazlanır. Kişi kendisini Allah'ın koruması altına alır. Sonra euzü besmeleden sonra şu ayet okunur:


"Ellezîne kale lehümün nâsü innen nâse kad cemeû leküm fahşevhüm fe zâdehüm imâna, ve kâlû hasbünallâhû ve m'mel vekiyl. Fenkalebû bi nı'metin minallâhi ve fadlin lem yemseshüm sûün vettebeû ndvânellâh, vallâhü zû fadlin azıym."


Kafirlerin kahr ve perişan olmalarını, ordularının ve diyarlarının perişan olmalarını niyet ederek, besmele çekmeden, duaya ara vermeksizin üç, beş yahut yedi defa bu dua okunacaktır. Okumayı sona erdirdikten sonra, ellerin arkası semaya doğru kaldırılır. Düşman ordusu hayal ile göz önüne getirilir. Cenabı Hakk'tan müslümanlara yardım ve imdad etmesi niyaz evlenir. Din düşmanlarının perişan olmaları için, Cenabı Hakk'tan rica ve niyazdabulunurken eller kafirler üzerine, bir madde serper gibi serpilir. Elleri tu esnada yüz ve bedene sürmekten sakınmalıdır.

Bu şekilde, en az yedi gün okumalıdır. Lakin Allah'ın yardımı gelinceye kadar devam etmek daha iyidir. İstenirse, okuma, yedi adede bırakılmayıp onbir, yirmi bir defa okunabilir. Sıkıntılı zamanlarda da istenildiği kadar okunabilir.Allah Teala: "Bana dua ediniz, kabul edeyim. " buyurmak sureti ile duanın önemini bizlere açıkça bildirmişlerdir. Bu dua, süfli arzu ve istekler için katiyyen okunmamalıdır.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HOROZ SESİ,MERKEP ANIRMASI İŞİTİLİRSE OKUNACAK DUA


Resulü Ekrem (s.a.v.) buyurdu:
"Horoz sesi işitince Allah Teala'dan hacet isteyiniz. Çünkü o meleği görmüştür. Merkep anırması işitince Allah Teala'ya sığınınız. Çünkü onlar sizin göremediğiniz şeyleri görmüşlerdir."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HUD SURESİNİN FAZİLETİ

Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar ki:
"Cuma günleri Sure-i Hud'u okuyunuz." Ebu Bekr (r.a.), Resulü Ekrem'e: "Seni ne ihtiyarlattı?" diye sorunca, Resulü Ekrem:
"Beni Hûd, Vakıa, Amme ve İzeş şemsü küvvirat sureleri ihtiyarlattı." buyurmuşlardır.

* Yezid b. Ebân diyor ki:
"Bir gece Resulü Ekrem'i rüyada gördüm ve ona (Sure-i Hûd'u) okudum. Bitirince Resulü Ekrem bana:
"Bu sureyi okudun, bunun ağlaması nerede?" buyurdular."


Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ, inne rabbî le gafurun rahıym.


Manası:
Allah Teala'nın adını anarak bindim. O gemi Allah'ın ismi ile yürür ve durur. Muhakkak Rabbim çok affedici ve acıyıcıdır.

Resulü Ekrem (s.a.v.) bu ayet hakkında: "Ümmetimin gemiye bindikleri vakit bu ayeti okumaları onların hayat emniyetleridir."
buyurmuşlardır.
* İbni Abbas (r.a.) arkadaşlarına şöyle derdi: "Bir kimse herhangi bir vasıtaya bindiği zaman
şöyle dua ederse kazadan, beladan emin olur:

Bismillâhil mülkü lillâhi ve mâ kaderullâhe hakka kadrihî vel ardu cemiy'an kabdatühû yevmel kıyameti ves semâvâtü matviyyâtün bi yemiynihî sübhânehû ve teâlâ amma yüşrikûn. Ve kâlerkebû fiyhâ bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ, inne rabbî le gafurun rahıym.
Allâhümme elhimnî ilmen efkahü bihî evâmirake ve nevâhiyeke verzuknî fehmen a'lemü bihî keyfe ünâcîke yâ erhamer râhımiyn. AUâhümmerzuknî fehmen nebiyyîne ve hıfzal murselîne ve ilhâmel melâiketil mukarrabiyne bi rahmetike yâ erhamer râhımiyn. Allâhümme ekrimnî bi nûril fehmi ve ahncnî min zulümâtil vehmi veftah li ebvâbe rahmetike venşur aleyye min hazâini ılmike yâ erhamer râhıym.

İbn-i Şiblî diyor ki:
"Bir gün sahile, limana inmiştim. Orada tam yirmi iki tane yolculuk için binmeye hazır gemi bulunmakta idi. Gerekli azığımı aldım ve bir tanesine yolculuk için bindim. Yukarıda İbn-i Abbas (r.a.) tarafından bahsedilen tertibi okudum. Nihayet gemi yol almaya başladı. Diğer gemilerin de hepsi teker teker yolu koyuldular. Gemim ve diğer gemiler uyumlu bir rüzgarla yol almaya başladılar. Bu normal yolculuk gece yarısı geçinceye kadar devam etti. Sabaha yakın şiddetli bir rüzgar esmeye başladı. Kudurmuş dalgalar arasında denizle boğuşmaya başladık. Endülüs sahillerine vardığımız zaman benim içinde bulunduğum gemiden başka hiçbir gemi kalmamış ve hepsi denizin derinliklerine gömülmüştü. Okuduğum dua hürmetine Rabbim hem beni, hem de içinde bulunduğum gemiyi korudu.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HZ.ALİ EFENDİMİZİN YAHUDİLERE SORULARI


Yahudi hahamları Hazreti Ali'ye (r.a.) dediler ki:
- Bize şunlardan haber ver. Göklerden büyük, yeryüzünden geniş, ateşten daha yakıcı, rüzgardan daha süratli, denizden zengin, taştan daha katı, bizim görüp Allah'ın görmek istemediği, yalnız Allah için olan ve yalnız bizim olan, bizimle Allah'ın arasında olan şey nedir?

-At kişnediğinde, deve, sığır bağırdığında, merkep anırdığında, koyun melediğinde, köpek havladığında, tilki bağırdığında, kedi miyavladığında, güvercin ötmesinde, kurbağanın bağırmasında, diğer kuşların ve horozun ötmesinde, tavuğun bağırmasında, ateşin kıvılcımlaşıp parlamasında, rüzgarın esmesinde, suyun akmasında, yerin yeşermesinde, göğün bulutlanmasında, denizin dalgalanmasında, güneşin ışık vermesinde, ayın parlak olmasında sebep nedir?

-Muhammed Aleyhisselam'ın kaç ismi olduğunu, Kur'an'a niçin Kur'an dendiğini, insan kıyafetinden çıkanların kaç tane olduklarını, niçin insan şeklinden hayvan suretine çevrildiklerini bize söyle.Eğer bunlara cevap verebilirsen, senin Hak din üzere olduğunu ikrar ve itiraf ederiz. Eğer cevap veremezsen batıl üzere bulunduğuna karar veririz.
Hazreti Ali (r.a.) onlara şöyle der:

- Bende ilimden altmış kapı vardır. O kapıların her biri bin denk kağıda muhtaçtır. Bana istediklerinizi sorun. Cevabınızı alırsınız. Çünkü sizin sorularınıza cevap vermek benim için çok kolaydır.
Ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym der ve şöyle cevap verir:

- Gökten büyük olan; Allahü Teala'ya karşı yalan söyleyip iftira etmektir. Yeryüzünden geniş olan; Hakk olandır. Ateşten daha fazla yakıcı olan;toplamaya haris olan kalbdir. Rüzgardan daha süratli olan; mazlumun bedduasıdır. Denizden daha zengin olan; kanaatkar kalbtir. Taştan daha katı olan; facir ve fasık kalptir. Bizim görüp Allah'ın görmek istemediği; kafirin yüzü ve amelidir. Yalnız Allah için olan, ruhdur. Yalnız bizim için olan şey de kendi amelimizdir. Bizimle Allah arasında olan ise, bizden dua, Allah'tan da kabul etmektir.
Atlar: "Ey Rabbimiz, müslümanları aziz, kafirleri zelil kıl" derler.
Deve: "Yiyeceği olmayıp sükut eden nasıl sükut eder diye taaccüp ediyorum." der.
Sığır: "Ey gafil, meşgul olman için sana ölüm yeter. Ey gafil, az bir zaman sonra gidicisin. Ey gafil, ahirete gönderdiğin herşey meydana konacaktır. Ey gafil, yapmış olduğun her şeyle yarın karşılaşacaksın." der.
Merkep: "Ey Allah'ım, noksan tartana ve onun kazancına lanet et." der.
Koyun: "Ey ölüm, ne kadar acı, ne kadar korkunç, ne kadar istenmez bir şeysin! Ey ademoğlu, ne kadar gaflet içindesin, seni böyle gaflete düşüren nedir?" der.
Köpek: "Ey Allah'ım, ben her şeyden mahrumum. Bana merhamet edene sen de merhamet et." der.
Tilki: "Ey nzıklan taksim eden, taksimde bana verdiğine beni kanaatkar kıl." der.
Arslan: "Ey katı kayaların kendisine boyun eğdiği yüce Allahım, beni gece gündüz sana isyan edenlere musallat kıl." der.
Kartal: "Dilediğin kadar yaşa, çünkü sen muhakkak öleceksin. Dilediğin kadar mal topla, çünkü sen onu mutlaka terk edeceksin. Dilediğini sev. Çünkü sen ondan mutlaka ayrılacaksın." der.
Karga: "Ey ümmetler topluluğu, nimetlerin zail olmasından sakının. Ey ümmetler topluluğu, azabın gelmesinden korunun." der.
Hid'e adındaki kuş: "İnsanlardan uzak kalmak akıllı olan kimse için ünsiyettir." der.
Güvercin: "Sizi ziyaret etmeyenleri ziyaret ediniz. Size zulmedenleri affediniz, size birşey vermeyene veriniz. Sizinle dargın olanla konuşunuz ki, cennet sizin meskeniniz olsun." der.
Kurbağa: "Denizde olanların kendisini teşbih ettiği Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Dağ başında bulunanların kendisini teşbih ettiği Allah'ı teşbih ederim. Sahralarda bulunanların, dudak ve dil sahibi olanların teşbih ettikleri Allah'ı teşbih ederim." der.
Hüdhüd: "Ey Rabbim! Ben kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü günahları bağışlayan ancak sensin." der.
Diğer kuşlardan bazısı: "Rahman olan Allah Arş'ın üstünün sahibidir. Bütün mülk O'nundur." derler. Bazısı ise: "Ecel yaklaştı, emel öldü." der.
Bazısı ise: "Ey Allah'ım, Hazreti Muhammed'e ve âli muhammede buğzedene lanet et." derler.
Serçe şöyle der: "Ey gizli konuşulanları bilen, hastalık ve belaların kaşifi olan Allah'ım! Beni zekatını vermeyenlerin ekinlerine musallat kıl." der.
Bülbül: "Allah'ın nimetine şükrettim. Çünkü o bana dünyada bir hurmayı yeterli kıldı." der.
Horoz: Sübbûhun kuddûsün Rabbül melâiketi ver rûh. Ey gafiller, Allah'ı zikrediniz." der.
Tavuk : "Ey Allah'ım, sen haksin, senin va'din de haktır." der.
Ateş: "Ey Allah'ım, cehennem ateşinden sana sığınırım." diye Allah'a niyazda bulunur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HER TÜRLÜ GÖZ HASTALIKLARI İÇİN


"Bismillahirrahmanirrahim. Fekeşefna anke gıtaeke fe-basarükel yevme hadid," ayeti ke.iır.esini okuyup sonunda gözlerini mesh ve buna bir müddet devam etse, her türlü göz hastalıklarından kurtulup şifaya nail olur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HASTANIN BİZZAT KENDİSİNİN OKUMASI GEREKEN DUALAR

Bismi'llâhi'ş-Şâfî Hüvellâh" deyip, içmeli; ardındanda;

"El-hamdüli'llâh" deyip, aşağıdaki duaları okumalıdır. 3 kere; "Bismillahirrahmanirrahim", 7 kere


"Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidü ühâ-ziru."
"Hissetmekte olduğum ve sığınıp, sakınmaya çalıştığım şeyin şerrinden Allah'a ve O'nun kudretine sığınıyorum." 7 kere;


"Ezhibi'l-ba'se Rabbe'n-nâsi, veşfi ente'ş-Şafî lâ şifâe illâ şifâüke, şifâen lâyüğadiru sekamen."

"Ey Allah'ım! Şu hastalığı gider, şifâ ihsan et. Ancak Sen şifâ vericisin. Senin şifândan başka hiçbir şifâ yoktur. Yâ Rabb! Bana öyle bir şifâ ver ki, üzerimde hiç bir hastalık izi kalmasın."

HASTANIN; HASTALIĞI SÜRESİNCE, AŞAĞIDAKİ DUALARI HİÇ OLMAZSA BİRER KERE OKUMASINDA SONSUZ FAYDALAR VARDIR:
"Lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehû yuhyî ve yumîtu ve Hüve Hayyun lâ yemûtu. Sübhânallâhi Rabbi'l-ibâdi ve'l-bilâdi ve'l-hamdü lillâlhi hamden kesîren tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin vallâ-hu ekberu kebîren kesîren. Rabbena ve celâlühû ve kudretuhu bi-külli mekânin. Allâhümme emrazteni li-takbize ruhi fi marazi hazâ Fec'al ruhi fi ervâhi men sebakat lehümü'l-hüsnâ minke ve baidni mine'n-nâri kemâ baadte evliyâike ellezîne sebakat lehüm min-ke'l-hüsnâ."

"Eşhedü en lâ ilahe illallâhû vahdehû lâ şerike le-hû ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve Resû-lühû ve kelimâtuhû elkaha ilâ Meryeme ve ruhen minhu ve'l-cennetü ve'n-nârü hakkım."
Bismillâhirrahmânirrahîm. "Kul uhiye ileyye ennehüsteme'a neferün mine'l-cinni fekalû innâ semi'-nâ Kur'ânen 'aceben. Yehdî ile'r-rüşdi fe-âmennâ bihî ve len nüşrike bi-Rabbinâ ehaden. Ve ennehu teâlâ ceddü rabbinâ mettehaze sâhibeten ve lâ veleden. Ve ennehu kâne yekûlü sefî-hünâ alellâhi şatatan."


"Allâhümme yâ vellyye'l-islâmi ve ehlihi mekkinâ bi'l-İslâmi hattâ telkâke bitli."

RESÛLULLAH Sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:

HER TÜRLÜ HASTALIK İÇİN OKUNAN ÂYET-İ KERİME ve DUALAR

Rakamlarla ayrılan terkîblerden herhangi biri okunur. 1— Aşağıdaki âyet-i kerîmeler 3'er kere okunur.

Bismlllâhirrrahmâni'rrahlm. "Ve yeşfl sudûre kavmin müminin. Ve şifâün limâ fissudûri ve hüden ve rahmetün li'l-mü'minin. Fini şlfâün linnâsi inne fi zâlike le âyeten li-kavmin yetefek-kerûn.Ve nünezzilü mine'l-Kur'âni mâ hüve şifâün ve rah-metün li'l-mü'minîn. Ve izâ meridtü fe hüve yeşfîn. Kul hüve li'l-lezhine âmenû hüden ve şifâün."

3- Yedi âyet-i kerime


Bismillâhirrrahmânirrahîm. "Kul len yusîbenâ illâ mâ keteb, allâhü lenâ Hüve Mevlânâ, ve 'alellâhî felyetevekkeli'l-mü'minûn (Tev-be,51)



Bismillâhirrrahmânirrahîm. "Ve in yemseskallâhü bidurrin felâ kâşife lehû illâ Hüve, ve in yüridke bi hayrir felâ radde lifadlihî, yu-sîbü bihî men yeşhaü min 'ibâdihî ve hüve'l-Ğafû-rur'r-Rahîm." (Yûnus, 107)



Bismillâhirrrahmânirrahîm. "İnnî tevekkeltü 'alallâhi Rabbî ve Rabbiküm vemâ min dâbbetin illâ Hüve âhizün binâsıyetihâ inne rab-bi 'alâ sıratın müştekim." (Hûd, 56)




Bismillâhirrrahmânirrahîm. "Ve ke'eyyin min dâbbetin lâ tahmilü rizkahâ Allâhü yerzukuhâ ve iyyâküm ve Hüve's-Semi'ul-Alîm."
(Ankebût, 60) •



Bismillâhirrrahmânirrahîm. "Mâ yeftehıllâhü linnâsi min rahmetin felâ mümsi-ke lehâ ve mâ yümsik felâ mürsile lehû mim ba'dihî ve Hüve'l-Aziz'ül-Hakîm." (Fâtır, 2)


Bismillâhirrrahmânirrahîm.
"Ve lein se'eltehüm men halekâ's-semâvâti vel'ar-da leyekûlunnallâhü, kul efereeytüm mâ ted'ûne min dûnillâhi in erâdeniyallâhü bidurrin hel hünne kâşife-tü durrihî ev erâdenî bi-rahmetin hel hünne mümsi-kâtürahmetihi kul hasbiyallâhü aleyhi yetevekkelü'l-metevekkilûn." (Zümer, 38)

6 — Sabah Namazının sünneti ile Farz'ı arasında; 1 bardak suya 41 Fatiha okunup, içilir. 40 gün devam edilir.
7 — Aşağıdaki sûrelerden herhangi biri, hergün 7'şer kere okunur.
Lokman sûresi (Elif Lâm Mîm...) Yâsîn sûresi (Yâsîn...) Hucürât sûresi (Yâ eyyühellezîne...) Cinn sûresi (Kul ûhiye...) Tekâsür sûresi (Elhâkümü't-tekâsürü) Asr sûresi (Ve'l-asrL.) Kureyş sûresi (Liîlâfi...) Leheb sûresi (Tebbet yedâ...) İhlâs sûresi (Kul huvallâhü...) Felâk sûresi (Kul eûzü...) Nâs sûresi (Kul eûzü...)

8 — aşağıdaki dualar her gün 7 şer kere okunur.


Bismillâhirrrahmânirrahîm. "Allâhümme inneke kadîmün ezeliyyün. Tüzîle'ile-le ve kâime ezeliyyün biezeiiyyetihî ve lâ yezâlü ve hazâ kezâlike yâ kersîre'l Hayrî ve yâ dâime'l-mâ'rûfi birahmetike yâ er-Hame'r-Rahîmîn.""Allâhümme innî es'elüke'l afiyete fîddünyâ ve'l-âhireti, Allâhümme innî es'elüke'l-afve ve'lâfiyete fî dînî ve dünyâye ve ehlî ve mâlî, Allâhümme's tur av-râti ve min rav'âtî. Allâhümme'h faznî min beyni ye-deyye ve min halfî ve an yemînî ve an şimalî ve min fevki ve eüzü biazamatike en uğtâle min tahtı. Allâhümme ağninî bl'l-ilmi ve zeyyinnî bi'l Hilmi ve ker-rimnî bi't-tavkâ ve cemmilnî bi'l afiyeti."

9 — Cum'a Namazından önceki bir saatte 200 kere; "Yâ Allâhü'l-Mahmûdü fî külli fi-âlihî" okunur.
10 — Her gün aşağıdaki şekilde okunur.

100 kere: "Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salieyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd."
500 kere: "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh."
100 kere: "Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ barekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd."
11— Her gün, 1 bardak zemzem suyuna;
Maü zemzeme İlmi şüribe lehû" okunup içilir. Sonra, aşağıdaki dua 7 kere okunur.

"Es'elüliâhe'l-Azîme, Rabbe'l-Arşi'l-Azîmi en yeşfî-ke."
12— Aşağıdaki dualar 3, 7 veya 11 kere okunur.

"Eûzü bi-izzetillâhi ve kudretihî min şerri mâ ecidü ve ühâzirü min külli dâin ve sekamin."


"Allâhümme ezhibi'l-ba'se Rabbe'n-nâsi, ve'şfi en-te'ş-Şâfi, lâ şifâi illâ şifâüke, şifâen lâ yüğâdiru seka-men."


"Bismi'llâhi erkıyke min külli şey'in yü'zîke vallâhu yeşfîke."

"Bismi'llâhi erkıyke min küli şey'in yü'zîke ve min külli aynin ve hâsidin Allâhü yeşfîke."
13 — Aşağıdaki dualar 7'şer kere okunur.


"Lâ ilahe illâ ente sübhâneke inniy küntü mine'z-âlimin."


"Bismillah. Allâhümme ezhib anniy şerre mâ ecidü bi-da'vet-i nebiyyike't-tayyibi'l-mübâreketi'l-mekîni indeke Bismillah."

"Bismillâhi'l-Kerîm, Eûzü billâhi'l-Azîm min şerri külli ırkın narin ve min şerri hayri'n-nâr."
14 — Aşağıdaki dualar 7'şer kere okunur.

Bismillahi erkike min Külli şeyin. Vallûhü yeşfike min dâin fîke ve min şerrin-neffâsâti fil-ukadi ve min şerri hâsidin izâ hased.


Es'elüllâhe'l-Azîme Rabbe'l-Arşi'l-Azîmi en yeşfîke illâ affehullâhü min zâlike'l-maraz."


"Eûzü bi-kelimâti'llâhi't-tâmmâti min şeytanin ve hâmmetin ve min külü aynin lâmmetin.
15 — Aşağıdaki dualar her gün 7'şer kere okunur.



Bismiliâhirrrahmânirrahîm. "Elhamdü iillâhillezî faddalenâ alâ kesîrin min ibâ-dihi'l-mü'minin."



"Bismillâhi eûzü bi-izzetillâhî ve kudretihî min şerri mâ ecidü ve ühâziru min külli dâin ve sekamin."
"Yâ mübdie'l-berâyâ ve muıydehâ bâ'de fenâihâ bi-kudretihî bi-hürmeti Muhammedin ve ehl-i beyt-i Muhammed."
16 — 45 gün süreyle, hergün 1 FATİHA okunur.
Arkasından, 422 kere "Yâ Şâfi" denip, şöyle duâ edilir: "Yâ Rabî! Sen şifâ vericisin. Bu hastaya (bana) şifâ' ver. Onu (beni) iyi edecek, ancak Senin şifândır. Ey Allah'ım! Öyle bir şifâ ver ki, bir daha acı ve üzün-tü görmesin (görmeyeyim)."
17 — Bir miktar suya; 100 kere "Yâ Rahman", 41 kere "Yâ Şekûr", 21 kere "Yâ Sellâm" ve 786 kere Bis-miliâhirrrahmânirrahîm" okunur, sonra; "Yâ Rabbî! Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ve ehl-i beyt-i Muhammed rıdvânullahi teâlâ aleyhim ve ecmâin'in hürmetine beni (şu hastayı) bütün dertlerimden halâs eyle!" diye duâ edilip, su içilir.
18 — Cum'a namazından önce, 200 kere "Yâ Allah" denilip, duâ edilir.
19 — Bir miktar Nisan yağmuruna aşağıdaki sûre ve dualar okunur. 7 gün süreyle, sabah-akşam içilir.
70 kere, Fatiha (Elhamdü...)

70 kere Ayet ül kürsi( Allâhü lâ İlahe İllâ Hû...)
70 kere, Kâflrûn (Kul yA oyyühel...)
70 kere, Felâk (Kul eûzü...)
70 kere, Nâs (Kul eûzü...)
70 kere, A'lâ (Sebbihisme...)
70 kere, Es'tağfirullâhe ve etûbü ileyh."

70 kere, "Lâ ilahe illallâhu vahdehu lâ şerîke lehu âlihen vahiden lâ na'büdü illâ iyyâhu muhlisine le-hu'd-dîne ve lev kerîhe'l-kâfirûn."

70 kere, "Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi..."
kere okunur.


"Eûzü bi-izzetillâhi ve kudretillâhi min şerri mâ ecidü ve ühâzirü."
2 — Sağ el, ağrıyan yerin üzerine konup, aşağıdaki duâ 3, 7 veya 11 kere okunur.


Eûzü bi-izzetillâhi ve kudretihî min şerri mâ ecidü ve ühâzirü min külli dâin ve sekamin."
3 — Sağ el, ağrıyan yerin üzerine konur, aşağıdaki duâ 7 kere okunur.


"Bimillâhi, eûzü bi-izzetillâi ve kudretihî min şerri mâ ecidü."
4 — Ağrıyan yere sağ el konup, aşağıdaki duâ 7 kere

70 kere, "Allâhümme sallı alâ muhammedin nebiy-yi ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim."

HER TÜRLÜ HASTALIĞA ŞİFA

Bir kimse aşağıdaki belirtmiş olduğum duayı Akşam ve Sabah her gün 7 defa okur ise şifa bulur. Ol dua bu-
dur:

"Allahümme lâ tüşemmit âdâi yedâi vec'alil kur'anil azim şifai ve devâi feenel kalilû ve ente müdavi."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HİZBÜL MÛNİ

"Bismillahirrahmanirrahim. Fekeşefna anke gıtaeke fe-basarükel yevme hadid," ayetHizib Allahü Teâlâ'ya yalvarışların en kıymetlisini ifâde etmekle mugarribler geceleri hep bunu okurlar, Allahu Teâlâ'ya yalvararak göz yaşları dökerler. Her Hizbüsseyfiyi okuyan mutlaka bunu sonunda okur. Allahu Teâlâ'ya içten gelen bir niyazla duâ eder, göz yaşları döker, biz de bu kıymetli Hizbul Muni'yi manâsıyla beraber ümmete sunmakla bahtiyarız. Muvaffakiyet Allah'tandır.
Her imanlı bunu okumalı, Allâhü Teâlâ'ya raptı kalple ömründe bununla şereflerin en yücesine ermelidir. Hakikatte bu yalvarışlar imanlı kalpleri coşturan bir duâ ve niyazdır.

HİZBUL MÛNİ

Bismillâhirrahmânirrahıym
İlâhi bike esteğısü fe ağisnî ve aleyke tevekkeltü fe ekfinî yâ kâfi ekfinil mühimmâti min emriddünyâ vel âhireti yâ rahmâneddünya velâhireti ve rahimehümâ innî abdüke bibâbike zelîlüke bibâbike zelîlüke bibâbike esîruke bibâbike miskînüke bibâbike zaîfüke bibâbike yâ rabbel âlemine ettâliu bibâbike yağıysel müsteğîsîne mehmûmike bibâbike yâ kâşife kerbi külle mekrûbîne.
Ve enâ âsîke yâ tâlibel müsteğfirîne el-mûğırru bibâbike yâ ğâfiral lil müznibîne elmu'terifü bibâbike ya erhamerrâhımîne. Elhâti'ü bibâbike yâ rabbel âlemine ezzâlimü bibâbike elbâisül haşiu bibâbike erhamnî yâ mevlâye. İlâhî entel ğâfiru ve enel mesî'u ve hel yerhamül mesî'e illel ğâfiru mevlâye, mevlâye. İlâhi enterrabbü ve enel abdü ve hel yermahül abde illerabbü mavlâye, mevlâye.
İlâhi entel melikü ve enel memlûke ve hel yerhamül memlûke illel mâlikü mevlâye, mevlâye.
İlâhi entel gâviyyü ve'enezzâ'îfü ve hel yerhamuz-zaîf ve illel gaviyyü mevlâye, mevlâye.
İlâhi entel azîzü ve enezzeliylü ve hel yer-hamuzzeliyle illel aziyzü mevlâye, mevlâye. ilâhi entel kerimü ve enelleimü ve hel yerhamülleime illel kerimü mevlâye, mevlâye. İlâhi enterrazzaku ve enel merzûku ve hel yerhamül merzuka illerrazzaku mevlâye, mevlâye. İlâhi enezza'ifü enezzelîlü enel

Hakiru entel aliyyu entel afüvvu entel gafuru entel gaffâru entel hannânü entel mennânü enel müznlbü enel hâifü enezzaîfü ilâhi el'emânü el emânü. Fîy zulmet il gabri vedıy katihî ilâhi el'emânü inde suali münkerin ve nekirin ve Heyeti hümiâ ilâhi el'emâne el'emâne İnde vahşetil kabri ve şiddetihi ilâhî el'emâne el'emâne. Fi yevmin kâne mıkdâruhü ham siyne elfe senetin ilâhi el'emâne el'emâne yevme yünfehu fissuri fefezia men fissemavâti vemen fil ardı illâ men şâallâhü ilâhi el'emâne el'emâne.
Yevme zülziletil ardu zilzâleha ilâhi elemâne, el'emâne. Yevme teşekka kussemâ-ü bilgamâmi ilâhi el'emâne elemâne yevme netvissemâ'ü ketayyissicil-li lil kütübi ilâhi elemâne, el'emâne. Yevme tübed-delül ardu gayral ardı vessemâvâtü veberazü lillâhil vahıdil kahhârı. İlâhi el'emâne, el'emâne. Yevme yen-zurul mer'ü ma'kaddemet yedâhü veyekulül kâfim yâleyteni küntü türâbâ. İlâhi el'emâne el'emâne. Yevme yünâdi el'münâdi min batnânil arşi eynel âsune ve eynel müznibûne ve eynel hâsirune helüm-mü ilel hısabi. Ve ente talemu sırri ve alâniyyeti fek-bel mazirati. İlâhi âh minkesratizzünubi vel isyâni âh minkesratizzulmi velcefâ'i âh min nefsil matrudeti âh, min'nefsil matbuati bilhavâi âh minel hevâyi (3) agisnî yâ gıyâsel müstegîsîyne agisnî inde teğayyurü hâli... Allâhümme inni abdükel müznibül mücrimüi muhtı'ü. Ecirni minennarı ye'muciru, ecirni minennari ya'müciru, ecirni minennari müciru.

Allâhümme in'terhamni fe'ente ehlün vein tüazzib Ni fen a ehlün ferhamni yaehlettakva veya ehlel mağfireti ve yâ erhamerrahımine ve yâ hayren-nâsırlne veya hayral gâflrlne hasbiyellâhü vahdehü birahmetike ya erhamerrâhımine ve Sallellahü alâ seyyidinâ Muhmmedin ve âlihi ve sahbihi ecmeîne velhamdülillâhi rabbil âlemine...


HİZBÜL MUNİ'NİN AÇIKLAMASI


Bismillâhirrahmârirahiym

İlâhi Bike Esteğîsü Fe Egısnî Ve Aleyke Tevekeltü Fe Ekfinî: Manası: Ey Allahım yardımını beklerim bana yardım et sana tevekkül ettim. Yâ kâfi İkfinil Mühimmâti Min Emriddünyâ Vel Âhireti: Allahım dünya ve âhirette bütün umurumda bana kâfisin. Yâ rah-mâniddünyâ Vel Âhireti ve Rahime Hümâ İnni Abdüke Bibâbike Zelilüke Bibâbike Esiruke: Ey rahman olan Allah dünya ve âhirette bize pek rahimsin. Ben kapında esir bir kulunum. Bibâbike miskinuke; kapında miskin bir kulunum. Bibâbike Yârabbel Âlemin: Ey âlemlerin Rabbı. Ettâlihu Bibâbike: Kapında zayıf bir kulunum. Yâğıyâsel Müsteğiysiyne: Ey yardım isteyenlere yardım eden. Mehmumüke Bibâbike: Kapında inleyen bir kulunum. Yâ Kâşife Kerbi Külli Mekrubine: Ey herşeyi bilici kapında inleyici bir kulunum. Ve Enâ Âsıyke: Ben, asiyim. Yâ tâlibel Müsteğfirine: Ey af isteyenleri af eden, El Mukırru Bibâbike: Kapındayım. Yâ Gâfiren Lil Müznibîne: Ey günahları af eden. El mü'terifü Bibâbike: Günahımı itiraf ediyorum. Ya Erhamerrâhımin: Ey erhamerrâhimin olan Allahım. El Hatıü Bibabike: Kapında hatalarımı bilerek bekliyorum
Yârabbel Âlemin: Ey âlemlerin Rabbi olan Allahım. Ezzâlimü Bibâbike: Kapında zulmedici günahkâr inliyo rum. El Bâisülhâşiu Bibâbike: Korku ve yeis içinde kapında inliyorum. Erhamnî Yâmevlâye: Ey mevlâm bana acı. İlâhi Entelgâfiru: Allahım sen afvedicisin. Ve E.ıel Mesîü: Ben suç işleyiciyim. Vehel Yerhamül Mesî'e İlle! Gâfirü: Sen suç işleyenleri afvedicisin. Mevlâye mevlâye: Ey mevlâm bizi afvet. İlâhi Enterrabbü: Ey Allahım sen benim Rabbimsin. Ve Enel Abdü: Ben senin kulunum. Vehel Yerhamül Abde İllerrabbü: Her abdine merhamet eden Rabsın. Mevlâye Mevlâye: Sen bizim Rabbımızsın sen bizim mevlâmızsın. İlâhi Entel Melikü ve Enelmemlüke: Ey Allahım sen mâliksin ben memluküm kulunum. Vehel Yerhamül Memlüke İllel Mâlikü Mevlâye Mevlâye: Her memlükün kölenin bir sahibi olur, sen benim sâhibimsin, sen benim mevlâmsın. İlâhi Entel Gaviyyü: Ey Allahım nihayetsiz kuvvet kudret sahibisin. Ve Enezzaifü Ve Hel Yerhamûzzaîfe İllel Gaviyyü Mevlâye, Mevlâye:
Bende zayıf bir kulunum. Sen benim mevlâmsın. Ve Hel Yerhamüzzelile İllel Azizü: Her zelilin bir büyüğü olur sen benim aziz yüce Rabbimsin. Mevlâye Mevlâye: Sen bana yardım edicisin. İlâhî Enterrazzûku: Allahım sen rızık verensin. Ve Enel Merzuku: Ben de senin verdiğin rızıktan rızıklanan bir kimseyim. Ve Hel Yerhamül Merzuka İllerrazzâku: Rızkı herkese veren dağıtan yardım eden. Mevlâye Mevlâye: Mevlâmızsın. İlâhi Enezzaifü Enezzelilü: Allahım ben zayıf bir kulunum. Zelil bir kulunum. Enel Hakiru: Hakir bir

Kulunum Entel Aliyyu:sen yücelerden yücesin Entel
Afüvvü: Sen af sahibisin. Entel Ğaffâru: Sen gaffarsın. Entel Hannânü: Sen harmansın. Entel Mennânü: Sen mennansın. Enel Müznibü: Ben zayıfım. Enel hflifü Enezzaîfü İlâhi El Emanül El Emanü Fi Zulmetil Kabri: Vedıkatihi: Yarabbi zulmeti kebirden, kabrin sıkmasından sana sağınının. Dâima el açıp amanlar yardım beklerim. İlâhi El Emanül El Emanü: İnde Sualin Münkirin Ve Nekirin. Veheyeti Hüma: Yârabbi kabirde münkir ve nekirin şiddetli bağırışından dâima sana sığınırım dâima senden yardım beklerim. İlâhi El Emanül El Emanül: İnde Vahşetil Kabri Ve Şiddetihi: Kabrin şiddetli sıkıştırmasından yârab sana sığınırım senden yardım beklerim. İlâhî El Emanül El Emanü R Yevmî Kâne Mıkdârü Hamsine Elfenesetin: 50 bin sene mikdârı sıkıntılar içinde bildirilen âhirette günah içinde yaşayıştan aman yârabbi sana sığınırım. (Bu âyeti Kerime Meâric Sûresinin 4 üncü âyeti Kerimesinde) beyan edildiğine göre 50 bin sene sıkıntı içinde yaşarlar. İlâhi El Eman El Eman Yevme Yünfehu Fissuri Fefezia Men Fissemâvâti Vemen Filardı İllâ Men Şâ Allahü: Yarabbi Surun üfürüldüğü günde yerde gökte olanların cümlesi boyun eğer, zelil olarak sana gelirler. O müthiş anlarda sana sığınırım. (Bu âyeti kerîme Sûrei Neml'in 87nci âyeti kerimesidir). Allahü Teâlâ'nın yüce beyanlarıyla o günleri bildirir.
İlahi El Emanül Emanü Yevme Zülziletil Ardu Zilzâlehâ: Yeryüzünde şiddetli bir zelzeleye duçar olup parça parça olduğu zaman, İlâhi El eman: Yârab o gün emânına sığınırım. İlâhi El eman El eman Yevme
Teşekkagussemaü Bil ğamami: Yârab o gün (ü kıyamet günü) gök bulutlarla beraber yarıldığında emânına sığınırım. Bu âyeti kerime Furkan sûresinde bildirilmiş o günkü kıyametin dehşetli hali duyurulmuştur. İlâhi El eman El eman Yevme Natvissemâü Ketayyissicilli Lilkütübi: Yârab o gün semâyı bir kitap gibi dürersin. Bu dehşetli anlarda senin emânına sığınırım. Bu âyeti kerime Enbiyâ Sûresinin 103 ncü âyeti kerimesinde bildirilmiş kıyametin bu dehşetli anı duyurulmuştur.
İlâhi El Eman El Eman Yevme Tübeddelül Ardu Gayral Ardı Vessemâvâti Veberazü Lilâhil Vâhidil Kehhar: O gün arz başka bir arza gök başka bir göğe tebdil olduğu günde onlar kahhar ve bir olan Allah'ın huzuruna çıkarlar. Yarab o günden senin emânına sağınının. Bu âyeti Kerime Sûrei İbrahim 48 inci âyetinde buyurulmuş hakikatlar duyurulmuştur.
Yevme Yenzurul Merü Mâ Kaddemet Yedâhü Veyekûlül Kâfiru Yâleytenî Küntü Türâbâ: O gün herkes önden gönderdiği amelini görür, hayvanlar da insanlardan hakkını aldıktan sonra toprak olurlar. Kâfirler de keşke bizde hayvan gibi toprak olsaydık bu azabı görmeseydik derler. İlâhi El Eman El Eman Yevme Yünâdil Münâdi Min Batnânil Arşı Eynel Âsune Ve Eynel Müznibüne Ve Eynel Hâsirüne Helümmü İlel Hısâbi Ve Ente Tâlemu Sirri Ve Alâniyyeti Fakbel Mâziratiy: Yarabbi o gün arşın altında bir münâdi nerede o asiler nerde o günahkarlar nerede o haşirler haydin hesaba gizlide aşikârda işlediğiniz günahlarınızla hesap vereceksiniz diye bağırdığı gün. Yârab emânına sığınırım beni koru. İlahi ah Min Kesratizzünübi Vel isyâni: Ey Allahım ben çok bilir bilmez günah işledim ve isyanda bulundum senin emânına sığınırım. Ah Mln Kesrafizzulmi Vel Cefâi: Allahım günahımın çokluğun-dan isyanımdan dolayı sana sığınırım. Allahım yaptığım zulümlerden dolayı ve cefalardan dolayı ah ederek sana sığınırım. Ah Minnefsil Matrudeti Ah Minnefsil Matbuati Bil Havâi Ah Minel Havâi: Yarab kötü nef-simin halinden havaya dalmış yollarda yürümesinden ah ederim sana sığınırım. Agisni Yagıyâsel Müsteğiysine Ağisni İnde Tegayyürü Hâli: Yardım isteyenlere yardımını esirgemiyen Allahım bana yardım et halimin değişmesi kötü hale dönmesi dolayısıyle yardımını istiyo-rum. Allahümme İnni Abdükelmüznibül Mücrimül Mu'tiu Ecirni Minennâr Yâmüciru Yâmüciru Yâmuciru: Ey Allahım ben günahkar mücrim kulunum cehennem azabından kurtar. Sen mücrim olan yalvaranları koruyucusun inananları af edicisin. Allahım bizi koru. Allahümme İnterhamni Fe Ente Ehlün Ve İn Tüazzibni Fe Enâ Ehlün Ferhamni Ya Ehlettakva Veya Ehlel Mağfireti Veya Erhamerrahimine: Ey Allahım sen azimüşşan merhamet ehlisin ve azabına gideceklerini koruyucusun ben senden afvı mağfiret, takva yoluyla mağfiretini bekliyorum. Sen erhamer-rahiminsin. Veya Hayrunnâsırine: Allahım sen yardım edicilerin en hayırlısısın. Veyâhayrel Ğâfirine: Yarab sen gafirlerin afvedicilerin en hayırlısısın. Hasbiyellahü Vahdehü Birahmetike Ya Erhamerrahimine: Allahım sen bir olan, bize kafi olan, rahmetini esirgemiyen, rahmet sahibisin. Ve Sallellahü Ala Seyyidinâ
*
Muhammedin Ve Alihi Ve Sahbini Ecmeiyne Vesselim Teslimen. Ve Seyyidimiz Muhammed Aleyhisselâm üzerine ve âli ve ashabının cemisi üzerine salatı selamlar ederim. Vel Hamdülillahi Rabbil Alemine: Alemlerin Rabbı olan Allahım, hamd ancak sana mahsustur. (Ezelden ebede) kadar hamd ederim...

Bismillahirrahmanirrahim
Hizbül Bahir Ehlüllahın tevessül ettiği manevi silahların en büyüğüdür. Muhakkikin Hizbülbahirden bahsederken, maddi ve manevi müşkülleri yenen bu kadar mükemmel bir hizib olmadığını söylerler. Zaten bu hizbi Resulullah efendimiz kutupların reislerinden, Şazeli hazretlerine bir cemîle olarak vermiştir. Hazreti Şazeli de bunda gördüğü büyük esrarı hakikatten dolayı bütün müridânına bidayetten nihayet mertebeye kadar bu hizbi okumağa teşvik etmiştir. Hatta ölümünden bir gün evvel Ahıbbasını toplayarak, bilhassa Hizbülbahri çocuklarına kadar okutun. Ezberletin. O manevi büyük bir silahtır, buyurmuşlardır.
Hizbülbahir denilmesinin sebebi hikmeti de, Şazeli hazretleri denizde ihvanlarıyla beraber seyahat ederlerken, rüzgar durmuş, o zamanın vasıtalarından olan yelken ile beraber gemide denizin ortasında kalmışlardı. Bu hal uzun sürmekle ihvanı, hazrete müracaat etmişleri ke.iır.esini okuyup sonunda gözlerini mesh ve buna bir müddet devam etse, her türlü göz hastalıklarından kurtulup şifaya nail olur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HİZBUL BAHRİN FAZİLETİ

Resulullah efendimiz bu hizbi uyku ile uyanık arasında, Hazreti Şazeliye öğretmişlerdir. Hazreti Şazeli bu hizbi okumaya başlayınca, bir riyhi tayyip yani güzel bir rüzgar çıkarak gemi derhal harekete geçmiş ve bütün ihvanı denizin sıkıntısından kurtarmıştır.
İşte böyle Hazreti Şazeli ve ihvanı her hangi bir sıkıntı karşısında kalsalar, bu hizbi bir çok kere okusalar, Allah'ın avni inayeti yetişerek, kurtulurlardı ve şark ve garp aleminde tecrübelerle sabit olduğundan, herkes bu Hizbül Bahri ezberlemiş, her türlü afat ve musibet zamanlarında, cebbar ve zalim insanların karşılarında okuyarak, Allah'ın avni inayeti ile korkularından emin olmuşlardır. O halde bu hizip manevi bir kalkandır ki mis-ilsiz denilse caizdir.
Bundandır ki Ebül Haseni Şazeli eğer benim bu hizbim Bağdat'ta okunsa idi, Bağdatı Cengiz zaptedemezdi buyurmuştur. Bu kelam bu koca velinin ne demek istediğini bize anlatmağa kafidir.
Bununla beraber bu hizib yalnız Resulullah tarafından Şazeli hazretlerine verilmeyip, Ahmet Tîcani hazretlerine de aynı surette bir cemîle olarak lütuf olunmuştur. Bundan dolayıdır ki, bu hizib Şazeli olduğu kadar da Tîcani'dir. Bu iki büyük kutba verilmesinin sebepleri araştırılırsa, bu hizbin manevi bir hizib olduğu meydana çıkar. Hatta ondandır ki çok ehlullah da bu hizbin hizbi azam olduğunu söylerler. O halde tam bir ağızla bu hizib okunursa, tesiri tam ve kafidir.
Yalnız asıl olan nüshasını tahrif etmeyip olduğu gibi başlamak ve bitirmek gerektir.

Gerçi bunun çok nüshaları varsa da biz mümkün olduğu kadar aslını bulduk ve yazıyoruz.zira her asıl her ilavenin fevkindetesıri tam ve kafidir. Kutuplara verilen asıl ne ise, onu noksansız yazdık. Her türlü maddi ve manevi müşkülleri hal ve asan ettiğinden, her insanın bidayetten nihayete kadar bunu okuması gurbiyet noktayı nazarından ve hıfz noktayı nazarından, labüt lazımdır.

Bu hizib okunduğu yeri muhafaza ettiğinden o mem-leket her türlü âfâtı semaviye ve araziye ve her türlü belâlardan masun kalır. Biz bunu evliyalardan böyle işit-tik. Ve her türlü tecrübelerimizde de, hakikati itiraf ettik. Diyebilirim ki hayatın en müşkül safhalarında bu Hizbül Bahri insana en güzel bir manevi arkadaş olmakla, insanı gerek seferde, hazerde, karada ve denizde muhafaza eder. Bunu tecrübe için ihlas ile, devam kafidir. İnsan o zaman el ile tutacak derecede vikaye ve himaye olduğunu anlar ve bilir. Yani demek isterim ki bu hizbi okuyanlar pek makbul ve mahbup olduğundan, her makbul ve mahbuplar gibi, himayeyi ilahiyede mahfuz olurlar. Bundandır ki mağripta, en sevgili tanınan Arap atlarına Araplar bu hizbi takarlar. Ve her çocuk bu hizbi nazardan ve diğer musibetler vikaye için takınırlar.

Hatta bu kale kuşaklarına oda kuşaklarına yazdıkları takdirde, her türlü veba ve bela ve sair musibetlerin bu şehir ve haneden uzak olduğu görülür. Buna mümasil manevi imtihanlara duçar plan büyük veliler en şiddetli zamanlarında, rakiplerini bu hizib bahriye tevessül ile yenerler. Bundandır ki her namazın akabinde bu hizib okunursa, Allahü Teâlâ o kulu o kadar aziz kılar ki kul maddi ve manevi sahalarda, hiç kimseye muhtaç olmak-sızın tekâmül eder. Hadisatı dehirden müteessir olmaz.

Evet bu alem bir imtihan alemidir. Felaket denizinin dalgaları, bu hizbi okuyan kimsenin kalesinin kenarına kadar çarpar fakat geri çekilir. Ve asla bu kaleyi aşıp, o kimseye zarar ikaa kabil olamaz. Bundandır ki her büyük ehlullah sabah akşam bunu okurlardı.
Seyyidina Ahmet Tîcani Radıyallahü Anh da bunu bil-hassa saati zührede her sabah namazı akabinde üçer kere okurlardı. Bunda pek büyük sırrı azim vardır. İnsan yaşadıkça, böyle mertebesiyle mütenasip imtihanlara çekileceğinden bu gibi büyük hiziblerle Allahü Teala'ya sığınması lazımdır. İşte Hizbülbahrin başlangıcında da beyan olunacağı veçhile Allahü Tealaya en güzel bir ifadeyle ENTE RABBİ VE İLMÜKE HASBİ FENİĞMERRABBÜ RABBİ VE NİMEL HASBÜ HASBİ buyurarak başlar.

Yani ey Allah'ım sen benim Rabbimsin. Senin beni bildiğin bana yeter. Benim Rabbım en güzel bir Rabdır. Ya Allah sen bana kafisin. Senin kâfi olmaklığın da bana yeter. Sen benim için ne güzel bir kifayesin kelamını düşünür isen, insanları hayretlere sevkedici güzel bir tazarru dua olduğunu anlarsın duyarsın. Nitekim İbrahim Aleyhisselâm ateşe atıldığında buyurduğu gibi Allah'ın beni bildiği bana kafidir dediği gibi kul da bu sıkıntılı devirlerinde Allah'ına böyle yüksek bir bağlanışla bağlanıyor. Bu ne yüksek bir bağlanıştır.

Eğer dilimizin dediği gibi kalbimizle de hakikaten tasdik edersek, o büyük Resulün binlerce düşmanı arasında, Rabbısının himaye ettiği gibi ve ona kafi geldiği gibi ve ona narı nur kıldığı gibi bize de bütün maddi kapılarının kapandığı zamanda, Rabbımızın himayesi kifayesl ile her türlü saadet kapılarının açıldığını görürüz.

Ey bunları okuyucu senin Allah'a ve Resulüne inancın varsa bu hizbi baştan nihayete kadar canı yürekle manasını tetkik edersen, kendine dünyada bu hizbi en güzel bir arkadaş bilirsin, her zaman kalbin şu zamanın her türlü kederleriyle dolduğu ve her türlü maddi ve manevi sıkıntılar karşısında kaldığın zaman tam bir yürekle manasını anlıya anlıya oku. İşte böyle yaparsan Rabbının sana her hususta kafi olduğunu görürsün ve bilirsin. İşte bütün evliya böyle yaptı. Meratibi insaniyetin en yükseklerine ulaşan, Ebül Hasenil Şazeli hazretleri bundan asla fariğ olmadı. Makamı vilâyetin en yükseklerine yükselen, Ahmedi Tîcani hazretleri de bundan asla fariğ olmadı. Ve cümle kümmeli evliya ve ilimde rasih olanlar, bu sözü tasdik edip, bununla âmil oldular.

Ey okuyucu sen de Rabbından böyle imtihanlarla karşılaştığında bu hizbe tevessül etmekliği unutma. Bil ki her an ve zamanda insanlar imtihanda olmakla, bunları hiç olmazsa sabah akşam oku. Zira her insan gece gündüz her gün imtihandadır. Bu imtihanı iyi vermek için yine Rabbının kifâyesini himayesini istemek lazımdır. O kifaye ve himaye ile, bu imtihan ancak güzel verilebilir. O halde bu hizbin büyüklüğü güneş gibi parlak bir suretle aşikârdır. Bunun ile amil olanlara ne mutlu.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HİZBUL BAHİR 

Bismillahirrahmanirrahim
Ya aliyyü yâ azıymü yâ haliymü yâ aliymü. Ente rabbi ve ılmuke hasbî fe ni'mer rabbü ve ni'mel hasbü hasbi tensuru menteşâü ve ente azizürrahıym nes'elükel ismete fil harekâti vessekenâti vel kelimâti vel irâdâti vel hatarâti mineşşükûki vez-zunûni vel evhâmissâirati lil kulübi an mütâleatil guyübi fekadib tüliyel mü'minune ve züi-zilû zilzâlen şediden ve iz yekulül münâfikune vellezine fiy kulübihim meraüun mâ veadenallâhü ve rasulühü illâ gurura. Fesebbitnâ vensurnâ ve sahhır lenâ hâzel bahre kemâ sahhartel bahre li Musa Aleyhisselâm ve sahhartennâre li İbrahiym Aleyhisselâm ve sahhartel cibale vel hadide li Dâvud Aleyhisselâm ve sahhar-terriyhe veşşeyatiyne vel cinne vel inse li Süleyman Aleyhisselâm ve Sahhartesseğaleyni liseyyidinâ Muhammed Aleyhisselâm ve sahhır lenâ külle bahrin hüve leke fil ardı vessemâi vel mülki vel melekuti ve bahreddünyâ ve bahrel âhireti ve sehhırlenâ külle şeyin yâmenbiyedihi melekütü külle şeyin kâf ha yâ ayın sad ,hâ mim ayın sin kâf ünsurnâ fe inneke hayrunnâsıriyn veftah lenâ fe inneke hayrul fatihıyne vağfir lenâ fe inneke hayrul gafiriyn verhammâ fe inneke hayrurrâhımine verzuknâ fe inneke hayrur-râzikıyne vehdinâ ve neccinâ minel kavmizzâlimine ve heb lena riyhan tayyibeten kemfi hiye fi ilmike venşürhâ aleynâ min hazâini kahmetike vahmilnâ bihâ hamlel kerameti meâsselameti vel afiyeti fiddini veddünya vel ahireti inneke alâ külli şeyin kadiyr. Allâhümme yessir lenâ ümûrenâ mearrâhati li kulu-binâ ve ebdânina vesselâmeti vel afiyeti fiy diyninâ ve dünyâna ve künlenâ sahiben ve hâmiyen ve müıy-nen fiy seferinâ ve hadarinâ ve halifeten fiy ehlinâ vatmis, vatmis, vatmis alâ vücûhi a'dâina vemsah hüm alâ mekânetihim felâ yestatıy'unel müdiy'e velel müciy'e ileynâ velev neşâü letamesnâ alâ a'yünihim festebe kussırâta feennâ yübsırune velev neşâü lemesahnâhüm alâ meknetihim femestetâü mudiyyen velâ yerciune Yâsiyn vel Kur'ânil Hakiym inneke leminel mürseliyne alâ sıratın müstakıym ten-zilel azizirrahıymi li tünzira kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm gâfilûne lekad hakkal kavlü alâ ekserihim fehüm lâ yü'minün innâ cealnâ fiy a'nakıhim ağlâlen fehiye ilel ezkâni fehüm mükme-hün ve cealnâ min beyni eydiyhim şedden vemin halfihim şedden fe ağşeynâhüm fehüm lâ yübsırun.
Şahetil vücûhi, şâhetil vücûhi, şahetil, vücûhi, Ve enetil vücûhi lil hayyil kayyümi. Ve kad habe men hamele zulmen. (Ta sin miym 3) Hamiym ayîn sin kâf. Meracel bahreyni yelteğıyâni beyne hümâ berzehun lâ yebğıyâni. Hâ miym, hâ miym, hâ miym, hâ miym, hâ miym, hâ miym, hâ miym Hummel emru ve câen-nasru fe aleynâ lâ yünsarun. Hâ miym tenzilül kitabi minellahil azizil aliym gâfirrizzenbi ve kâbilitevbi şedidil ikâbi zittavli Lâilâhe illâ hüve ileyhil mesıyr.Bismillahi babuna tebareKe hıytanuna yasin sekfüna kâf hâ ya ayın sad klfayetüna hâ miym âyin sin kâf himayetünâ (fe seyekfike hümüllâhü Ve hüvessemiy ul aliym 3) Setrullâhi mesbulün aleynâ ve aynüllâhi nâzıratün ileynâ bi havlillahi lâ yekdiru aleynâ vel-lâhü min verâihim muhitun belhüve Kur'ânün mecidün fi levhin mahfuz. (Fellâhü hayrun hâfizan vehüve erhamürrâhimiyn 3). (İnne veliyyiyallahullezi nezzelel kitabe ve hüve yetevellessâlihıyne. 3) (Fein tevellev fekul hasbiyallahü lâ ilahe illâ hüve aleyhi tevekkeltü vehü ve rabbül arşil azıym. 3) (Bismillâhilleziy lâ yedurru me asmihi şey'ün fil ardı velâ fissemâ'i vehüvessemiy'ul aliym 3). (Velâ havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil aziymü 3). Ve sallel-lâhü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî vesah-bibî ecmeine vesellim teslimen kesiran velhamdülil-lahi rabbil âlemiyn...okuyup sonunda gözlerini mesh ve buna bir müddet devam etse, her türlü göz hastalıklarından kurtulup şifaya nail olur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HİZBÜL BAHRİN ANLAMI

Bismillahirrahmanirrahiym
Yâ Aliyyü Yâ Aziymü: Ey yüceler yücesi! Ey büyükler büyüğü!.. Yâ Haliymü Yâ Aliymü: Ey suçlarımızı bağışlayan! Ey herşeyi bilen... Ente Rabbi: Sen benim Rabbimsin. Ve ılmüke Hasbi: Senin bilişin bana kafidir. Fe Ni'merrabbü Rabbi: Benim Rabbım ne güzel Raptır. Ve Ni'mel Hasbü Hasbî: Allah'ın kifayesi benim için ne güzel kifayedir. Tensuru Men Teşâü ve Entel Aziyzürrahıym: Allah'ım! İstediğini sen zafere ulaştırırsın. Her türlü inayet, ihsan edici aziz ve rahimsin.
Nes'elükel İsmete Fil Harekâtı Vessekenâtl vel Kelimâtl Vel İrâdâtl Vel Hatarâti Mineşşüküki Vezzunûni Vel Evhamissâireti Lil Kulûbi An Mütalâatil Guyûbi: Allah'ım! Bütün hareketlerimizde, duruşlarımızda, söyleyişlerimizde, düşünüşlerimizde, kalbimize gelen şeylerdeki sekler ve zanlarda evham vesairedeki gaybe âid düşüncelerimizdeki hatalarımızdan dolayı bizi afvet .temiz kıl.
Fekâdib tüliyel Mü'minûne ve Zül-Zilû Zilzâlen Şediyden ve İz Yekûlül Münâfikûne Velleziyne Fiy Kulûbihim Maradun Mâ Veadanallâhü ve Resûlühü İllâ Gurura: Allah'ım biz mü'minler, mukadder olan imtihanlarda kalblerimizin sarsıldığı zamanlarda münafıkların kalplerinde arız olan hastalıklar gibi bizi hastalandırma!.. Münafıklar şiddetli imtihan sıralarında imanlarının zafiyetleri tesiriyle sarsılıp, Allah ve Resulünü vaadlerini aldatıcı sandılar.
Fesebbitnâ Vensurnâ: Yâ RâbL Bize bu imtihan sıralarında yolunda sebat ettir, nusrat ver.
Ve Sahhir Lenâ Hâzel Bahre Kemâ Sahhartel Bahre Li Mûsâ Aleyhisselâm: Mûsâ Aleyhisselâm'a denizi musahhar ettiğin gibi, bize de önümüze çıkacak elem, ıztırap dalgaları gibi nihayetsiz imtihanlar karşısında elem ıztırapları musahhar kılıp sana lâyık kullardan eyle. Ve Sahhartennâre Li İbrahiyme Aleyhisselâm: İbrahim Aleyhisselâm'a ateşi musahhar kıldığın gibi, biz mü'minlere fitne ateşlerini musahhar kıl.
Ve Sahhartel Cibâle Vel Hadiyde Li Davude Aleyhisselâm: Dâvud Aleyhisselâm'a dağları, demiri musahhar kıldığın gibi bizi de maddi ve manevi silahlarla mücehhez kıl.
Ve sahharterrıyhaha veşşeyatıyne vel cine vel inse Li Süleyman* Aleyhisselam: insi vs cinni şeytanı,
rüzgârları Süleyman Aleyhisselâm'a musahhar kıldığın gibi bize de bütün bunları musahhar kıl.
Ve Sahhartessekaleyni Li Siyyidina Muhammedin aleyhisssiftmü Vs Sahhir Lenâ Külle Bahrin Hüve Leke Fii Ardı Vsssemâi Vel Mülki Vel Melekûti ve Bahreddünyâ ve Bahrel Âhireti ve Sahhir-Lenâ Külle Şeyin Yâ Men Bi Ysdihî Meieküti Külle Şey'in: Yâ Râb!.. Arz ve semâdaki denizleri mülk ve melekûtte denizleri, dünya âhiretteki denizleri Efendimiz Muhammed (s.a.v.)'e musahhar kıldığın gibi bize de musahhar kıl. Ey bütün herşeyin melekûtü elinde bulunan AllahımL Bütün her şeyi bize musahhar kıl.
Kâf Hâ Yâ Ayin sad Hâ Miym Ayın Sin Kâf: Kâf hâ yâ ayın sad, Hâ mim ayin Sın Kâf'daki esrarı sübhaniye hakkı için.
Unsurnâ Fs İnnsks Hayrunnasıriyn: Bize yardım et. Sen yardım edicilerin en hayırlısısın. Veftah Lenâ Fe İnneke Hayrul Fatihıyne: Ey
müşkülleri açıcıların en hayırlısı olan Allah!... Bize hayırlı kapılarını aç.
Vâğfir Lenâ Fe İnneke Hayrul Gafiriyn: Ey suçları bağışlayıcıların en hayırlısı olan Allah'ım!. Bizim suçlarımızı bağışla.
Verhamnâ Fe İnneke Hayrurrâhımiyn: Ey merhamet edicilerin en hayırlısı olan Allah!... Bize merhamet et. Verzüknâ Fe İnneke Hayrurrâzikıyns: Ey rızıkları vericilerin en hayırlısı olan Allah!.. Bize hayırlı rızıklar ver. Vehdlnâ vs Nsccinâ Minel Kavmizzâlimiyn: Allah'ım
Bize hidayet et bizi kortuğumuz zalimlerden Kurtar.
Ve Heb Lenâ Rıyhan Tayyibeten Kemâ Hiye Fİ İlmike Venşurnâ Aleynâ Min Hâzâini Rahmetike Vahmilnâ Bihâ Hamlel Kerameti Maasselâmeti Vel Afiyeti Fiddiyni Veddünyâ Vel Ahireti İnneke Alâ Külli Şey'in Kadiyr: Yâ Râb! Bize öyle bir rüzgar ihsan et ki, o güzel rüzgarlarla ve ilminle hazâini ilâhiyenden üzerimize rahmetini saçsın. Bu suretle üzerimize yüklenen yükler kalkıp din ve dünyamızda selâmet ve afiyet nimetlerine erişelim. Ey Allah'ım sen herşeye kadirsin...
Allahümme Yessir Lenâ Umûrenâ Maarrâhati Li Kulûbinâ ve Ebdâninâ Vesselâmeti Vel Afiyeti Fi Dîninâ ve Dünyâna: Ey Allah'ım!.. İşlerimizi kolaylaştır, kalblerimizi rahatlaştır. Bedenlerimize selâmet ve afiyet ver. Din ve dünyamızda rahat kalalım.
Ve Kün Lenâ Sahiben ve Hâmiyen ve Muiynen Ry Seferinâ ve Hadarinâ ve Halifeten Fîy Ehlinâ: Ey Allah'ım!.. Yurdumuz'da seyahatımızda bize hami ol. Ehlimize, iyalimize hami ve sahip sensin.
Vatmıs Vatmıs Vatmıs alâ Vücûhi A'dâinâ Vemsahhüm Alâ Mekânetihim Felâ Yestatıy'ûnel Mudıy'e Velel Müciy'e İleynâ Ve Lev Neşâü Le Tamesnâ Alâ A'yünihim Festebekussırate Fe Ennâ Yubsırün: Yâ RâbL Düşmanlarımızın yüzlerini mesih et. Yâ RâbL Onlara körlük ihsan buyur ki, bizi görmeğe muktedir olamasınlar. Eğer, onları dilersen, gözlerini dümdüz edip yollarını göstermez edersin. Onlar da bizi göremeyerek giderler.
Velev Neşâü Le Mesahnâhüm Alâ Mekânetihim Fe Mestetâu Mudiyyen Velâ Yerciûn: Eğer dilemiş olsaym.ır.ık
dım onları durdukları yerde hayvan suretine sokarak ne ileri, ne geri gitmeye muktedir olamazlar buyurdun. Bu âyeti kerime hakkı için kâfir ve münafıkların gözlerini kör edip bizlere setret.
Yâsîyn Vel Kur'ânil Hakîym İnneke Leminel Mürseliyne Alâ Sıratın Müstekıym Tenzilel Azizirrahıymi Li Tünzireavmen Mâ Ünzire Abâühüm Fehüm gâfilûne Lekad Hakkal Kavlü Alâ Ekserihim Fehüm Lâ Yü'minûn: Ey Ekmelül insan!. Hikmetle dolu Kur'an hakkı için sen, muhakkak mürsellerdensin doğru yol üzeresin. Aziz ve Rahim olan Allah tarafından gönderilmiştir. Babaları korkutmamış gafil olan insanları Hak yoluna döndermek için Allah tarafından gönderilmiş bir Resuldür. Fakat çok insanlar bu Hak hakikati bilemediğinden inkâr ettiğinden azaba müstehak oldu, onlar iman etmezler.
İnnâ Cealnâ Fiy Â'nâkıhim Ağlalen Fehiye İlel Ezkâni Fehüm Mükmehûn: Biz, onların boğazlarına, çenelerine kadar zincirler takarız. Başlarını hareket ettiremezler.
Ve Cealnâ Min Beyni Eydiyhim Şedden Vemin Halfihim Şedden Fe Ağşeynâhüm Fehüm Lâ Yubsırün: Önlerine ve arkalarına set kılarız, onları baygın ederiz, görmezler. Şahetil Vücuh, Şahetil Vücuh: Yüzleriniz kara olsun.
Veanetil VücÛhu Lil Hayyil Kayyüm Ve Kad Hâbe Men Hamele Zulmen: Yüzlerini kara kıl. Ey Hayyü Kayyum Bütün zulüm yüklerini üzerimizden al.
Tâsin Mim, Hâ Miym Ayın Sin Kâf: Esrarı süb-haniyen hakkı için. Meracel Bahreyni Yeltekıyani
Beynehümâ Berzehun Lâ Yebgıyânl: Âyeti ker-imesinde beyan edilen esrarı sübhaniyen hakkı için.
Ha Miym, Hâ Miym, Hâ Miym, Hâ Miym, Hâ Miym, Hâ Miym Hâ Miym: Hakkı için, yedi Hamiym'deki esrar hakkı için kaviyyen ümid ettim ki, bu esrarın söylendi mi senin nusratın gelir.
Hummel Emru ve Câennasru Fe Aleynâ Lâ Yunsarun: Nusratın bize geldi. Fakat onu âmâlar görmez. Ancak ehli nuru verilmiş olanlar bilir. İşte benim nuru imanla dolan kalbim senin nusratı ilahiyen geldiğini biliyor. Hamim Tenziylüi Kitabi Minallâhil Aziyzil Aliym: Hâmiym hakkı için bu Kur'an sana galip ve kadir hakiym Allah'ın indirdiğidir.
Gâfirezzenbi Ve Kabilittevbi Şediydil İkâb Zittavli Lâ İlahe İllâ Hüve İleyhil Masıyr: Ey tevbeleri kabul eden!.. İkâbı şedid olan. Ey Tul sahibi ve ey kendisinden başka yardımcı olmayan gideceğimiz bir sensin.
Bismillahi Bâbünâ: Bismillah kapımız. Tebâreke Hıytânunâ: Tebâreke divarımız. Yasin sekfünâ: Yasin tavanımız, Kât Hâ Yâ Ayın Sad, Kifayetünâ: Kâf Ha, Yâ, Ayın, Sad kifayemizdir.
Hâ Miym, Ayın Sin Kâf Himâyetünâ: "Bütün esrarı ilahiyen içine girip seni Hâmi ve kâfi bilerek rahatlanıyoruz."
Fe Seyekfiykehümüllâhü Ve Hüvessemiyul Aliym:
Âyeti kerime sırrınca. Allah, gariben onlara kifayet edecektir. Allah işitici ve bilicidir.
Setrüllahi Mesbûlün Aleynâ Ve Aynullahi Nâziretün İleynâ Bi Havlillâhi Lâ Yakdiru Aleynâ:
Allah'ın örtüsü üzerimize olsun. Şefkatli nazarı üzerimize olsun. Allah'ın Havi kuvveti üzerimizde oldukça kimse bizi yıkamaz.
Vallahü Min Veraihim Muhıytun Bel Hüve Kur'ânün Meciydün Fiy Levhın Mahfuz: Allah, onları dört tarafından ihata etmiştir. Kur'ân yüksek ve şereflidir. Levhi Mahfuzda yazılıdır. Fallâhü Hayrün Hafızan ve Hüve Erhamürrahimiyn: Allah, hıfzedenlerin hayırlısıdır. O, Erhamerrahimiyndir.
İnne Veliyyiyallahüllezi Nezzelel Kitabe ve Hüve Yetevellessâlihıyn: Benim veli dostum kitabı indiren Allah'tır. O salihleri dost tutar.
Fein Tevellev Fekul Hasbiyallâhü Lâ İlahe İllâ Hüve Aleyhi Tevekkeltü Vehüve Rabbül Arşil Azıym:
Eğer, senden itiraz ederlerse; de ki, bana Allah kâfidir, ondan başka Allah yoktur. Ona tevekkül ettim. O, Arşı Azîmin Rabbıdır.
Bismillahillezi Lâ Yedurru Measmihi Şey'ün Fil Ardı Velâ Fissemâi ve Hüvessemiyul Aliym: Allah ismi şerifine başladıkça artık arzda ve gökte hiçbir şey bana zarar veremez. Allah işitici ve bilicidir.
Velâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâhil Aliyyil Azıymü. Kuvvet ve kudret sahibi yüceler yücesi, büyükler büyüğü Allah'a mahsustur. Ben, onun kuvvet ve kudretine sığınırım.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


HASTALIKLARDAN KURTARAN ŞİFA DUASI

"Allahümme Rabbe'nnâsi müzhibe'l ye'si işfi en-te'şşâfi lâ şâfi illâ ente işfi şifâen lâ yuğâdiru seka-men."
Manası: "Ey insanların Rabbi ve bütün ıstırapları gideren yüce Allah'ım! Senden başka şifa verecek yoktur; yalnız Sen şifa verirsin. Ona (hastaya veya bana) öyle bir şifa ver ki, üzerinde (hastada veya bende) hastalığın en ufak izi bile kalmasın."

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HER TÜRLÜ ŞİFA

Bir kişinin bilinmeyen bir nedenle manevi bir sıkıtınsı olsa ol kimseye aşağıda belirtmiş olduğum tarif üzere okuyup bir bardak su ile içirilir ise inşallahu teâlâ şifa bulur. Okumalar şunlardır: 7 defa Ayetel Kürsi, 72 defa Felak Suresi 72 defa da Nas Suresini okur hem suya hem de üzerine tilavet eder ise Mevlam acilen ol kimseyi şifa ya-peder.
Böyle bir rahatsılığı olan bir kimse sabah kavaltısından sonra Cavi Beyaz ile Beyaz Günlük yarım nohut büyüklüğünde yerse hem zekası artar hem de şifa bulur.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


   HELAYA GİRMEK İSTİYENİN OKUYACAĞI DUALAR

BirEnes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem helaya giriş sırasında:

Allahümme İnni eûzü bike minel hubsi vel habâis. [Allahım! Erkek ve dişi habisler (şeytanlar) dan sana sığınırım) derdi."<77>
Ve Sahihlerden başkasında şöyle rivayet ettik:
Bismillah! Allahümme innî eûzü bike mlnel hubsi vel habâis.
Ali radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah allallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cinlerin gözleri ile insanların avretleri arasındaki örtü, helaya girerken (Bismillah) demektir."<78>

Tirmizî, "Bu hadisin isnadı kuvvetli değildir." dedi. Fakat, fazilet ve sevab işlerinde zaif hadisle amel edileceğini daha evvel söyledik. As-habımız şöyle dediler: Binalarda veya çölde olsun, bu zikir müstehabdır ve önce:

Bismillah, sonra da:
Allâhümme innî eûzü bike minel hubsi vel habâis. demek sünnettir."
Ömer radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem helaya girdiği zaman:

Allâhümme innî eûzü bike minerricsin-necisil habisi! muhbisiş-şeytanirracim.
[Allahım! Pis necis, habis ve habisleştiren şeytandan sana sığınırım.] derdi."(79)


HELADA ZİKRETMENİN VE KONUŞMANIN NEHYEDİLDİĞİ HAKKINDA
Çölde veya binalar içinde olsun, abdest bozma halinde zikretmek ve konuşmak mekruhtur. Zaruret icabı konuşmaktan başka her türlü zikir ve söz bu kerahetin şumülü içindedir. Hatta bazı arkadaşlarımız şöyle dediler: "Abdest bozmakta olan adam aksırsa hamdetmez, ak-sırana dua etmez, selam almaz, müezzine cevap vermez. Ona selam veren kusur işlediği için selam almayı hak etmez. Bu konuşmaların hepsi tenzihen mekruhtur ve haram değildir. Aksırdığı zaman dilini hareket ettirmeden kalbi ile Allah Teâlâyı hamdederse zarar olmaz. Cinsi münasebet halinde de böyle yapacaktır.
İbn-i Ömer radıyallahu anh'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, küçük abdest bozarken yanından bir adam geçti ve selam verdi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellemı almadı.*'(8°)
Muhacir tbn-i Kunfüz radıyallahu anh'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Ben, küçük abdest bozduğu bir sırada, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek selam verdim. Abdest alıncaya kadar selamımı almadı, sonra özür dileyerek şöyle buyurdu:
- Temizlik üzere olmadıkça Allah Teâlâ'yı zikretmekten hoşlanma-dım.")

KAZA-İ HACET İÇİN OTURANA SELAM VERMENİN NEHYEDİLDİĞİ HAKKINDA


Ashabımız şöyle dediler: "Ona selam vermek mekruhtur. Selam verilse yukarıdaki İbn-i Ömer ve Muhacir'in hadisleri gereğince cevap vermek gerekmez."

HELADAN ÇIKARKEN OKUNACAK DUALAR

Bu sırada şöyle diyecektir:

Elhamdülillâhillezî ezhebe annil ezâ ve aafânî.
[Allahım! Affını dilerim. Benden acıyı gideren ve bana afiyet veren Allah'a hamd olsun.) Ebu Davud ve Tirmizî'nin Sünenlerinde, Resu-lüllah allallahu aleyhi ve sellem'in: [öufraneke] dediği sabittir. Duanın geri kalanını da Nesai ve İbn-i Mace rivayet ettiler.
İbn-i Ömer radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah allallahu aleyhi ve sellem, heladan çıktığı zaman şöyle söylerdi:

Elhamdülillâhillezî ezakanî lezzetehü ve ebkaa fiyye kuvvetehu vedefea annîi ezâhü.
[Bana, bunun lezzetini tattıran, bende, onun kuvvetini bırakan ve benden acısını gideren Allah'a hamd olsun.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


HASTALIK ÖLÜM VE ONLARLA İLGİLERİN DUALARI

Ölümü Çok Hatırlamanın Müstehab Oluşu:
Sahih isnadlarla Ebu Hûreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Lezzetleri yutan ölümü çok hatırlayınız." buyurdu.


AİLESİNDEN E AKRABALARINDAN, HASTAYI SORMANIN MÜSTEHAB ÖLÜŞÜ VE ONLARIN CEVABI


İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Ali ibn-i Ebi Talib, Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefat edeceği hastalığı sırasında yanından çıktı. Halk:
- Ya Ebe'l-Hasen! Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl sabahladı? diye sordular. Ali:
- Allah'a hamd olsun. İyi olarak sabahladı, dedi."(2)
(1) Tirmizî, Nesaî. İbn-i Mace...
(2) Buharî.


HASTANIN SÖYLEYECEĞİ, YANINDA SÖYLENECEKLER VE ÜZERİNE OKUNACAK ŞEYLER

Aişe radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, yatağa girdiği zaman ellerini bitiştirir, "İhlâs, Felâk ve Nâs" sûrelerini okuyarak onlara üfler, sonra başından, yüzünden ve ön kısmından başlayarak yapabildiği kadar vücudunu sıvazlandı ve bunu üç kere yapardı. Aişe dedi: "Hastalandığı zaman kendisine bunu yapmamı bana emrederdi."'3) Ve sahih bir rivayete göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, vefat ettiği hastalığında, İhlâs Felâk ve Nâs sârelerini okuyarak üzerine üflerdi. Aişe dedi: "Ağırlaştığı zaman onları ben okuyarak üzerine üflerdim ve bereketinden dolayı, vücudu üzerinde kendi elini gezdirirdim." Ve bir rivayete göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, rahatsız olduğu zamanlarda İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okur ve üflerdi." Bu hadisin ravilerinden olan Ez-Zührî'ye:
- Nasıl üflerdi? diye soruldu. Kendisi:
- Ellerine üfler ve onlarla yüzünü sıvazlardı, dedi."
Ben de derim ki, "Deli üzerine Okunacaklar Babı'nda geçen -ki Fatiha ve diğerlerini okumaktı- burada da okunmalıdır.

Bismillâhi türbetü arzına birikkati ba'zına yüşfaâ bihi sekıymünâ bi izni rabbinâ.
Aişe radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, "Birisi, bir tarafından şikâyet ettiği veya vücudunda bir yara bere olduğu zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle söyler ve parmağı ile şöyle yapardı. Ravi Süfyân İbn-i Uyeyne (açıklamak için) şehadet parmağını yere bıraktı, sonar kaldırdı ve şunu söyledi:
(Allah'ın ismiyle. Birimizin tükrüğü ile karışmış yerimizin toprağı, Rabbımızın izniyle hastalığımıza şifa olur.]
Aişe radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hanımına ta'viz yaparak onu sağ eliyle sıvazlar ve şöyle derdi:

Allahümme rabben nâsi ezhibil be'se eşâfi enteş-şafi lâ şifâe illa şifaüke şifâen, lâ yüğâdiru sekamen.
[Allahım! Ey insanların Rabbı! Hastalığı gider ve onu bırakmayan bir şifâ ver. Şifâ veren sensin. Senin şifândan başka şifâ yoktur]'5)
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, kendisi Sabit rahıme-hullah'a:
- Sana Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in rukye'sini yapayım
mı? dedi. O:
- Evet, dedi. Enes şöyle söyledi:
Allahümme rabbennâsi müzhibel be'si eşfi enteş-şâfi la şâfiye il-lâente şifâen lâ yüğâdiru sekamen.
[Allahım! İnsanların Rabbı! Hastalığı def edici! Hastalık bırakmayan bir şifa ver. Şifâ veren sensin ve senden başka şifâ veren yoktur)'6)
Osman ibn-i Asi radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Kendisi vücudunda duyduğu bir acıyı Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e şikâyet etti. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

- Elini ağrıyan yere koy, üç defa: "Bismillah" ve yedi defa:

Eûzü bi ızzetillâhi ve kudretihi min şerri mâ ecidü ve ühaazirü.
[Duyduğum ve korktuğum acının şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınırım] de buyurdu."*7)
Sa'd İbn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den, şöyle dediğin irivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, beni ziyaret etti ve:

Allahümmeşfi Sa'den, Allahümmeşfi Sa'den, Allahümmeşfi sa'den. "Allahım! Sa'd'a şifâ ver. Allahım! Sa'd'a şifâ ver. Allahım! Sa'd-'a şifa ver." diye dua etti."(8)
Sahih bir isnad ile İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder ve yedi defa:

Es'elüllahel azıyme rabbel arşil azıymi en yeşfiyek.
[Büyük Arş'ın Rabbı yüce Allah'dan sana şifa vermesini dilerim] derse Allah Teâlâ, mutlaka ona afiyet verir."(9)
Abdullah ibn-i Amr ibn-i As radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adam bir hastayı ziyaret ettiği zaman:

Allahümmeşfi abdeke yenke' leke adüvven ev yemşî leke ilâ salâ-tin.
[Allahım! Kuluna şifâ ver. Senin bir düşmanına acı verecek veya senin için bir namaza yürüyecektir." desin.]0°)
Ali radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Hastaydım ve: "Allahım! Ecelim gelmişse beni bu acıdan rahat ettir; gelmemiş ise bana şifâ ver, bu bir imtihan ise bana sabır ver, dediğim sıra da Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem yanımdan geçti ve:
- Ne söyledin? diyerek tekrar etmemi istedi. Ali, dediğini, ona tekrar etti. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onu ayağıyla dürttü ve "Allahım! Ona şifa ver" dedi. Ali: "Ondan sonra hastalığımdan şikâyet etmedim" dedi."
Ebu Said El-Hudrî ve Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma'dan riva-yetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim: Lâ ilahe iliallahu vallahu ekber. [Allah'dan başka ilâh yoktur ve Allah her şeyden büyüktür] derse, Rabbı onu tasdik eder ve: Lâ ilahe illâ ene ve ene ekber [Benden başka ilâh yoktur ve ben her şeyden büyüğüm] der ve o:
"Lâ ilahe iliallahu vahdehu lâ şerike
leh." [Allah'tan başka ilâh yoktur. O birdir ve ortağı yoktur.) dediği
zaman Rabbı: La ilahe illa ene vahdi
la şerike liy. [Benden başka ilah yoktur. Ben birim ve ortağım yoktur]
der ve o: Lâ ilahe iliallahu lehül
mülkü velehül hamd. [Allah'dan başka ilâh yoktur, mülk O'nundur ve
hamd O'nadır] dediği zaman Rabbı: Lâilahe illâ ene liyel mülkü veliye] hamd. [Benden başka ilâh yoktur. Mülk benimdir ve hamd banadır] der. O:
Lâ ilahe iliallahu velâ havle
velâ kuvvete illâ billâh. [Allah'dan başka ilâh yoktur. Güç ve kudret ancak Allah'dandır.] dediği zaman Rabbı:


Lâ ilahe illâ ene velâ havle velâ kuvvete illâ biy. [Benden başka ilah yoktur. Güç ve kudret ancak bendendir] der. Ve kim, hastalığında bunları söyler, sonra ölürse ateş onu ye-mez."('2)
Ebu Said El-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Resu-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e, Cebrail geldi ve:
- Ya Muhammedi Hasta mısın? dedi.
- Evet, dedi. Cebrail:





Bismillahi erkıyke min külli şiy'in yü'zike min şerri külli nefsin ev aynin haasidin, Allahu yeşfike, bismillâhi erkıyke.
[Sana eziyet veren her şeyden, her kıskanç nefisten (veya) gözden Allah'ın ismiyle sana afiyet dilerim. Allah sana şifâ versin. Allah'ın ismiyle sana afiyet dilerim" dedi.](13>
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Rasulül-lah sallallahu aleyhi ve sellem, bir A'rabi'yi ziyaret etti. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hastayı ziyaret ettiği zaman da "Zarar yok, inşâallah temizleyicidir" derdi."04)
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, hummalı bir bedevi'yi ziyaret etti ve "Keffaret ve temizleyicidir." dedi."('5)

Ebu Ümame radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hastayı ziyaretin tamamı (kemâli) sizden birinizin, elini onun alnı veya eli üzerine koyarak na-sıl olduğunu sormasıdır."<'6) İbn-i Sünnî'nin rivayeti şöyledir: "Elini hastanın üzerine koyup nasıl sabahladığını veya akşamladığını sor-mak yapacağın hasta ziyaretini tamamlamaktır."
Selmân radıyallahu anh'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Hasta iken, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem beni ziyaret etti ve:



Yâ Selmânü, şefallahu sekameke ve ğafera zenbeke ve âfâke fîdinike ve cismike ilâ müddeti ecelike.

[Ya Selmân! Allah, hastalığına şifâ versin. Günahını affetsin. Dininde ve vücudunda ecelinin zamanına kadar sana afiyet versin] de-di."(")
Osman ibn-i Affan radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Hastalandım. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem bana rukye yapardı. Ve bir defa rukye yaparken şöyle dedi:


Bismillahirrahmanirrahıym, Uızyzüke billâhil ehadis Samedille-zîlem yelid velem yûled velem yekûn lehü küfüven ehadün min şerri mâ tecidü.
[Rahman ve Rahim olan Allah'ın acıyla. Duyduğunun şerrinden bir ve ihtiyaçsız olan, doğurmayan, doğmayan ve hiç bir dengi bulun-mayan Allah'ın seni korumasını dilerim.] Ve gitmek üzere ayağa kalktığı zaman:
- Ya Osman bu kelimelerle Allah'a sığın. Sığınmak için bunun bir benzerini bulamazsınız, dedi."('6)
(17) İbn-i Sünnî.
(18) İbn-i Sünnî.


HASTANIN, EV HALKINA VE KENDİSİNE HİZMET EDENLERE, İYİ DAVRANMALARINI, KATLANMALARINI VE GÜÇ HALLERİNE SABRETMELERİNİ TAVSİYE ETMESİNİN MÜSTEHAB ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

Bunun gibi; Hadd, Kısas ve benzeri sebeplerle Ölümü Yaklaşan Kimse Hakkında da bu Tavsiyeleri Yapmak:
İmran İbn-i Husayn radıyallahu anh'den rivayetimize göre "Zinadan hamile kalan Cüheyneli bir kadın, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi ve:
- Ya Rasulallah! Hadd gerektiren bir suç işledim. Cezayı icra et, dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem onun velisini çağırdı ve kendisine:
- Buna iyilikle muamele et ve hamlini (karnındaki çocuğunu) bıraktıktan sonra onu getir, dedi. Adam öyle yaptı ve onu getirince Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in emri ile elbisesi iyice üzerine bağlandı ve recmedildi. Sonra Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onun namazını kıldı."(19)


KENDİSİNDE BAŞ AĞRISI, HUMMA VE BENZERİ ACILAR OLANIN OKUYACAĞI DÜA


İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bütün acılara ve hummaya karşı onlara şöyle demeyi öğretirdi:
Bismillâhil kebiri, neûzü billâhil azıymi min şerri ırkin na'aarin ve-min şerri hârrin nâri.
(Büyük Allah'ın ismiyle. Kan fışkıran damarın şerrinden ve ateş hararetinin şerrinden büyük Allah'a sığınırız.]<2°) Bununla birlikte; kendi üzerine Fatiha, İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okumak ve geçti-ği üzere ellerine üflemek ve daha evvel zikrettiğimiz keder duası ile dua etmek de uygun olur.
KIZGINLIK VE SABIRSIZLIK GÖSTERMEK ŞEKLİNDE OLMADIKÇA HASTANIN, "AĞRIM ŞİDDETLİDİR -FENA HALDE HUMMALIYIM- KENDİMDE FENALIK HİSSEDİYORUM" GİBİ SÖZLER SÖYLEMESİNİN CAİZ ÖLÜŞÜ VE MEKRUH OLMAYIŞI HAKKINDA

Abdullah ibn-i Mes'ud radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik. "Humma içinde olduğu bir sırada Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in ziyaretine gittim. Elimle ona dokundum ve:
- Şiddetli bir humma içindesin, dedim.
- Evet, dedi. Sizden iki kişinin duyacağı humma elemi duyuyo-rum."^!)
Sa'd ibn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Bendeki şiddetli hastalıktan dolayı Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem ziyaretime geldi. Kendisine:
- Hastalığım, gördüğün gibi şiddetlendi. Ben mal sahibi biriyim ve kızımdan başka varisim yoktur... dedim."<22>





Kaasım ibn-i Muhammed'den rivayetimize göre: "Aişe radıyallahu anha:
- Vay başım! dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Hayır. Benim vay başım! dedi."t23)


İNSANIN, BAŞINA GELEN BİR BELÂDAN DOLAYI ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMESİNİN MEKRUH ÖLÜŞÜ FAKAT YAŞAMASI HALİNDE, DİNİNE BİR ZARAR GELECEĞİNDEN KORKUSU YÜZÜNDEN OLURSA BÜNÜN CAİZ ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, kendisine isabet eden bir kötülükten dolayı ölümü temenni etmesin. İlle de bunu yapmak isterse şöyle desin:


Allahümme ahyinî mâ kânetil hayâtü hayran lî. Ve teveffenî izâ kânetil vefâtü hayran fî.
[Allahım! Benim için yaşamak hayırlı olduğu sürece beni yaşat ve bana ölüm hayırlı olduğu zaman beni vefat ettir.)(24)
Arkadaşlarımız ve diğer alimler şöyle dediler: "Bu, maddî bir zarar ve benzerinden dolayı ölüm istemenin hükmüdür. Fakat, zamanın bozulmasından ve benzeri sebeplerden dini için korkar ve bu yüzden ölüm isterse mekruh değildir."


ÖLÜMÜN MUKADDES BİR BELDEDE OLMASI İÇİN DUA ETMENİN MÜSTEHAB ÖLDÜĞÜ HAKKİNDA


Müminlerin annesi Hafsa binti Ömer radıyallahu anhüma'dan, şöyle dediğini rivayet ettik: "Ömer radıyallahu anh: "Allahım! Bana, yolunda şehid olmayı nasib et ve ölümümü Rasulünün şehrinde eyle"
dedi. Ben:
- Bu ne zaman olacak? dedim. Kendisi:
- Allah istediği zaman bunu yapar, dedi."(25>


HASTANIN GÖNLÜNÜ HOŞ ETMENİN MÜSTEHAB ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

Zaif bir isnad ile Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir hastayı ziyaret ettiğiniz zaman ona ümid vererek daha çok yaşayacağını söyleyiniz. Bu, kaderi değiştirmez; fakat, hastayı sevindirir."'26)
"Hastaya Söylenecekler Babı"nda geçen İbn-i Abbas'ın "Zarar yok, inşaallah temizleyicidir" hadisi bunun için yeterlidir.




HASTADA KORKU GÖRENİN, BUNUN GİTMESİ VE ALLAH HAKKINDA ZANNININ İYİLEŞMESİ İÇİN ONÜ, İYİ AMELLERİ VE BUNA BENZER HALLERİYLE MEDHETMESİ HAKKINDA

İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Ömer ibn-i Hattab radıyallahu anh'ın hançerlendiği zaman korku ve telaş göstermesi üzerine İbn-i Abbas ona:
- Ya Emiral Mü'minin! Bu kadar da değil. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e arkadaşlık ettin ve bunu iyi yaptın ve o ayrıldığı zaman senden razıydı. Sonra Ebu Bekir'e arkadaşlık ettin ve bunu iyi yaptın ve ayrıldığı zaman o senden razıydı. Sonra mü'minlere arka-daşlık ettin ve bunu iyi yaptın. Onlardan ayrılacağın zaman onlar da senden memnundurlar, dedi... Ömer radıyallahu anh:
- Bu Allah Teâlâ'nın bir ihsanıdır, dedi."(27)
İbn-i Şemmâse'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Amr ibn-i As ra-dıyallahu anh'i ölüm hastalığında ziyaret ettik. Yüzünü duvara çevirmiş uzun uzun ağlıyordu. Oğlu durmadan:
- Babacığım! Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem sana bunu müjdelemedi mi, sana şunu müjdelemedi mi? diyordu. Amr, sonra yüzünü doğrulttu ve:
- Söyleyip saydıklarınızın en faziletlisi, Allah'dan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehadet etmektir, dedi."(28)
Kaasım ibn-i Muhammed ibn-i Ebi Bekir radıyallahu anhüm'den rivayetimize göre, "Aişe radıyallahu anha hastalandı. İbn-i Abbas ra-dıyallahu anhüma onu ziyaret etti ve:
- Ey Mü'minlerin Annesi! Doğru öncülere, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir radıyallahu anh'a ulaşacaksın, de-di."'29)
Buharı, İbn-i Ebi Melike'den de şöyle rivayet etti: "Vefatından önce hastalığa yenildiği bir sırada İbn-i Abbas, Aişe'nin ziyaretine gelerek izin istedi. Aişe:
- Beni öveceğinden korkuyorum, dedi. Kendisine:
- O, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in amcasının oğlu ve müslümanların gözdelerindendir, denildi. Bunun üzerine:
- Girmesine izin verin, dedi. İbn-i Abbas ona:
- Kendini nasıl buluyorsun?diye sordu. Aişe:
- Takva ile yaşayabilmişsem iyi, dedi. İbn-i Abbas:
- İyisin inşaallah. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in zevcesi-sin. Senden başka bakire ile evlenmedi ve sana yöneltilen iftiranın tekzibi semadan indi, dedi."

HASTAYI İŞTİHALANDIRMAK HAKKINDA

Zaif bir isnad ile Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hastayı ziyaret etti ve:
- Canın bir şey ister mi, peksimete iştihan var mı? diye sordu: Hasta:
- Evet, dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onun için peksimet istedi."
ükbe ibn-i Amir radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hastalarınızı yemeğe zor-lamayınız. Çünkü Allah onları, yedirir ve içirir."*31)


ZİYARETÇİLERİN HASTADAN DUA İSTEMELERİ HAKKINDA

Meymun ibn-i Mihran yoluyla Ömer İbn-i Hattab radıyallahu anhü-ma'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir hastayı ziyaret ettiğin zaman dua etmesi için ona rica et. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir."»32)

HASTAYA, ŞİFA BULDUKTAN SONRA VA'Z ETMEK, TEVBE VE BAŞKA HUSUSLARDA ALLAH TEÂLÂ'YA VERDİĞİ SOZCİ YERİNE GETİRMESİNİ KENDİSİNE HATIRLATMA HAKKINDA

Allah Teâlâ: "Ve ahdi yerine getirin. Şüphesiz ki ahidde sorumlu-luk vardır." ve "... Ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler..." buyuruyor. Bu manadaki ayetler çok malumdur.
Havvât ibn-i Cübeyr radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Hastalandığım zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem beni ziyaret etmişti. Ve (sonra):
(32) Tirmizî ve İbn-i Mace.
(33) İbn-i Sünnî.

- Cismin sıhhat buldu, Ya Havvât! dedi.
- Senin cismin de, (sıhhat bulsun) Ya Rasulallah! dedim. Bana şöyle dedi:
- Allah'a va'dettiğini yerine getir.
- Allah'a bir şey va'detmedim, dedim.
- Hayır, dedi, bir kul hastalandığı zaman Allah Teâlâ onda hayırlı tasavvurlar yaratır. Onun için Allah'a va'dettiğini yerine getir."»33)
HAYATTAN ÜMİDİNİ KESENİN OKUYACAĞI DUALAR

Aişe radıyallahu anha'dan, şöyle dediğini rivayet ettik: "Vefat ede-ceği zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm. Yanında su dolu bir kadeh vardı. Elini içine batırıyor, onunla yüzünü ıslatıyor ve:
Allahümme eınnî alâ ğamerâtil mevti ve sekerâtil mevt. [Allahım! Ölüm sıkıntıları ve ölüm sekeratı içinde bana yardım et] diyordu."<34>
Aişe radıyallahu anha'dan, şöyle dediğini rivayet ettik: "Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bana dayanmıştı ve:



AllahummağfirFî verhamnî ve elhıkni birrefîgıl a'lâ. [Allahım! Beni affet. Bana yardım et ve beni yüksek dostlara ulaştır.] diyordu."»35)
Bu durumda olan bir kimse için, çok Kur'ân okumak ve çok zik-retmek müstehabdır. Sabırsızlık, kötü huyluluk, sövmek, kavga et-mek ve dinî işler dışında çekişmek de onun için mekruhtur. Yine müstehab olan, kalb ve dili ile Allah'a şükretmesi ve bulunduğu vak-tin, dünyadaki ömrünün sonu olduğunu zihninde canlandırarak onu hayır ile sonuçlandırmaya çalışması, haklan sahihlerine ödemiş olmak için zulüm ile aldığı şeylerdi, emanetleri ve ariyeleri geri ver-mekte ve zevcesi, anne-babası, çocukları, hizmetçileri olarak aile halkının ve komşularının dostlarının, aralarında bir muamele, ticaret ve herhangi bir münasebet geçen kimselerin helalliğini istemekte acele etmesidir. Ayrıca bakımlarına yarayacak bir dedeleri olmadığı takdirde çocuklarının bakım ve idare işlerini ve bazı borçların ödenmesi gibi o anda gerçekleştiremediği şeyleri vasıyyet etmesi, kendisine merhamet edeceğine dair Allah hakkında iyi düşünmesi ve Allah'ın mahlukları arasında kendisinin hakirliğini, onu azab etmeye ve onun taatine Allah'ın ihtiyacı olmadığına, Allah'ın kulu olduğunu, ondan başkasından bağışlamak, ihsan, iyi muamele ve minnet istemediğini zihninde canlandırması da lâzımdır. Kendisinin dokunaklı bir sesle okuyacağı veya başkasına okutup dinleyeceği Kur'an-ı Aziz'den ümid hakkındaki ayetlerle maneviyatını kuvvetlendirmesi ve müstehabdır. Bunun gibi, ümide dair hadislerin, salihlerin hikâyelerinin ve ölüm sırasındaki hallerinin kendisine okunup anlatılmasını istemeli, ayrıca hayrını arttırmalı, namazları korumalı, necasetlerden sakınmalı ve diğer dinî vazifeleri yapmalı ve bunların güçlüklerine katlanıp sabretmelidir. Bunlarda gevşeklik yapmaktan sakınsın. Zira; ahiretin, ekim yeri olan dünyadaki son vaziyetinin, vacib veya sünnet olan işlerde kusur ve ihmal olması, kötülerin en kötüsüdür. Bu söylediğimiz tarzda hareket etmekten kendisini alakoymak isteyenin sözünü dinlememesi gerekir. Şüphesiz ki onu, din ve ibadet işlerinden, çeşitli bahanelerle vazgeçirmek isteyen kimseler bulunacaktır. Böylesi, cahil dost ve gizli düşmandır. Bunun için, onun bu alıkoyma çabasına kulak asmamalı ve ömrünü en iyi şekilde bitirmeye çalışmalıdır. Yine müstehab olan, aile halkına ve arkadaşlarına hastalığında kendisine katlanmalarını, kendisinden zuhur edecek fena hallere tahammül etmelerini ve onun vasıtasıyla uğradıkları musibete sabretmelerini tavsiye etmesi, üzerinde ağlamamalarını ısrarla vasıyyet edip onlara şöyle demesidir. Sahih hadisde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem, "Üzerinde ehlinin ağlaması yüzünden ölü azablandırıhr" buyurmuştur. Onun için sevgililerim! Bana azab sebeblerini hazırlamaktan sakınınız." Geride bıraktığı çocukları, köle ve cariyeleri ve benzerleri hakkındaki yumuşaklık, şefkat ve dostlarına iyi muamele gösterilmesini tavsiye etmelidir. Sahih hadiste Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Kişinin, babasının sevdikleriyle iyi münasebetleri devam ettirmesi, ona itaatin ve sevabın büyüklerindendir." buyurduğunu ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Hadice radıyallahu an-ha'nm vefatından sonra onun kadın arkadaşlarına ikram ettiğini" onlara anlatmalıdır. Cenaze merasimlerinde âdet üzere işlenen bid'atlar-dan sakınmalarını vasiyyet etmesi ve bu hususta onlardan söz alması te'kidli bir şekilde müstehabdır. Dua ile kendisini gözetmelerini ve zamanın ilerlemesiyle onu unutmamalarını tavsiye etmesi ve onlara: "Bir şeyde kusur ve ihmalkârlığımı gördüğünüz zaman, yumuşaklıkla bana hatırlatın ve bana nasihat edin. Çünkü ben, unutkanlık, tembellik ve ihmale maruzum. Gevşeklik yaptığım zaman bana azim aşılayın ve bu uzun yolculuğun hazırlığını yapmakta bana yardım edin." diyerek bunun müstehab oludğunu hatırlatmalıdır.
Bu söylediklerimin delilleri ma'lum ve meşhurdur. Kısaltmak maksadı ile onları çıkarttım. Çünkü bunları zikretmek hayli yer tutar. Ruhun alınması vakti yaklaştığında, son sözü olması için: "Lâ ilahe illa -lah" zikrini çok yapsın. Çünkü meşhur hadiste Muaz ibn-i Cebel radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kimin son sözü Lâ ilahe illallah olursa cennete girer." buyurmuştur^36)
Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölülerinize (ölmekte olan hastalara) Lâ ilahe illallah (kelimesini) telkin ediniz." buyurmuştur.<37> Aynı hadisi Müslim'in Sahihinde Ebu Hüreyre radıyallahu anh yoluyla da Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettik.
(36) Ebu Davud...
(37) Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî ve..
Alimler şöyle dediler: "Hastanın kendisi "Lâ ilahe illallah" demezse yanındaki ona bunu telkin etmeli, sıkılıp reddetmemesi için de bunu yumuşaklıkla yapmalıdır. Hasta bir defa "Lâ ilahe illallah" söyledikten sonra başka bir şey konuşmadıkça bu ona tekrar telkin edilmez." Ashabımız: "Ölünün, kendisini itham ederek reddetmek suretiyle günaha girmemesi için telkin edenin, itham olunmayan (dindar) birisi olması müstehabdır." dediler.

Bil ki, ashabımızdan bir cemaat, "Telkin ederiz ve "Lâilâhe illallah Muhammedün Rasulüllah" deriz." dediler. Çoğunluk ise "Lâilâhe illallah" ile yetindiler. Bu bahsi, delilleri ve söz sahibleri ile birlikte "Şer-hu'l-Mühezzeb" in cenazeler bölümünde açıkladım.

ÖLÜNÜN GÖZLERİNİ KAPATTIKTAN SONRA OKUNACAK DUALAR

Ümmü Seleme -adı Hind'dir- radıyallahu anha'dan şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebu Seleme'nin üzerine vardı. Ölünün gözleri dik açılmıştı, onları kapattı, sonra: "Ruh alınıp götürüldüğü zaman gözler ona bakıp kalır" buyurdu. Aile halkından sabredemeyerek bazıları ağlayıp feryad etmeye başladılar. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kendinize ancak hayır ile dua ediniz. Çünkü, melekler söylediklerinize âmin derler" buyurdu, sonra şöyle dua etti:


Allahümmağfir liebî selemete verfa derecetehu fil medhiyyine, vahlüfhîl fi âkıbihil ğabirîne vağfir lenâ velehu ya rabbel âlemine vef-sah lehli fî kabrihî ve nevvir Iehü fîhi.

Allahım! Ebu Seleme'yi affet. Hidayet edilenler arasında derecesini yükselt ve geride kalanlarına sen vekil ol. Bize ve ona mağfiret et ey âlemlerin Rabbı.
Sahih bir isnadla değerli tabii Bekr ibn-i Abdillah'dan şöyle dediği-ni rivayet ettik: "Ölünün gözlerini bağladığın zaman:



Bismillâhi ve alâ milleti rasûlillahi sallallahu aleyhi ve sellem.
[Allah'ın ismiyle ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in dini üzerine]de ve onu taşıdığın zaman da: ^'f—< Bismillah de ve onu taşımakta devam ettikçe de teşbih et."(39)


ÖLÜNÜN YANINDA OKUNACAK DUALAR

Ümmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hasta ve ölünün yanında hayır söyleyin. Çünkü melekler söylediklerinize "Âmin" derler." Üm-mü Seleme şöyle dedi: "Ebu Seleme vefat ettiği zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldim ve:
- Ya Rasulallah! Ebu Seleme vefat etti, dedim. Bana:


Allahümmağfirlî ve Iehü ve a'kıbnî minhü ukba haseneten.

[Allahım! Beni ve onu affet ve onun yerine bana daha iyisini ver.] diye du aet dedi. Böyle söyledim ve Allah Teâlâ, onunyerine bana daha iyisini, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i verdi."<4°)
Sahabi Ma'kıl ibn-i Yesâr radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölüleriniz üzerine Yâ-sin okuyunuz." buyurduk41) Ben derim ki, bu hadisin isnadı zaifdir. Çünkü ravileri içinde iki bilinmiyen vardır. Fakat Ebu Davud bu hadisi zaif saymadı. Ve İbn-i Ebi Davud'un Mücâlid'den, onun da Şa'bî'den rivayetlerine göre: "Ensâr, ölüleri üzerinde Bakara sûresini okurlardı." Mücâlid zaif bir ravidir.



BİR YAKINI ÖLENİN OKUYACAĞI DUALAR

ümmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her hangi bir kul, bir musibete uğradığı zaman:



İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, Allahümme ecirnî fî musîbeyti ve ahlif lî hayran minhâ.
[Biz (dünyada) Allah'ın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahirette de) ancak O'na dönücüleriz. Allahım! Musibetimden bana ecir ver ve kaybımı daha iyisi ile telâfi et] derse Allah Teâlâ musibetine karşılık ona ecir verir ve yerine daha iyisini getirir." ümmü Seleme dedi ki, "Ebu Seleme vefat ettiği zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem'in bana emrettiği gibi söyledim ve Allah Teâlâ onun yerine ondan daha iyi olan Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'i verdi."*4*)
Ûmmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Birinize bir musibet isabet ettiği zaman:


İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, Allahümme ındeke ahtesibü mu-sıybetî fe'cürni fîhâ ve ebdilnî bihâ hayran minhâ.
[Biz (dünyada) Allah'ın (teslim olmuş kullan)yız ve biz (ahirette de) ancak ona dönücüleriz. Allahım! Musibetimin senin yanında sevaba vesile olmasını umarım. Ondan bana ecir ve ve onu daha iyisi ile tebdil et) desin."*4*)
Ebu Musa el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:
- Kulumun çocuğunu aldınız mı? diye sorar. Onlar:
- Evet, derler.
- Kalbinin meyvesini aldınız?
- Evet.
- Kulum ne söyledi?

- Sana hamd etti ve istirca etti "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" dedi.
- Kulum için cennette bir bina enşa ediniz ve ismini "Hamd evi" koyunuz."*44)
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöylededi: "Allah Teâlâ diyor ki: Sevdiğini aldığım zaman sabreden ve onun sevabını benden uman mü'min kulumun, yanımdaki mükâfatı cennetten başkası değildir."*45)


ARKADAŞININ ÖLÜMÜNÜ HABER ALANIN OKUYACAĞI DUA


İbn-i Abbas radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölüm, ani bir korkudur. Biriniz, (din) kardeşinin ölümünü haber aldığı zaman,




İnnâ liliâhi ve innâ ileyhi râciûn, ve innâ ila rabbinâ lemunkalibûn, Allahümmektübhü ındeke fil muhsinin, vec'al kitabehü fi ıllıyyin, vahlüfhü fi ehlihî fil ğâbirîn, velâ tahrimnâ ecrahu velâ teftinnâ ba'dehu.
[Biz (dünyada) Allah'ın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahirette de) ancak O'na dönücü ve ancak O'na varıcılarız. Allahım! Onu yanında muhsin (iyi) 1er içinde yaz. Kitabını (amel defterini) illiyyun (yüksekte olanlar) içinde eyle ve geride kalan aile halkına sen vekil ol. Bu musibetin ecrinden bizi mahrum etme ve ondan sonra bizi fitnelere bırakma!] desin."<46'


BİR İSLÂM DÜŞMANININ ÖLÜMÜNÜ HABER ALANIN OKUYACAĞI DUA
İbn-i Mes'ud radıyalluha anh'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek:
- Ya Rasulallah! Allah Teâlâ Ebu Cehl'i öldürdü, dedim. O da:



Elhamdülillahillezî nasara abdehu ve eazze dinehu. [Kuluna yar-dım eden ve dinini güçlendiren Allah'a hamd olsun) dedi.
ÖLÜ ÜZERİNDE FERYAD ETMENİN VE CAHİLİYYET ÜSÜLÜ İLE BAĞIRIP ÇAĞIRMANIN HARAM ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

Musibet sırasında feryadın, cahiliyyet usulü ile bağırıp çağırmanın, kendine helak ve felâketle beddua etmenin haram olduğu hususunda ümmet icma etmiştir.
(46) İbn-i Sünnî.
Abdullah ibn-i Mes'ud radıyallahı anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanaklarını tokatlayan, elbisesinin yarık yerlerini yırtan ve cahiliyyet usulü ile bağırıp çağıran bizden değildir."(47)
Ebu Musa el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasu-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem, feryad ederek sesini yükselten, musibet sırasında saçlarını yolan ve elbisesini yırtan kadınlardan tebric
etti. »(48) (49)
Alimlerin ittifakı ile bütün bu hareketler haramdır. Bunun gibi, saçını dağıtmak, yanaklarını tokatlamak, yüzünü tırmalamak ve felâket istemek de haramdır.
Ümmü Atıyye radıyallahu anha'dan şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bizimle biat yaparken felâket ve musibet zamanlarında bağırmamamızı şart koştu."(5°)
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "İnsanlar içinde iki şey var ki, onlar in-sanlara küfretmek demektir. (Birisi) nesebe dil uzatmak, (diğeri) ölü üzerinde bağırarak ağlamak" buyurdu.
Ebu Said El-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasu-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem, ölü üzerinde bağırıp çağırarak, ağ-layan ve onu dinleyen kadınlara la'net etti."<51)
Bil ki, buradaki bağırıp çağırmak (nihayat) ten maksad, ölünün meziyetlerini sayarak sesini yükseltmektir. Bazı alimler ise, "Haramı olan niyahat, ölünün vasıflarını söylemekle birlikte ağlamaktır." dedi-ler. Ölü üzerinde, sesini yükseltmeden ve onun meziyetlerini bağırıp söylemeden ağlamak haram değildir.
İbn-i Ömer radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, beraberinde, Abdurrahman ibn-i Avf, Sa'd ibn-i Ebi Vakkâs ve Abdullah ibn-i Mes'ud olduğu halde Sa'd ibn-i Clbâde'yi ziyaret etti ve üzerinde ağladı. Oradakiler, Rasulüllah sallal-lahu aleyhi ve sellem'in ağladığını görünce onlar da ağladılar. Bunun üzerine Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Duymuyor musunuz? Allah göz yaşı ve kalb hüznü yüzünden azab etmez. (Dilini göstererek) ancak bununla azab veya rahmet eder, buyurdu."<52)
üsâme ibn-i Zeyd radryallahu ahhüma'dan rivayetimize göre, "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e, kızının ölüm halindeki çocuğu getirildi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Sa'd:
- Bu nedir ya Rasulallah? dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem:
- Bu, Allah Teâlâ'nın kullarının kalbine bıraktığı merhamettir. Allah Teâlâ, kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder, de-di."(53)
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, ruhunu vermekte olan oğlu ibrahim radıyallahu anh'e geldi ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Abdurrahman tbn-i Avf:
- Sen de mi, Ya Rasulallah! dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Ey Avf m oğlu! Bu merhamettir, dedi ve gözlerinden tekrar yaşlar döküldü ve:
- Gözler akar, kalb üzülür; fakat biz, Rabbımızın razı olduğu şeylerden başkasını söylemeyiz. Ey İbrahim, biz ayrıldığından üzgünüz, dedi.*^54)
Bu türlü hadisler çok ve meşhurdur. Ölünün, aile halkının ağlama-sıyla azab edileceğini ifade eden sahih hadisler ile mutlak ve zahir manalarıyla kasdedilmemiştir. Bunlar te'villidir. Alimler bunları türlü şekillerde te'vil etmişlerdir. Bu te'villerin en açığı şudur ki, ölünün azab edilmesi, kendisinin ağlamalarını vasıyyet etmesi veya benzeri bir sebeple buna kendisinin sebep olması halindedir. "Şerhu'l Mühez-zeb" de bu mevzuu genişçe izah ettim. Allah daha iyi bilir. Arkadaşlarımızın fikrine göre, ölümden evvel ve sonra ağlamak caizdir. Fakat, ölümden önce ağlamak daha iyidir. Çünkü sahih hadisde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölüm gerçekleşince artık ağlayan ağlamasın" buyurmuştur. Şafiî ve arkadaşları, ölümden sonra ağlamanın tahrimî değil, tenzihi bir şekilde mekruh olduğnu açıkladılar ve geçen hadisteki nehyi kerahetle te'vil ettiler.


TA'ZİYE (BAŞ SAĞLIĞI DİLEMEK) HAKKINDA
Abdullah ibn-i Mes'ud radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir musibet-zedeyi ta'ziye etse kendisine, onunki kadar sevap vardır."(55> Fakat hadisin isnadı zaifdir.
Ebu Berze radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sal-lallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, çocuğu ölmüş bir kadını taziye etse kendisine cennette hırka giydirilir."*56) Fakat hadisin is-nadı kuvvetli değildir.
Abdullah ibn-i Amr radıyallahu anh'den rivayet ettiğimiz uzun hadisde "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Fatıma radıyallahu an-ha'ya:
- Ya Fatıma! Evinden niçin çıktın? diye sordu. Fatıma:
- Bu ölünün aile halkına geldim. Ölülerine rahmet diledim ve onları taziye ettim, dedi."(57>
Amr ibn-i Hazm radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her hangi bir mümin, mu-sibeti münasebetiyle kardeşini ta'ziye ederse Allah Teâlâ, kıyamet gününde kendisine keramet ve yücelik elbisesini giydirir."*58)
Bil ki ta'ziye, sabır aşılamak, ölü sahibini teselli eden, hüznünü azaltan ve musibetini hafifleten şeyler söylemektir ki bu müstehabdır.

Çünkü bu, iyiyi emir ve kötüyü nehiy ihtiva etmekte ve Allah Teâlâ-nın "İyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlasın'^59) sözünün şümulü içine girmektedir. Bu ayet, ta'ziye için gösterilecek en iyi delillerdendir. Ve sahih hadisde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in "Kul (din) kardeşinin yardımında oldukça Allah da onun yardımında-dır." dediği sabit olmuştur.
Bil ki, taziye definden önce de, sonra da müstehabdır. Ashabımız: "Ta'ziye vakti, ölüm zamanından üç gün sonraya kadar devam eder." dediler. Üç günden, yaklaşık bir zaman kasdedilir, yoksa ille de üç gün murad değildir. Arkadaşlarımızdan Şeyh Ebu Muhammed El-Cü-veynî böyle söyledi. Ashabımız "Üç günden sonra ta'ziye mekruhtur." dediler. Çünkü o, musibetzedenin kalbini teskin içindir ve genellikle üç günden sonra kalbi sükun bulur. Bunun için, üç günden sonra ta'ziye ederek onun hüznü tazelendirmez. Ashabımızın çoğunluğu böyle dediler. Fakat arkadaşlarımızdan Ebu'l-Abbas ibn-il Kaas, "Üç günden sonra ta'ziye etmekte sakınca yoktur. Zaman uzarsa da ta'ziye hakkı ilelebed kalır." dedi. İmamü'l-Haremeyn de bu görüşü bazı ashabımızdan hikâye etti. Ancak, beğenilen görüş şudur ki, ashabımızın veya onlardan bir cemaatin istisna ettikleri iki durum dışında üç günden sonra ta'ziye yapılmaz. O iki müstesna durum ise, defin sırasında ta'ziye edenin veya musibetzedenin hazır bulunmayışı ve üç günden sonra dönmesidir. Ashabımız, "Definden sonra ta'ziye, ondan evvel bunu yapmaktan daha faziletlidir"dediler. Çünkü, definden önce ölünün aile halkı, onun teçhizi (onu mezara hazırlamak) ile meşguldürler ve definden sonra onların ayrılık acılan daha fazladır. Bu, onlarda şiddetli bir sabırsızlık görülmediği zaman içindir. Onlar, böyle bir sabırsızlık gösterirlerse o takdirde kendilerini teskin için ta'ziyeyi definden evvel yapmalıdır. Allah daha iyi bilir.
Ta'ziyeyi şumüllendirerek, ölünün bütün aile halkını ve akrabalarını, bunların; büyük, küçük, erkek ve kadınlarını ta'ziye etmek müstehabdır. Ancak, bunların içinde genç kadın varsa onun yerine mahremlerini ta'ziye etmelidir. Ashabımız; "Salih kimseleri, musibete az tahammül edebilenleri ve çocukları ta'ziye etmek daha mühimdir." dediler.
Şafiî ve ashabımız: "Ta'ziye için oturmak mekruhtur. Yani, ta'ziye etmek isteyenlerin gelmesi için ölü sahiplerinin bir evde toplanıp beklemeleri doğru değildir. Onların kendi işlerine dönmeleri lâzımdır." dediler. Ta'ziye için oturmanın mekruh oluşu hususunda erkek ve kadın arasında fark yoktur. Muhammilî bunu açıkça söyledi ve bunu Şafiî'nin bir nası olarak nakletti. Ta'ziye için oturmak, beraberinde başka bir bid'at olmadığı zaman tenzihen mekruhtur. Âdette genellikle gördüğü gibi, bununla beraber haram bid'atlardan bir şey varsa o takdirde bu, kötü haramlardan olur. Çünkü bu bir bid'attır. Sahih hadisde sabit olduğu üzere Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Dinde her yenilik bid'attır ve her bid'at sapıklıktır." buyurmuştur.
Ta'ziye ifadesinde inhisar yoktur. Hangi lafızla yaparsa olur. Fakat ashabımız, müslüman ölü için, müslümanı ta'ziyede: "Allah ecrini arttırsın, iyi sabırlar versin ve ölünü bağışlasın" demeyi, kâfir ölü için, müslümanı ta'ziyede: "Allah ecrini arttırsın ve iyi sabırlar versin" demeyi, müslüman ölü için, kâfire ta'ziyede: "Allah iyi sabırlar versin ve ölünü bağışlasın." demeyi ve kâfir ölü için, kâfiri ta'ziyede: "Allah yerini doldursun" demeyi müstehab saydılar.
En iyi ta'ziye ifadesi:
Üsame ibn-i Zeyd radıyallahu anhüma'dan rivayet ettiğimiz şu ha-disde geçmektedir: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in bir kızı, ona haber yollayıp çocuğunun (veya oğlunun) ölüm halinde olduğunu bildirdi ve kendisinin gelmesini istedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, haberciye:
- O'na dön ve kendisine de ki: Allah Teâlâ'nın verdiği de O'nun-dur, aldığı da O'nun'dur. O'nun yanında her şeyin belli eceli vardır. Bunun için sabretsin ve musibetinin karşılığını Allah'dan beklesin, buyurdu."**50»
Ben derim ki: Bu hadis, dinin usûl ve ayrıntılarından bir çok mü-him hususları, edebleri ve inen musibetler, kederler, hastalıklar ve

benzeri arızalar karşısında sabretmeyi ihtiva eden, İslamın en büyük kaide ve prensiplerinden biridir. Hadisde geçen "Allah Teâlâ'nın ver-diği O'nundur." cümlesinin manası: Bütün âlem, Allah Teâlâ'nın mülküdür. Bunun için, sizin olan bir şeyi almadı. Ancak ödüne ve emanet olarak yanınızda duran ve kendisinin olan bir şeyi aldı. "Aldığı da Onundur" cümlesinin manası da: Size verdiği şey O'nun mülkünün haricinde değildir. O, onda istediği şekilde tasarruf eder. O'nun yanında, her şeyin kesin eceli vardır. O'nun için sabırsızlık etmeyiniz. Çünkü O, kimin ecelini aldıysa onun belirli eceli gelmiştir. Bunun, ecelinden daha uzun yaşamasına veya ecelinden önce ölmesine imkan yoktur. Bütün bunlan bildikten sonra sabrediniz ve başınıza geleni Allah için sayınız ve karşılığını O'ndan bekleyiniz, demektir. Allah daha iyi bilir.
Muaviye ibn-i Kurra ibn-i İyas yoluyla babasından rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir ara bir sahabisini göremeyince onu sordu.
- Ya Rasulallah, Onun, görmüş olduğunuz çocuğu öldü dediler. Sonra Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onu gördü ve çocuğunu sordu. Adam, çocuğunun öldüğünü söyledi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onu ta'ziye etti ve şöyle dedi:
- Ey filan! Hangisi daha çok hoşuna gider: Ömründe ondan faydalanmak ve sevinmek mi, yoksa yarın cennetin her bir kapısına geldikçe onun daha evvel oraya geldiğini ve onu sana açtığını görmek mi? Adam:
- Ya Rasulallah! Onun benden önce cennete gitmesi ve kapılarını bana açması benim daha çok hoşuma gider, dedi. Rasulüllah sallal-lahu aleyhi ve sellem:
- İşte mükâfatın budur, buyurdu."( )
Beyhekıy'nin Şafiî rahimehüllah'ın menkıbelerinde rivayetine göre Şafiî, Abdurrahman'ın şiddetli bir tahammülsüzlük gösterdiğini haber aldı. Şafiî rahımehullah ona şunları yazdı: "Kardeşim! Başkalarını ta'ziye ettiğin şeyle kendini ta'ziye et. Başkasının fiilinden çirkin gördüğün şeyi, kendi fiilinden de çirkin gör ve bil ki musibetlerin en acısı, sevince kaybetmek ve ecirden de mahrum olmaktır. Bunlar günah kazanmak ile de birleşirse artık musibetin derecesi ne olur? Senden uzaklaştıktan sonra onu aramak ihtiyacını uymayan evvel, sana yaklaşan sevab kazanmak fırsatını değerlendir. Musibetler sırasında Allah sana sabırlar ihsan etsin ve sabırla bize ve sana ecir kazandırsın." Ve şöyle söyledi:

"Seni ta'ziye ederim, dinin bir sünneti olduğu için Değildir, ölümsüzlük emniyeti içinde olduğumdan Yaşasalar da bir zaman, ölüsünden sonra muhakkak ki Ne ta'ziye edilen baki, ne de onu ta'ziye eden."

Yine bir adam dostlarının birini, oğlunun ölümünden dolayı ta'ziye ederek şunları yazdı: "Şüphesiz ki, çocuk yaşadıkça babası için hüzün ve fitnedir, öldüğü zaman ise hayır ve rahmettir. Bu nedenle, çocuğunun, tutamadığın hüzün ve fitnesi için sabırsızlık etme ve Allah Teâlâ'nın onun yerine geçirdiği hayır ve rahmetini zayi etme." Musa ibn-i Medhi, İbrahim ibn-i Salim'i oğlunun ölümünden dolayı ta'ziye ederek: "Çocuğun, bela ve fitne iken seni sevindirdi. Hayırlar ve rahmet iken seni üzdü." dedi. Bir adam, bir adamı ta'ziye ederek: "Allah'ın takvasına ve sabra yapış. Musibetinin ecrini Allah'dan ümid eden sabreder. Sabretmeyen de Ona döner." dedi. Ve bir adam, birini ta'ziye ederken şöyle dedi: "Ahirette sana sevab olan, dünyada sana sevinç olandan iyidir." Abdullah ibn-i Ömer radıyallahu anhüma'dan rivayet edildiğine göre, "Kendisi bir çocuğunu gömdü ve kabri önünde güldü.
- Kabir üzerinde mi gülüyorsun? diye sorulunca:
- Şeytanın burnunu toprağa batırmak istedim, dedi."
İbn-i Cüreye: "Musibet sırasında sevap umman ve onu Allah için saymakla teselli bulmayan kimse hayvanlar gibi bigâne kalmek su-retiyle avunur." dedi. Humeyd El-A'rac şöyle dedi: "Said ibn-i Cübeyr rahimehullah, oğluna bakarak:
- Ben ondaki en iyi sıfatı bilirim.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


HİLALİ VE DOLUNAYI GÖRENİN OKUYACAĞI DUALAR

el-Hâkka suresi baştan sona kadar yazılır ve hamile olan kadının boynuna takılırsa, karnında bulunan yavru her türlü tehlikeye karşı korunmuş olur. Bu surenin yazılıp temiz bir su içerisine bırakılması ve yeni doğan bir çocuğun ağzına bu sudan sürülmesi, ileride çocuğun zeki olmasına tesir eder. Ayrıca bu çocuk, çocukluk çağında her türlü tehlikelere karşı da korunmuş olur. Bir kimse bu surenin tamamını zeytinyağı üzerine okuyup küçük çocuğu bu yağ ile yağlarsa, hiç bir haşere kendisine zarar veremez.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


  HAC ZİKİRLERİ

Bil ki, hac zikirleri sayılamayacak kadar çoktur. Fakat biz, asıl maksad olanlardan mühimlerine işaret edeceğiz. Bu zikirler, hac yolunda ve haccın içinde olmak üzere iki kısımdır. Hac yolunda olanları sefer zikirleri bölümünde inşaallah-u teâlâ zikretmek üzere geciktireceğiz. Haccın içinde olanları ise Allah Teâlâ dilerse hac amellerinin tertibine göre anlatacağız. Kitabın uzayacağı ve okuyucuya usanç vereceği korkusuyla bu zikirlerin çoğunda delil ve hadisleri söylemeyeceğim. Çünkü bu hadis gerçekten uzundur. Bu nedenle, mevzuu kısaltma cihetine gideceğim inşaallahu teâlâ.

İlk olarak; bir kimse ihram'a girmek istediği zaman gusledip, ab-dest alır ve ihram'ını giyer. Abdest alanın, gusledenin ve elbise giyenin söyleyecekleri zikirleri daha evvel gördük. Sonra iki rek'at namaz kılar. Namaz zikirleri bundan önce geçti. Bu namazın birinci rek'atın-da zamm-ı sûre olarak El-Kâfirûn sûresini ve ikinci rek'atında İhlâs sûresini okuması müstehabdır. Namazı bitirdikten sonra istediği şeyle dua etmesi müstehabdır. Namazdan sonraki duaların ve zikirlerin bir kısmı geçti. İhram'a girmek istediği zaman buna kalbi ile niyet eder. Dil ile de söylemek suretiyle kalbindeki niyeti kuvvetlendirmesini müstehabdır. Bunun için, "Hacca niyet ettim ve Allah Teâlâ için hac ihramına girdim." der ve telbiye getirir. Vacib olan, kalbin niyetidir.

Telaffuz ise sünnettir. Bu yüzden, kalb niyeti ile kalırsa o, kâfirdir. Fakat dil ile kalırsa o, kâfi değildir. İmam Ebü'l-Fetih Selim ibn-i Eyyüb Er-Razî: "Bundan sonra:

Allahümme leke uhrimü nefsî ve şa'rî ve beşerî ve lahmî ve demî.
"[Allahım! Senin için nefsimi, saçlarımı, cildimi, etimi ve kanımı ihrama koyuyor ve kendime haram ediyorum]" derse iyi olur", dedi. Ondan başkası da, şöyle de söyler dedi:


Allahümme innî neveytül hacce fe eınnî aleyhi ve tekabbelhü minnî.
"[Allahım! Hacca niyet ettim. Onu yapmakta bana yardım et ve onu benden kabul et.]" Ve telbiye getirerek şöyle der:


Lebbeyk allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, in-nel hamde vennimete leke vel mülk, lâ şerike lek.

"[Hizmetine geldim. Ey Allahım! Hizmetine geldim. Hizmetine geldim. Senin ortağın yoktur, hizmetine geldim. Hamd ve nimet senin-
dir. Mülk de senindir, ortağın yoktur.]" Bu, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in telbiyesidir. Ve getireceği ilk telbiyenin başında, -hac
için ihrama girmişse-: Lebbeyk. Allahümme bihuccetin. "[Allahım! Hac ederek da'vetine cevap veriyorum]" demesi ve -umre için ihrama girmişse-: Lebbeyk, biumretin."[Allahım! Umre ederek da'vetine icabet ediyorum]" demesi müstehabdır. Beğenilen sahih görüşe göre, ilk telbiyeden sonrakilerde hac ve umre sözleri tekrar edilmeyecektir.

Bil ki, telbiye sünnettir. Onu terk edenin haccı ve umresi sahihdir ve kendisine bir şey lazım gelmez. Ancak, büyük fazileti kaçırmış ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e uymayı terk etmiş olur. Bizim mezhebimizde ve alimler çoğunluğunun mezhebinde sahih olan budur. Ashabımızdan bazısı telbiyeyi vacib saydı. Bazısı da onu, haccın sıhhati için şart koştu. Fakat, doğrusu birinci görüştür. Böyle olmakla birlikte, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e uymak ve alimlerin ihtilafından çıkmak için telbiye getirmek müstehabdır. Allah daha iyi bilir.
Başkası için ihrama giren kimse: "Filanın yerine Allah Teâlâ için hacca niyet ettim ve hac ihramına girdim" demeli ve:
Lebbeyk, Allahümme an fülanin. "[Allahım! Filanın yerine da'vetine icabet ediyorum.]" diye başlayarak telbiye getirmelidir.
Telbiye'den sonra kişinin, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e salat getirmesi, kendisinin ve istediği kimselerin dünya ve ahiret işleri için dua etmesi, Allah Teâlâ'dan rızasını ve cenneti istemesi ve ateşten O'na sığınması müstehabdır. Telbiye ve bu duaları, her durumda; ayakta, otururken, yaya ve binitli iken, uzanırken, inerken, yürürken, abdestsiz, cenabet ve hayızlı iken ve hallerin yenilenmesi, zaman ve mekanın değişmesi sıralarında, bunun için gece ve gündüzün başlamasında, seherlerde, yolcular birleşirken, kalkmak ve oturmak esnasında, çıkış ve inişlerde, binerken ve inerken, namazlardan sonra ve bütün mescidlerde söylemek müstehabdır. En sahih görüşe göre, tavaf ve sa'y halinde telbiye söylenmez. Çünkü bunların kendilerine has zikirleri vardır. Telbiye getirirken, güçlük ve yorgunluk vermeyecek şekilde sesi yükseltmek müstehabdır. Fakat kadın, sesini yükselte-mez. Çünkü, sesinin fitneye sebep olmasından korkulur. Her defasında telbiye'yi üç kere ve daha fazla tekrar etmek müstehabdır. Bunlan, konuşmakla veya başka şekilde kesmeden arka arkaya söylemelidir. Bu halde, birisi kendisine selâm verirse cevap verebilir, ancak telbiye getirirken ona selâm vermek mekruhtur. Hayretini celb eden bir şey gördüğü zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e uyarak:

Lebbeyk, innel ayşe ayşül âhırati "Hizmetine geldim. Şüphesiz ki yaşamak ahiret yaşamasıdır." demelidir.
Bil ki kesim (nahr) günü Cemretü'l-Akabe'yi taşlayacağı veya onun önüne alıp da dağılma (ifaza) tavaf yapacağı zamana kadar tel-biye, müstehab olmakta devam eder. Bunlardan birini yapınca ona başlamakla birlikte telbiyeyi keser ve tekbir getirmekle meşgul olur. İmam Şafiî rahimehullah: "Umre eden, Rükn'ü istilam (öpmek veya el sürmek) edinceye kadar telbiye getirmekte devam eder." dedi.
İhramlı, Mekke haremi (hududu) ne -Allah şeref ve kadrini arttırsın ulaştığı
zaman:

Allahümme hazâ haremüke ve emnüke fe harrimnî alen-nâr ve eminnî min azâbike yevme teb'asü ıbadeke vec'alnî min evliyâike ve ehli tâ'atik.

"(Allahım! Bu, haremin ve emniyet (yurd) undur. Beni ateşe haram et, kullarını dirilteceğin günde beni azabından emin kıl ve beni dostlarından ve taat ehlinden eyle.]" demesi ve istediği şeyle dua etmesi müstehabdır.
Mekke'ye girdiği zaman, gözleri Kabe'ye iliştiği zaman ve Mescid-i Haram'a girdiği zaman ellerini kaldırıp dua etmesi müstehabdır. Kabe'yi gördüğü zaman müslümanın dua etmesinin müstehab olduğu (hadislerde) gelmiştir. O zaman şöyle der:
Allahümme zid hâzel beyte teşrîfen ve ta'zıymen tekrîmen ve mehâbeten, vezid men şerrefehu ve kerremehu mimmen hâccehu evi' temerahu teşrîfen ve tekrîmen ve ta'zıymen ve birran.
"Allahım! Bu Beyt'in şeref, azamet, keramet ve heybetini arttır ve ona şeref veren, ona ikram eden hac ve umre edicilerin şeref, keramet, azamet ve sevabını arttır." Ve yine:
Allahümme entesselâmü ve minkesselâmü hayyinâ rabbenâ bis-selâmi.
"Allahım! Sen selâm (ve selâmet kaynağı)sın, ve selâmet senden gelir. Rabbımız! Bizi selâmla karşıla.]" der.Bundan sonra, ahiret ve dünya iyiliklerinden istediği şeylerle dua eder. Mescid-i Haram'a girdiği zaman da bütün mescidler hakkında kitabın başında gördüğümüz şeyleri söyler.

TAVAF ESNASINDA DUALAR

Kişinin, ilk defa El-Haceru'l-Esved (siyah taş)i ziyarette el sürüp öptüğü ve tavafa başladığı*') zamanlarda:

Bismillâhi vallahu ekber, Allahümme imânen bike ve tasdıykan bikitâbike ve vefâen bi ahdike vettibâ'an lisünneti nebiyyike sallalla-hu aleyhi ve sellem.
"[Allah'ın adıyla. Allah en büyüktür. Allahım! Sana iman ederek, kitabını tasdik, ahdine vefa ve Peygamberinin sünnetine uyarak]" demesi ve her bir tavafda, EI-Haceru'l-Esved'in karşısına geldikçe bu zikri tekrar etmesi müstehabdır. sür'atle yaptığı ilk üç dönüşte:

hab oluşudur. Çünkü, tavaf zikir yeridir ve zikirlerin efdali Kur'ân'dır. Şafiî'nin büyük ashabından olan Ebu Abdillah El-Halimi tavafda Kur'ân okumanın müstehab olmadığını ihtiyar etti. Fakat, salih olan birinci görüştür. Ashabımız şöyle dediler: "Kur'ân okumak me'sûr (2> olmayan dualardan efdaldir. Fakat sahih görüşe göre, me'sûr dualar (bu yerde) Kur'ân okumakdan efdaldir." Kur'ân okumanın bu türlü dualardan efdal olduğunu da söyleyenler vardır. Şeyh Ebu Muham-med El-Cüveynî rahımehullah: "Hac günlerinde tavafda bir hatim okumak müstehabdır ve bunun sevabı büyüktür." dedi. Allah daha iyi bilir.
Tavafdan ve iki rek'atlık tavaf namazından ayrıldıktan sonra sevdiği şekilde dua etmek müstehabdır. Bununla ilgili olarak nakledilen dualardan bir tanesi şudur:
Allahümme ene abdüke vebnü abdike eteytüke bizünûbin kebîra-tin ve a'mâlin seyyietin ve haza makamül aizi bike minennâr fağfir-lîinneke entel ğafûrur rahıym.
"[Allahım! Ben kulunum ve kulunun oğluyum. Büyük günahlarla ve kötü amellerle sana geldim. Burası, ateşten sana sığınanın yeridir. Beni affet şüphesiz ki sen affedici ve merhamet edicisin.]"
MÜLTEZEM'DE (HACERÜ'L ESVED İLE KA'BE KAPISININ ARASINDA) DUA

Kabe'de El-Haceru'l-Esved ile Ka'be kapısının arasında yer olan Mültezem'de dua etmenin müstehab olduğunu biraz evvel söyledik, bu yerin me'sûr dualarından bir tanesi şudur:


Allahümme lekel hamdü hamden yüvâfî niameke ve yükâfi mezî-deke, ahmedüke bicemî'i mehâmidike mâ alimtü minhâ ve mâ lem a'lem alâ cemfı ni'amike mâ alimtü minhâ vemâ lem a'Iem, ve alâ külli hâlin. Allahümme salli ve sellim alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin; Allahümme eıznî mineşşeytanirracim, ve eıznî min külli sûin ve ganninî bimâ rezaktenî ve bârik lî fihi Allahümmec'alnî min ekrami vefdike aleyke ve elzimnî sebilel istigaameti hatta elka-ake ya rabbel âlemîn.

"[Allahım! Sana hamd olsun. Bir hamd ki, nimetlerinin hakkını öder ve fazlasına kâfi gelir. Bildiğim ve bilmediğim bütün hamd şekilleri ile, bildiğim ve bilmediğim bütün nimetlerin üzerine ve her hal üzerine sana hamd ederim. Allahım! Muhammed ve Muhammed'in âline merhamet et ve selâmet ver. Allahım! Beni lânetli şeytandan koru ve beni her kötülükten muhafaza et. Bana verdiğin rızka beni razı et ve onun içine bana bereket koy. Allahım! Beni, yanında en çok ikram gören misafirlerinden eyle. Ey âlemlerin Rabbı! Sana ulaşıncaya kadar beni doğruluk yolundan ayırma.]" Bundan sonra sevdiği şekilde dua eder.
HİCR'DE DÜA

Hicr Beyt'ten sayılır. Onda duanın müstehab olduğunu bundan evvel zikrettik. Buranın mesur dualarından birisi şöyledir:


Ya rabbî eteytüke min şukkatin baiydetin müemmilen ma'rûfeke feenilhî ma'rûfen min ma'rûfike tüginini bihi an ma'rûfi men sivâke yâ ma'rûfen bil ma'rûfi.
"[Ya Rab! Bağışını umarak uzak bir yerden geldim. Ey bağışlarla tanınan! Bana, Senden başkasının bağışından beni müstağni kılacak, bağışlarından bir bağış ver.]"
BEYTÜLLAH'IN İÇİNDE DUA

Beyt'te dua etmenin müstehab olduğunu önce söyledik.
Üsâme ibn-i Zeyd radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Beyt'e girdiği zaman karşı karşıya kaldı, Kabe'nin arka kısmına geldi, yüzünü ve yanağını üzerine koydu, Allah Teâlâ'ya hamd ve sena etti, O'ndan istedi ve O'na istiğfar etti. Sonra, Kabe'nin bütün rükünlerini dolaştı ve her birini tekbir, tehlil, teşbih, Allah Teâlâ'ya sena ve istiğfar etmekle karşıladı, sonra çıktı."
SA'Y EDERKEN OKUNACAK DUALAR

Sa'y'de duanın müstehab olduğu daha evvel geçti. Sünnet olan, Safa üzerinde durmayı uzatmak ve Kabe'ye dönerek tekbir getirip:

Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekberü velillâhil hamd. Allahu ekberu alâ mâ hedânâ, vel hamdü iillâhi alâ mâ evlenâ lâ ilahe illal-lahu vahdehu lâ şerike leh, lehül mülkü ve Iehül hamdü yuhyî ve yü-mîtü biyedihil hayrü vehüve alâ külli şey'in kadiyr. Lâ ilahe illallahu enceze va'dehu ve nasara abdehu ve hazemel ahzâbe vahdeh. Lâ ilahe illallahu velâ na'büdü illâ iyyâhü, muhlısıyne iehüddine velev kerihel kâflrûn. Allahümme inneke gulte: (İd'uni estecib leküm ve inneke lâ tuhlifül miy'aad. Ve innî es'elüke kemâ hedeytenî lil islâmi en lâ tenzia'hü minnî hatta tetevveffânî ve ene müslimûn.
"[Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Hamd Allah'a mahsustur. Bize verdiği hidayetle, Allah en büyüktür, deriz ve bize verdiği ni'metler üzerine O'na hamd ederiz. Alla'dan başka ilah yoktur. O birdir ve ortağı yoktur. Mülk O'nun ve hamd O'nadır. Diriltir, öldürür, hayır O'nun elindedir ve O her şeye muktedirdir. Al-lah'dan başka ilâh yoktur. Sözünü yerine getirdi, kuluna yardım etti ve düşman topluluğunu yalnız başına yendi. Allah'dan başka ilâh yoktur. Kâfirler hoşlanmasa da dinimizi O'na tahsis ederek yalnız O'na ibadet ederiz. Allahım! Sen, "Bana dua edin, size cevap vereyim" dedin ve sen dediğini bozmazsın. Ben senden, beni İslamiyete hidayet ettiğin gibi müslüman olarak beni vefat ettirinceye kadar onu benden almamanı isterim]" diye dua etmektir. Sonra, dünya ve ahiret hayırları ile dua eder. Bu zikir ve duayı üç. kere okur ve telbiye getirmez. Merve'ye ulaştığı zaman üzerine çıkarak Safa'da söylediği zikir ve duaları tekrarlar.
İbn-i Ömer radıyallahu anhüma'nın Safa üzerinde şöyle dediğini rivayet etti

Allahümma'sımnâ bidînike ve tavâıyetike ve tavâ'ıyeti rasûlike sallallahu aleyhi ve selleme ve cennibnâ hudûdek. Allahümmec'alnâ nühıbbüke ve nühıbbü melâiketeke ve enbiyâeke ve rusüleke ve nü-hıbbü ıbâdekessaalihıyn. Aliahümme habbibnâ ileyke ve ilâ melâike-tike ve ilâ enbiyâike ve rüsülike ve ilâ ibadıkes saalihıyn. Aliahümme yessirnâ lilyüsrâ, cennibnel usra, vağfir lenâ fil âhırati vel ûlâ vec'alnâ min eimmetil müttekıyn.

"[Allahım! Bizi dininle, sana itaat ve Resulüne itaatla koru ve bizi kendi yasak hududlarından uzaklaştır. Allahım! Kendini bize sevdir; meleklerini, Nebi ve Resullerini bize sevdir v esalih kullarını bize sevdir. Allahım! Bizi sev ve meleklerine, Nebi ve Resullerine ve salih kullarına sevdir. Allahım! Bizi kolay olana muvaffak et ve güç olandan uzaklaştır. Ahirette ve dünyada bize mağfiret et ve bizi sakınan (müt-taki)ların öncülerinden eyle.]" Safa ile Merve arasındaki gidiş ve gelişte de İbn-i Ömer şöyle dua ederdi:



Rabbiğfir verham vetecâvez amma ta'lemü inneke entel e'azzül ekrem. Allahümme âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhırati hasene ten ve kınâ azebennâr.
"[Rabbım! Affet, merhamet et ve bildiğin (kusurlarımı) bağışla. Sen şüphesiz ki en Aziz ve en çok kerem sahibisin. Allahım! Bize dünyada iyilik ve ahirette iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.]"
Sa'y'de ve her yerde beğenilen dualardan bir tanesi şudur:




Allahümme yâ mukallibel kulûbi sebbit kalbî alâ dinik. Allahümme innî es'elüke mûcibâti rahmetike, ve azâime mağfiratike vesse-lâmete min külli ismin velfevze bil cenneti vennecâte minennâr. Allahümme innî es'elükel hüdâ vettüka vel afâfe vel gınâ. Allahümme e'ınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibadetik. Allahümme innî es'elüke minel hayri küllihi mâ alimtü minhü vemâ lem a'lem ve eû-zü bike mineşşerri küllihi mâ alimtü minhü vemâ lem a'lem ve es'elükel cennete vemâ karrabe ileyha min kavlin ev amelin ve eûzü bike minen nâri vemâ karrabe ilayha min kavlin ev amelin.

"[Allahım! Ey kalbleri çeviren! Kalbimi dinin üzerinde sabitleştir. Allahım! Senden rahmetini gerektiren ve mağfiretini gerçekleştiren (amelleri, her günahtan selâmette kalmayı, cenneti kazanmayı ve ateşten kurtulmayı isterim. Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim. Allahım! Seni zikir, sana şükür ve iyi taat etmekte bana yardım et. Allahım! Senden, bildiğim ve bilmediğim bütün hayır çeşitlerinden isterim ve bildiğim ve bilmediğim bütün serlerden sana sığınırım. Senden cenneti ve ona yaklaştıran söz ve amelleri isterim ve ateşten ve ona yaklaştıran söz ve amellerden sana sığınırım.)" Say'de Kur'ân okumak daha faziletli olur. En uygun olan, bu zikir ve duaları ve Kur'ân okumayı birleştirmektir. Fakat bazısı ile yetinmek istenirse mühim olanları yapmalıdır.
MEKKE'DEN ARAFAT'A ÇIKARKEN OKUNACAK DUALAR

Mekke'den çıkarak Mina'ya yöneldiği zaman şöyle demek müste-habdır:

Allahümme iyyâke erchu veleke ed'û, febelliğnî sâliha emelî vağ-firlî zünûbî vemnün aleyye bimâ menente bihi alâ ehli tâ'atike inneke alâ külli şey'in kadiyr.
"[Allahım! Senden ümid ediyorum ve sana dua ediyorum. Beni yararlı emellerime ulaştır, günahlarımı affet ve ehl-i taatine ettiğin şeyle bana iyilik et. Sen her şeye muktedirsin.]" Mina'dan Arefe'ye yüründüğü zaman şöyle demek müstehabdır:
Allahümme ileyke teveccehtü ve vechekel kerime eradtü, fec'al zenbî mağfûran ve haccî mebrûran, verhamnî velâ tühayyibnî inneke alâ külli şey'in kadiyr.
"[Allahım! Sana yöneldim ve kerem sahibi zatını kasdettim. Günahlarımı affet, haccımı kabul et, bana merhamet et, ümid ve gayretlerimi boşa çıkarma. Sen her şeye muktedirsin.]" Ayrıca telbiye getirilmeli, Kur'ân okumalı, diğer zikir ve dualar ile:


Allahümme âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhırati haseneten ve kınâ azabennâr sözü çokça söylenmelidir.

ARAFAT'DA MÜSTEHAB OLAN ZİKİR VE DUALAR


Bayram zikirleri bahsinde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisini takdim ettik: "Duanın en hayırlısı Arefe günü yapılanıdır. Benim söylediğim, benden evvelki Peygamberlerin söyledikleri en hayırlı söz de şudur:

Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehül mülkü ve lehül ham-dü vehüve alâ külü şey'in kadiyr.
Onun için, bu zikri ve diğer zikir ve duaları çok yapmak müste-habdır. Bunları yapmak için olanca gayret gösterilmelidir. Çünkü bu gün (arefe günü) dua için senenin en faziletli günüdür. O, haccın en büyük kısmı ve gayesidir ve hacda esas olan da odur. Bu bakımdan, insanın zikir, dua ve Kur'ân okumak için bütün gücünü kullanması, duanın çeşitleri ile dua etmesi ve zikirlerin her türlüsünü yapması gerekir. Yalnız olarak ve cemaatle birlikte dua ederek bunu, hem kendine hem de anne ve babasına, akrabalarına, şeyh ve hocalarına, arkadaşlarına, dostlarına, sevdiklerine, kendisine iyiliği dokunan diğerlerine ve bütün müslümanlara da yapmalıdır. Bütün bunlarda kusur etmekten de şiddetle sakınmalıdır. Çünkü diğer zamanların aksine, bu günü -geçtikten sonra- ele geçirmek mümkün değildir. Dua ifadelerinde seci ve kafiye yapmak için kendini zorlamamalıdır. Çünkü bu, kalbi meşgul eder ve duada matlub olan düşkünlük, kendini küçümsemek, fakirlik takınmak, miskinlik, zillet ve huşu'u giderir. Fakat, tertiblemek ve i'rab (okuma şekli) gözetmek külfetiyle meşgul olunmadığı takdirde, kendisine veya başkasına ait olan, hıfzedilen kafiyeli duaları okumakta bir mahzur yoktur. Sünnet olan, duada sesi alçaltmak, söylediklerine kalb ile i'tikad ederek çok istiğfar ve tevbe etmek, duada ısrar edip, onu tekrar etmek ve Allah'ın cevabını ve kabulünü gecikmiş görmemek ve duaya Allah Teâlâ'ya hamd ve sena ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e salât ve selâm getirmekle başlamak ve onlarla bitirmek, dua ederken kıbleye dönük ve abdestli olmaya gayret etmektir.
Ali radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in arefe günü Mevkıf (Arafat)ta en çok ettiği duası şu idi:


Allahümme lekel hamdü kellezî nekûlü ve hayran mimmâ nekû-ulü. Allahümme leke salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve mematî ve ileyke me'abî ve leke rabbî türasi. Allahümme innî eûzü bike min azabil kabri ve vesvesetis sadrî ve şetâtil emri. Allahümme innî eûzü bike min şerri mâ teciü bihir rîhu.

"[Allahım! Söyleyebildiğimiz kadar ne söyleyebildiğimizden daha çok, sana hamd olsun. Allahım! Namazım, haccım, hayatım ve ölümüm senin içindir. Dönüşüm sanadır ve Rabbım! Mirasım sana kalacaktır. Allahım! Kabir azabından, kalb vesvesesinden ve hal perişanlığından sana sığınırım. Allahım! Rüzgârın getireceği şeyin şerrinden sana sığınırım.)"*4) Bu arada çok telbiye getirmek, Rasulüllah sallalla-hu aleyhi ve sellem'e çok salât ve selâmda bulunmak, zikir ve dua ederken çok ağlamak da müstehabdır. Çünkü burada (Arafat'ta) dır ki gözler akar, günahların ağırlığı atılır ve dileklerin tahakkuku umulur. Şüphesiz ki burası, azametli bir durak ve büyük bir toplanma yeridir. Allahın hayırlı ve ihlaslı kulları burada toplanır ve burası dünyadaki toplanma yerlerinin en muhteşemidir.
Burada yapılması beğenilen dualardan bazısı şunlardır.

Allahümme âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhırati haseneten ve kınâ azâbannâr. Allahümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîran ve innehu lâ yağfiruz zünube illâ ente fağfirli mağfiraten min ındike ver-hamnî inneke entel ğafûrurrahıym. Allahümmağfirlî mağfiraten tus-lıh bihâ şe'nî fiddârayni, verhamnî rahmeten es'adü bina fiddârayni, vetüb aleyye tevbeten nasûhan lâ enküsühha ebeden ve elzimnî se-bilel istikameti lâ eziğu anhâ ebeden. Allahümmenkulnî min züllil mâsıyeti ilâ ızzittaâ ati ve ağninî bihaiâlike an harâmike, ve bitâ'ati-ke an ma'siyetike vebifazlike ammen sivâke ve nevvir kalbî ve kabrî ve e'ıznî mineşşerri küllihi vecma' lil hayra küllehu.

"[Allahım! Bize dünyada iyilik ve ahirette iyilik ver ve bizi ateş azabından koru. Alahım! Ben kendime çok zulmettim ve günahları ancak sen affedersin. Kendi fazlından beni affet ve bana merhamet et. Muhakkak ki sen affedici ve merhamet sahibisin. Allahım! İki âlemde de işlerimin düzeleceği bir şekilde bana mağfiret et ve iki âlemde de mes'ud olacağım şekilde bana merhamet et. Bana, Hele-bed bozmayacağım kuvvetli bir tevbe ihsan et ve beni hiç sapmayacağım istikamet yolunda tut. Allahım! Beni ma'siyet zilletinden taat izzetine ulaştır, beni helalinle haramından, taatınla ma'siyetinden ve fazlınla senden başkalarından müstağni kıl, kalbimi ve kabrimi nur-landır, beni bütün kötülüklerden koru ve benim için bütün hayırları topla.)"

ARAFAT'TAN MÜZDELİFE'YE GELİŞ SIRASINDA MÜSTEHAB OLAN ZİKİRLER VE DUALAR


Her yerde çok telbiye getirmenin müstehab olduğunu daha evvel gördük. Burası (Müzdelife) ise bu yerlerin en mühimlerindendir. Bunun için burada çokça Kur'ân okumalı ve çok dua etmelidir.
Lâ ilahe illallahu vallahu ekber. "[Allah'dan başka ilâh yoktur ve Allah en büyüktür]" demek ve bunu tekrar etmek müstehabdır. Bunun gibi,


ileyke allahümme erğabü ve iyyâke ercû fetekabbel nüsükî ve veffıknî verzüknî fihi minel hayri eksera mâ atlubu velâ tühayyibnîîn-neke entallahul cevâdül kerim.
"[Allahım! Sana rağbet ediyorum ve senden umuyorum. Haccımı kabul et, bana muvaffakiyet ver ve bu ibadetten dolayı, bana istediğimden daha çok hayır ver ve ümidlerimi bozup gayretimi boşa çıkarma. Şüphesiz ki, sen cömert ve kerem sahibisin.]" demek de müstehabdır.
Bu gece bayram gecesidir. Bunu, zikir ve namazla ihya etmenin fazileti bayram zikirleri bahsinde geçti. Burada ayrıca gecenin şerefine yerin şerefi, bunun Harem'de ve ihramda ve hacıların toplanma yerinde olmasının şerefi ve bunun, şerefli mevki olan Arafat'taki büyük ibadet ve kıymetli dualardan sonra olmasının şerefi eklenmiştir.

Allah Teâlâ: "Arafat'dan (orada "vakfe" sonra seller gibi) boşanıp (elbirlik) akdığınız zaman Meş'ar-i Haram'ın yanında Allah'ı zikredin. O, size nasıl hidayet ettiyse siz de Onu öylece anın. (Bilirsiniz ya) siz bundan euuel gerçek sapıklardandınız"^ buyurmuştur.
Müzdelife'deki gecede dua, zikir, telbiye ve Kur'ân kıraatini fazlaca yapmak müstehabdır. Çünkü, bundan evvel de söylediğimiz gibi, bu büyük bir gecedir.
Burada zikredilen dualardan bir tanesi şudur:

Allahümme innî es'elüke en terzükanhi fi hazel mekânı cevâmi'al hayri küllihi ve en tüsliha şe'nî küllehu, ve en tasrife annişşerra kül-lehü, feinnehu lâ yef'alü zâlike gayrüke velâ yecûdü bihi illâ ente.
"[Allahım! Senden, bütün hayırların en şümullülerini bana bu yerde rızık etmeni, bütün işlerimi ıslah etmeni ve bütün serleri benden çevirmeni isterim. Şüphesiz ki, bunları senden başkası yapamaz ve bunlarla ancak sen cömertlik edersin.]"
Bu gün sabah namazı kılınacağı zaman onu, vaktinin evvelinde ve oldukça erken kılmalı, sonra Meş'ar-i Haram'a yürümelidir. Bu, Müz-delife'nin sonunda "Kuzah" denilen küçük bir dağdır. Üstüne çıkmak imkanı bulunursa çıkmalı, yoksa altında Kıble'ye dönük olarak durup Allah Teâlâ'ya hamd etmeli, tekbir, tehlil, tevhid ve teşbihlerle çokça telbiye ve dua etmelidir, şöyle demek müstehabdır:


Allahümme kemâ vekkaftenâ fihi ve eraytenâ iyyâhü feveffıknâ li-zikrike kema hedeytenâ vağfir lenâ verhamnâ kemâ va'adtenâ bi-kavlike ve kavlükel hakku feiza efaztüm min arafâtin fezkürüllahe ındel meş'aril harami vezkurûhü kemâ hedaküm ve in küntüm min kablihi leminez zâalliyn, sümme efizu min haysü efazan nâsi ves-tağfirullahe innallahe ğafûrurrahıym.

"[Allahım! Bizi bu yerde durdurduğum ve onu bize gösterdiğin gib.i bize hidayet ettiğin şekilde seni zikretmemiz için bize muvaffakiyet ver ve, "Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anınız ve size gösterdiği gibi O'nu zikrediniz. Şüphesiz ki, siz bundan evvel yanlış yol tutanlardansınız. Sonra halkın dağıldığı yerden dağıtınız ve Allah'dan mağfiret isteyiniz. Muhakkak ki O, affedici ve merhamet sahibidir" sözünle -ki sözün haktır- ve bize va'd ettiğin gibi bizi affet ve bize merhamet et.]" Ve:

Rabbena âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhirati haseneten ve kına azâbennâr sözü de fazlaca söylenmelidir. Şöyle demek de müste-
habdır: 4
Allahümme lekel hamdü küllühü ve lekel kemâlü küllühü velekel celâlü küllühü veleket takdisü küllühü. Allahümmağfir lî cemîa mâ esleftühü va'sımnî fimâ bekıye, verzüknî amelen saalihan terzaa bihi annî ya zel fazlil azıym. Allahümme innî esteşfiu ileyke bihavâssı ıbadike ve etevesselü bike ileyke, es'elüke en terzükanî cevâmi'al hayri küllihi ve en temünne aleyye bimâ menente bihi alâ evliyâike ve en tüsliha halî fil ahırati veddünyâ ya erhamerrâhımıyn.
"(Allahım! Bütün hamdler sanadır, bütün kemal (olgunluk) 1er sanadır, bütün celal (azamet) ler sanadır, bütün takdis (kutsallık) 1er sanadır. Allahım! Geride bıraktığım bütün günahlarımı affet, bundan sonra beni günah işlemekten koru ve o vesile ile bana, benden razı olacağın bir salih amel nasib et ey büyük fazl sahibi! Allahım! Senden istemekte has kullarını şefaatçi ve seni aracı yapıyorum. Senden, bütün hayırların en şümullülerini bana rızık etmeni ve dostlarına yaptığın şeyle bana iyilik etmeni, âhirette ve dünyada halimi ıslah etmeni istiyorum ey merhametlilerin en merhametlisi!]"
MEŞ'AR-İ HARAM'DAN MİNA'YA GİDİŞTE MÜSTEHAB OLAN ZİKİRLER VE DUALAR

Şafak sarardığı zaman Mina'ya yönelerek Meş'ar-i Haram'dan ayrılmalı ve insanın, bu esnada telbiye, zikir, dua etmek ve bunları çokça yapmak şiarı olmalıdır, bu vakitte fazlaca telbiye getirmeye gayret etmelidir. Çünkü bu, telbiyenin son zamanıdır ve ihtimal ki bundan sonra, ömründe bir daha telbiye getirmek kendisine nasib olmayacaktır.
KURBAN KESİMİ GÜNÜ MİNA'DA MÜSTEHAB OLAN DUALAR
Meş'ar-i Haram'dan ayrılıp Mina'ya varıldığı zaman şöyle demek müstehabdır:

Elhamdülillahillezî belleğanihâ salimen muâfen, Allahümme hâzi-hi minnî kad eteytüha ve ene abdüke ve fi kabzatike es'elüke en temünne aleyye bimâ menente bihi alâ evliyhike. Allahümme innî eû-zü bike minel hırmanî vel musıybeti fî dînî yâ erhamer Râhımin.
"[Beni buraya selamet ve afiyetle ulaştıran Allah'a hamd olsun. Allahım! Bu geldiğim Mina'dır ve ben kulunum ve avucuyun içinde

yim. Dostlarına yaptığın şeyle bana iyilik etmeni istiyorum, Allahım! Mahrumiyetten ve dinimde olacak musibetten sana sığınıyorum ey merhametlilerin en merhametlisi!]"
Cemret'ül-Akabe'ye taş atmaya başlandığı zaman ilk taşla birlikte telbiye'yi kesmeli, tekbirle meşgul olup atılan her taşla beraber tekbir getirmelidir. Burada, dua etmek için durmak sünnet değildir. Beraberinde kurbanlık hayvanı olanın, keserken şöyle demesi müstehabdır:


Bismülâhi vallahu ekber, Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sellim. Allahümme minke ve ileyke tekabbel minnî.
"(Allahın ismiyle. Ve Allah en büyüktür. Allahım! Muhammed ve âline merhamet et ve onlara selâmet ver. Allahım! Senden (geldi) ve sana (kurban edildi). Benden kabul et.]" Başkasının yerine kesiyorsa: cy*iJA'JŞ Tekabbel min fülânin. "(Filandan kabul et]" demelidir. Alimlerimizden bazısı, kesimden sonra tıraş olduğu zaman tıraş esnasında alnının perçemini eliyle tutarak üç kere tekbir getirmesini ve şöyle dua etmesini müstehab gördüler:


Elhamdü lillahi alâ mâ hedânâ velhamdü lillâhi alâ mâ en'ame bi-hi aleynâ. Allahümme hâzini nâsıyetî fetekabbei minnî vağfir lî zünû-bî. Allahümmağfir lî ve lil muhallikıyne vel mukussıriyn. Yâ vâsi'al mağrifati, âmin.

"[Bize hidayet ettiğinden dolayı Allah'a hamd olsun bize ni'met er-diğinden dolayı Allah'a hamd olsun. Allahım! Bu alnımın saçıdır.
Benden kabul et ve günahlarımı affet. Allahım! Bana, başını tıraş edenlere ve saçını kısaltanlara mağfiret et ey mağfireti çok olan. Amin.]" Tıraş işini bitirdikten sonra tekbir getirip:



Elhamdü lillahillezî kazaa annâ nüsükenâ Allahümme zidnâ ima-nen ve yakıynen ve tevfikan ve avnen, vağfir lenâ veli âbâinâ ve üm-mehâtina velmüslimîne ecmaıyn.
"Haccımızı tamamlayan Allah'a hamd olsun. Allahım! İman ve ya-kinımızı ve bize muvaffakiyet ve yardımını artır. Bize, babalarımıza, annelerimize ve bütün müslümanlara mağfiret et." demelidir.
TEŞRİK GÜNLERİNDE MİN A'DA MÜSTEHAB OLAN ZİKİRLER

Sahabi Nübeysetü'l-Hayr El-Hüzelî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, "Teşrik günleri^) yemek, içmek ve Allah Teâlâ'ya zikir günleridir."(7> buyurdu. Bu sebeple, o günlerde çok zikretmek müstehabdır, yapılacak zikirlerin efdali de Kur'ân okumaktır. Sünnet olan, taş atma günlerinde her gün Birinci Cemre'nin yanında, ona taş attıktan sonra Ka'be'ye dönerek durmak ve Allah Teâlâ'ya hamd, tekbir, tehlil (lailahe illallah), teşbih (Sübhanellah) söylemek, kalb hazırlığı ve organların sükuneti içinde dua etmek, Bakara sûresini okuyacak kadar bu halde kalmak, ikinci Cemre'de de -Orta Cemre- böyle yapmaktır. Cemretü'l-Akabe olan üçüncü Cemre'nin yanında ise durmamalıdır.
Mina'dan hareket edildiği zaman, artık, hac ifa edilmiş ve hac ile ilgili yapacak bir zikir kalmamıştır. Ancak bu durumda insan, misafirdir bunun için, tekbir (Allahu ekber) tehlil, tahmid (El-Hamdü lillah) temcid (Allah'ın yüceliğini ifade eden sözler söylemek) ve ileride izahı gelecek, misafirler için müstehab olan diğer zikirleri yapmak müs-tehabdır.
Mekke'ye girdiği zaman umre yapmak isteyen, hac ile umre arasında müşterek işler olan ihram, tavaf, say, kurban kesmek ve tıraş olmak hallerinde, hac'da yapılan zikirleri yapmalıdır. Allah daha iyi bilir.
ZEMZEM SUYU İÇENİN OKUYACAĞI DUALAR
Cabir radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, "Zemzem suyu, içildiği maksad içindir" buyurdu.
Alimler ve ermişler, bu hadisle amel ettiler ve zemzem suyunu kendi büyük maksadları için içtiler ve maksatlarına erdiler. Alimler şöyle söylediler: "Mağfirete ermek, hastalıktan şifa bulmak ve bunlara benzer bir gaye için içen, içerken:
Allahümme innehu belağanî enne Resulallahi sallallahu aleyhi ve selleme kaale mâu zemzeme limâ şüribe lehü. Allahümme ve innî eşrabühu litağfira tî ve iitef'ale bî keza ve keza fağfirlî ev if'al.
"[Allahım! Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellemin: (Zemzem suyu içildiği maksad içindir.) buyurduğunu haber aldım. Allahım! Ben de beni affetmen ve bana şunu bunu yapman için içiyorum. O halde beni affet (veya) istediğimi yap]" demeli veya,
Allahümme innî eşrabühu müsteşfiyen bihi feşfinî.
"(Allahım! Onunla şifa istiyerek içiyorum, bana şifa ver.]" demeli, yahut da bunlara benzer bir şekilde dua etmelidir." Allah daha iyi bilir.
Mekke'den ayrılıp kendi yurduna dönmek istendiği zaman veda tavafı yapmalı, sonra Mültezem'e gelip ona yapışarak ve şöyle dua etmelidir:

Allahümmel beytü beytüke vel abdü abdüke vebnü abdike vebnü emetike hameltenî alâ mâ sehharte li min halkıke hatta seyyertenî fi bilâdike ve bellağtenî bini metike hattâ eantenâ alâ kazaai menâ-sikike fein künte razıyte annî fezded annî rızan ve illâ femünnel âne gable en yen'ha an beytike dârî, hazâ avânün sırâfî in ezinte li gayra müstebdilin bike velâ bibeytike velâ râğıbin anke velâ an beytike. Allahümme fe ashıbnil afiyete fi bedenî vel ismete fi dînî ve ahsin münkalebî verzüknî ta'ateke mâ ebkaytenî vecma' lî hayrayil ahırati ved dünya, inneke alâ külli şey'in kadiyr.
"[Allahım! Bu beyt, senin Beyt'indir, ve bu kul, senin kulundur, kulunun oğlu ve kadın kulunun çocuğudur. Bana itaat ettirdiğin yaratığının sırtına beni bindirerek memleketlerini dolaştırdın ve ni'metinle ulaştırarak hac ibadetini yerine getirmeme yardım ettin. Benden razı oldunsa bana olan rızanı arttır, yoksa, senin evinden uzaklaşmadan

evvel şimdiden (razı ol). Bana izin verirsen şimdi, seni ve evini (hiç bir şeye değişmeyerek) ne de senden ve evinden vazgeçmeyerek ayrılacağım zamandır. Allahım! Vücudumda afiyet ve dinimde ismeti (dine aykırı hallerden sakınmayı) bana arkadaş et ve dönüş yerimi iyileştir. Beni yaşattıkça, tâatini bana nasib et ve dünya ile ahiretin hayırlarını bana birleştir. Sen her şeye muktedirsin."
Diğer dualarda geçtiği gibi, bu duaya da Allah Teâlâ'ya sena etmek ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e salât getirmekle başlamalı ve onlarla- bitirmelidir. Hayızlı kadın için müstehab olan ise, Mescid'in kapısında durmak, bu duayı okumak, bundan sonra ayrılmaktır. Allah daha iyi bilir.
RASULÜLLAH SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN KABRİNİN ZİYARETİ VE HUZURUNDA YAPILACAK DUALAR

Bil ki, hac eden herkesin, yolu düşsün veya düşmesin, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellemi ziyaret etmesi gerekir. Çünkü, Onun ziyareti taatlerin en mühimlerinden, işlerin en kazançlılarından ve isteklerin en faziletlilerindendir.
İnsan, bu ziyarete yönelip Medine yolunu tuttuğu zaman yolda Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e çok salât getirmeli ve Medi-
ne'nin ağaçlarına, Harem'ine ve tanındığı diğer şeylere, manzaralara gözleri iliştiği zaman salât ve selâm getirmeyi daha çok sıklaştırmalı ve Allah Teâlâ'ya dua ederek Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in ziyaretinden kendisini faydalandırmasını ve bunun bereketiyle onu iki alemde mes'ud etmesini isteyerek şöyle dua etmelidir:

Allahümmeftah aleyye ebvâbe rahmetime verzüknî fî ziyaretî kabri nebiyyike sallallahu aleyhi ve selleme mâ razagtehu evliyâeke ve ehle tâ'atike vağfir li verhamnî yâ hayra mes'ulîn.

"[Allahım! üzerime rahmetinin kapılarını aç ve Peygamberinin kabrini ziyaretlerinde dostlarına ve taat ehline verdiğin şeyi bana da ver. Beni- affet ve bana merhamet et ey kendisinden istenilenlerin en iyisi!]"
Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in Mescid'ine girmek istendiği zaman, kitabın başında gördüğümüz üzere diğer mescidlere giriş sırasında söylenecek şeyleri söylemek müstehabdır. Tehıyyetü'l-mes-cid (mescid hediyesi olan iki rek'at namaz)i kıldıktan sonra kabr-i şerife gelerek yüzü ona, arkası Ka'be'ye dönmüş olduğu halde dört zira mesafede durmalı ve yüksek olmayan normal bir sesle selam verip:
Esselâmü aleyke ya Rasûlallahi, esselâmü aleyke ya hıyeratallahi min halkıhi, esselâmü aleyke ya habiballahi, esselâmü aleyke ya seyyidel mürselîne ve tamemen nebiyyin. Esselâmü aleyke ve alâ âlike ve ashâbike ve ehli beytike ve alen nebiyyîne ve sâiris saalihıy-ne eşhedü enneke bellağterrisâlete ve eddeytel emânete ve nasahtel ümmete fecezâkaliahu annâ efzal mâ ceza rasulen an ümmetih.

"[Sana selâm olsun ey Allanın Rasulü! Sana selâm olsun en kullarından Allah'ın seçtiği! Sana selâm olsun ey Allah'ın sevdiği ! Sana selâm olsun ey Rasullerin büyüğü ve Nebilerin sonuncusu! Sana, âl e, sahabilerine, aile halkına, Nebilere ve diğer salih insanlara selâm olsun. Risaleti tebliğ edip bildirdiğine, emaneti ödediğine ve ümmete nasihat edip onların iyiliğini istediğine şahitlik ederim. Allah, bir Ra-sule kendi ümmetine ettiği hizmetten dolayı verdiği mükâfatın efdali-ni ve en üstününü bize olan hizmetin sebebiyle sana versin.]" demelidir.

Birisi, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e selâm etmesini tenbihlemişse "Filan oğlu filandan sana selâm olsun ya Rasulallah" demelidir. Sonra bir zira kadar sağ tarafa gerileyerek Ebu Bekir'e, sonra bir zira kadar daha gerileyerek Ömer'e (Allah ikisinden razı olsun) selâm vermelidir. Bundan sonra, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı olan ilk yerine dönüp kendisi için ona tevessül ederek, dileklerinin kabulü için Allah katında şefaat ve aracılık etmesini istemeli ve onu vasıta yaparak kendine, anne ve babasına, arkadaşlarına, sevdiklerine, kendisine iyilik edenlere ve diğer müslümanlara dua etmelidir. Çok dua etmek için kendini zorlamalı, bu şerefli yeri fırsat bilmeli, Allah Teâlâ'ya hamd ve O'nu teşbih, tekbir tehlil etmeli, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e salât getirmeli ve bütün bunları ziyadesiyle yapmalıdır. Sonra kabir ile minber arasındaki "Ravza'ya gelerek orada çok dua etmelidir.
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kabrim ile minberimin arası cennet bah-çelerinden bir bahçedir." buyurdu.
Medine'den çıkmak ve yolculuğa başlamak isteyen kimse için sünnet olan, iki rekat namaz kılıp Mescid'e veda ederek sevdiği şeylerle dua etmesi, sonra kabre gelip, ilk yaptığı gibi selâm vermesi, -duaları tekrar edip- Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e veda ederek

Allahümme lâ tec'al hazâ ahıral ahdi biharemi resûlike ve yessir-lil avde ilelharemeyni sebîlen sehleten bimennike ve fazlike verzüknil afve vel afiyete fiddünyâ ve âhırati vel ruddenâ salimine ğânimîne ilâ evtâninâ âminin.
"[Allahım! Bunu, Rasulünün Harem'ini ziyaretimin sonu eyleme ve kolay bir şekilde, Harem'lere (Mekke ve Medine'ye bir daha dönmeyi ihsan e fazlınla bana nasib eyle. Dünya ve ahirette bana af ve afiyeti rızık et ve bizi selâmet içinde, güvenli ve kazançlı olarak yurtlarımıza ulaştır.]" demesidir.
Allah'ın, toplanmasını bana muvaffak kıldığı hac zikirleri böylece son buldu. Bu kitaba göre biraz uzun geldi ise de bildiklerimize nis-betle bunlar, az ve kısadır. Kerim olan Allah'dan, bizi taatine muvaffak etmesini, bizimle arkadaşlarımızı, keramet yurdunda birleştirmesini dileriz.
ütbi'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in kabri yanında oturuyordum. Bir bedevi geldi ve şöyle dedi:
- Sana selam olsun Ya Rasulallah! Allah Teâlâ'nın "Onlar, kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'dan mağfiret dileseler ve peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın, tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi."'9) dediğini işittim ve ben günahlarımdan istiğfar etmek ve bunda senin şefaatini dilemek için geldim.


Adam daha sonra şu manzumeyi söyledi:

Ey kemikleri ovada gömülenlerin en iyisi
O kemikler ki, güzel kokusuyla ova ve dağlar kokuyor
Senin durmakta bulunduğun bir kabre canım feda olsun
Bir kabir ki iffet ondan, cömertlik ve kerem, ondan akıyor

Utbî şöyle dedi: Bedevi adam, sonra ayrılıp gitti. O sırada uykum bastı. Rüyada Rasulüllahsallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm ve bana:
- Ya ütbi! O bedeviye yetiş ve Allah Teâlâ'nın onu affettiğini kendisine müjdele, buyurdu.

Yorum Yaz                                                                                                                                                Şifalı Dualar Yukarı... 


 
 

YORUMLARINIZ

hadisler için Allah ebeden razı olsun.ayetlerin sure adını ve ayet numarasını verirseniz daha çok istifade ederiz inşaallah.hadisleri cemaatada okumak istiyorum.hadislerin kaynağınıda bildirmem gerekiyor.Allah hayırlı hizmetlerinizi devam ettirsin inşaAllah.

Ekleyen:serap uçar | 25:03:11

Selam

S.A elvela bu güzel siteyi yapanada emeği geçenden'de ALLAH'razı olsn devamını dilerim

Ekleyen:Ercan | 24:03:11

baş ağrısı

allahın selam ve bereketi üzerinze olsun

Ekleyen:murat koç | 24:03:11

hastalıgım için

sayın hocam nete gezinirken buldum sizin sitenizi .çok begendim biraz okumaya çalıştım bu kitabınız satılıyomu milmiyorum da.hocam benim sürekli okunmam lazım bunu biliyorum his ediyorum ve nasıl yapıcamıda bilmiyorum çok zor durumdayım bunuda biliyorum .sitenie girdim okudum duvaları inanın içim açıldı ALLAH RAZI OLSUNKİ SİZDEN DERİM BEN

Ekleyen:inci göker | 24:03:11

1 ay önce okumuştum gerçekten işe yarıyomuş

Ekleyen:deniz sarı mehmet | 17:03:11

1 [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31]

   

Yorum Ekle
















 
     
   
YORUMLARINIZ YÖNETİCİMİZ TARAFINDAN ONAYLANDIKTAN SONRA  YAYINLANACAKTIR...

Etiketler:şifalı dualar, şifa duaları, şifa duası, sifali dualar, güzel dualar, etkili dualar, tesirli dualar
 

Müşteri Hizmetleri | Garanti ve İade Şartları | Teslimat Şartları | Gizlilik Taahhüdü ve Güvenlik Politikası | İletişim | Ana Sayfa

                                                                                                                                                                                     Copyright © 2009 Şifa Market | www.sifamarket.com
                                                                                                                                                                                                                                      0224 224 55 92 (pbx)